Yaşamın Rengiyle Bütünleşen Ve Güzelleştiren Dağların Kızı Aze

0Shares

Şafakların kızıllığında çarpar yürekler. Ve çarpan her yürek kendi kızıllığını seçer ve sever. Sevdiğini büyütmelisin, güzelleştirmelisin çünkü o artık senin olmuştur. Yani şafak senin olmuştur ve kızıllığı da artık senindir. Güzelleşirse sevilir, sevildikçe yücelir.

Şafakların kızılla çaldığı bir günün güzelliğinde 1976 yılında gözlerini dünyaya açar güzel mi güzel, küçük mü küçük bir kız. Gözlerini açmasıyla anne kucağında görür ilk güzelliği. Anne şefkatiyle bakar etrafına ve dünyaya. İzmir’ de dünyaya gelen güzel Aslı her küçük adımında yaşamı tanır ve de insanları. Tanıdıkça dünyanın sadece güzel olmadığını anlar. Her güzelliğin altında yatan çirkinlikleri ve bunu dünyaya yayanların yine insanlar olduğunu görür.  Özellikle lise yıllarında artan arayışları ve çelişkileri Onun devrimciliğe sempati duymasını sağlar. Gözlerini Kürdistan topraklarına ve güzelliğine diken karanlık suretlerle tanışır. Özgürlüğe düşman, köhnemiş zihniyetin tehlikesini her geçen gün daha da iyi sezer. Bunca güzel değeri yok eden bu düşman karşısında böylesine sessiz kalmak onlara boyun eğmek anlamına geleceğinin farkındadır. Ülkesini, insanını, özgürlüğünü elinden almak isteyen cellada asla boyun eğmeyen güzel yürek, sistemde kalacağı her anın kölelik zincirleriyle daha da sıkı sarılacağını bilir. Üniversite yıllarında yurtseverlik duygularıyla tanışan Aslı. Bu duyguların verdiği heyecanla verili sistemde daha fazla kalamayacağını anlar. Ve Aslı 1997 yılın da büyük istek ve merakla PKK saflarına katılır. Yunanistan üzeri saflara katılan Aslı artık Aze olmuştur ve de heval. Yunanistan’da kısa bir süre kalan Heval Aze hasretiyle yanıp tutuştuğu, her an düşlediği ve görmek için can attığı Önderlik sahasına gönderilir. Özgürlük bir tercihtir demişti onlarca yiğit yürek ve Heval Aze tercihini özgürlükten yana yapmıştı. Ona özgürlüğünü verecek olanla ve bu uğurda ona savaşmasını öğretecek olan yüce insanla buluşmuştu artık. Önderliğin keskin bakışları, sıcak yüreği ve eliyle buluşmasıyla Aze için yeni bir doğuş, yeni bir yaşam süreci başlamıştı. Yeniden doğacaktı Aze. Emekleyecek, yürüyecek ve koşacaktı. Onu bu eller, gözler ve yürek büyütecekti. Yüreği heyecanla çarpan Aze artık hep hayalini ettiği bilge insana kavuşmuştu. Önderliği görünce heyecandan dili tutulan, ne söyleyeceğini bilemeyen, konuşamayan Aze aslında diline, kimliğine kavuştuğunun farkındaydı. Artık hiç susmayacak hep konuşacak, hep sorgulayacak ve hep güzel gülücüklerle etrafını da güzelleştirecekti.

