İçimizde Solmayan Şahmaranlar’a

0Shares

Seni kaybettiğim dünyada
Bulmak istemiyorum
Geçtiğim yollarda ki bütün aynaları ters kapattım
O her köşe başında
Tüm insanlardan sakladığın hatıralardan
Birer yıldız yaptım ve onları
Bilmediğim bir dünyanın göklerine astım… (alıntı)

‘’Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur zaman içinde’’ ki zaman diliminde yaşayan şah-ı meran yılların şahı, kraliçesi…  İnsanlığın ve kendi yaşadığı toprakların tarihçesini çok iyi bilen bilge kadın, öngörünün sahibi Şahmeran.  ‘’Biliyorum, gitmene izin verirsem sende bana ihanet edeceksin ve yerimi diğer insanlara söyleyeceksin. Ancak bu topraklarda aşklar ölümünedir.’’ Söylemi ile insanlık tarihinin kendi çıkarları için yapmayacakları kötülüğün olmayacağını hatırlatırken. Mem û Zin, Derweş û Adule, Sîyabend û Xece’nîn aşklarına vezir misali kötü kalpli Bekoların gerçeğini de ortaya koymaktadır. Bilmek bazen yeterli olmuyor görüyorsun sonun da ki hüsranı ama yine de deyip bir ihtimal bir olasılık veriyorsun. Yaşanmış bütün iyi şeylerin hatırına deyip. Asıl olanı görmüyorsun hep olumsuzdu diye hep olumsuz gidecek değil ya deyip gerçeği görmezden gelen Şahmeranın, tarihe bıraktığı bir direniş bulunmakta.

Yücelen bilge kadının sembollü ise Şahmerandır. Kadının bütün ahlaki politik özelliklerini kendinde barındıran Şahmeran. Kadının bir bilge olduğunu kendi efsanesinde göstermektedir. Bilgelik, sağlık (doğal, tıp vs.), inanç, sevgi, bağlılık, tarihi doğru okuma bütün bunlar kadının kendi özünde barındırdığı hakikati olmakta. Mezopotamya dışında bir çok yer de Şahmeran erkek olarak tasvir edilmekte bu cinsiyetçi yaklaşımın sebebi ise başında ki Şahtan gelmekte bundan dolayı değilse bile kadına atfedilen, kadında bulunan bütün bu özelliklerin hazmedilmemesinden kaynaklıdır. Her şeyi erkek egemenlikli sistem aleyhine kullanan tarih elbette ki böylesi bir efsaneyi de kendi çıkarı için kullanacaktır. Dersîm’de Besê’nin direnişi, Koçgiri’de Zarife’nin mücadelesi, Rındexan’nın Malabadi köprüsünde ki toprağa olan bağlılık neyse Şahmeran’nın mücadelesinin bizlere bıraktığı en soylu mücadele olmakta. Şahmaran, vezir şahsında  erkeğin bireysel çıkarları için katledildiyse de kadının söylenen türküsü yarım kalmadı. O türkü söylenmeye başlanmıştı zaten. Söylenen türkünün sesi kısılmaya başlandıysa da şimdi hep bir ağızdan daha gür söylenmekte.

Renk, dil, ırk ayırmaksızın şimdi Şahmaran’ların yılanları, Şahmara’nın izinde takipçileri ve mücadeleyi yükselterek devam etmektedirler. Bu gün Şahmaran’ın izinde yürüyen kadınlar artık dağlara yönlerini vererek soluksuzca yürümektedirler. Kadın Yaşam Özgürlük şiyarlarıyla mücadelelerini yükselterek yol almaktadırlar. Dağlarda Zilanlaşarak, Saralaşarak, Beritanlaşarak, Semalaşarak ve Viyanlaşarak direnen bütün kadınlara öncülük etmektedirler.

Yürüyorlar yorulmayı bilmeden koşmayı ve kanatlanmayı öğreterek. Bir Simurg kuşu gibi kendi küllerinden yeniden kendilerini yaratarak Şahmaran’ın efsanesini yaşatarak ve yaşayarak.

Bir fısıltı yayıldı artık Şahmaran yeniden dirildi… Burada artık içimizde. Katledilen bütün kadınların yeniden oluşumu olarak hesap sormaya geldi. Boğazı kesilen bir kadının, intihara zorlanan, çocuk yaşta evlendirilen kızların, diri diri yakılan kadınların hesabını sormaya bütün kadınların direnişin öncüleri, sembolleri olması için mücadeleyi büyütmeye geldi. Ardılları her yer de. Kadın artık dağlarda, sokakta, caddelerde yaşamın her yerinde…

Şahmaran içimizde…

Besê Pelin  

Attachment