Önderlik sahası Heval Aze için kendini tanımanın ilk ve en önemli adımı olmuştu. Tarihini, kürtlüğünü, düşmanını burada tanımış ve bu gerçekliklerin farkına yüce insan sayesinde varmıştı. Önderlik Aze gibi binlerce yoldaşın saçından tut tırnağına kadar birçok şeylerine müdahale ediyor. Özgür kadın kişiliğine, kimliğine nasıl kavuşacaklarını öğretiyor büyük bir sabır ve istekle onları yaşamın her anında eğitiyordu. Kuşkusuz sistemin yaratmış olduğu yanlış kişiliği yeniden yaratmanın kolay olunmayacağını çok iyi biliyordu. Ve bu yüzden büyük sabır, inat, inanç ve umutla sistemin yaratmış olduğu kişilikle mücadele ediyor ve değiştiriyordu. Önderliğin bu büyük mücadelesini, sevgisini gören Heval Aze büyük bir istek ve ihtiyaçla yaşamın her anında kendini eğitiyor ve bu yüce insana gün geçtikçe ve tanıdıkça daha da bağlanıyordu. Önderlik sahasında bir süre kalan Heval Aze bu sefer ülke topraklarına ayak basmak için hazırlanmıştır.  Bir yandan Önderlikten ayrılmanın hüznünü, diğer yandan dağlarla buluşmanın sevincini yaşamıştır. Fakat nereye giderse gitsin Önderliğin her zaman onunla olacağını bilir. Ve yine yüreğine binleri sığdıran Önderlik güzel Aze’yi de yüreğine sığdırmış ve her yoldaşı gibi onu da çok sevmiş ve emek vermiştir. Mücadelesinin her anında kendi emeğiyle büyüyen ve büyüten heval Aze Önderliği anladıkça keşke şimdiki halimle Önderlik sahasında olsaydım demiş ve zamanında Önderliği anlamamanın pişmanlığını hep yaşamıştır.

Dağ; yücelmenin, güzelleşmenin özgürlüğe kanat açmanın meskeni. Dağlar huzurun adresidir. Ve dağlılaşmak; bu huzuru yaşamak, özüne kavuşmaktır. Heval Aze yürüdüğü bütün yolların güzelliğinde buldu kendini. Kaybolan benliğini kimi zaman tükenen nefesinde, kimi zaman su isteyen dudaklarında ve kimi zamanda uykusuz gecelerinde arıyordu. Dağlar zorluydu, güç, irade istiyordu. Güzel olan zordu her zaman, tıpkı dağlar gibi. Ve Aze güçlüydü, iradeliydi en önemlisi ise özgürlüğe hasreti. Yürüdüğü yolların zorluğuna, uykusuz gecelere, susayan dudaklara hiç aldırış eder miydi? Çünkü bilirdi özgürlük bedelsiz olmazdı. Nice yiğitler bu uğurda savaşıp, kan dökmemiş miydi?, nice güzel yürek özgür bir ülke hasretiyle sonsuzluğa uğurlanmamış mıydı? Heval Aze bu bilinçle her an kendini, yüreğini, beynini büyüttü. Kısa bir sürede hızlı gelişti ve geliştikçe güzelleşti. Yoldaşlarının her zaman moral kaynağı olabilmek o kadar kolay değildir. Ama heval Aze bunu her zaman başarmıştır. Coşku, moral ve heyecanıyla bütün yoldaşların yüreklerinde en sıcak yerini almıştır. Yoldaşlarının tabiriyle çılgın Aze Yaşamı hak edildiği gibi yaşıyordu. Çılgınlıkları Onun yaşama, yoldaşlara olan sevgisinin göstergesiydi. Çılgın olan güler yüzlü, heyecanlı, mutlu, yenilikçi, şakacı, eğlenceli, enerjili, coşkulu ve sevgi dolu olandır. Böyle olduğun için çılgınsındır aslında. İşte bu Heval Aze ’nin yaşama olan bağlılığının en büyük göstergesidir. Aze artık kimsenin değil kendisinin olmuştu. Dağların kızı olmuştu Aze. O dağ kokuyor, dağ da o kokuyordu. Onun deyişiyle O dağı dağlarda Onu sevmişti. Dağ yürekli olmuştu Aze.

Yoldaşlık çağlayan bir ırmak misali yaşamın her yerine akar. Aktıkça temizler, berraklaştırır. Geçit vermez güzel olmayana ya da çirkin olanı sürükler ve en sonunda atar karanlık kuytu köşelere. Ama izin vermez bulandırsın, kirletsin Onu. Aze de yoldaşlık çağlayan bir ırmağa benzer. Coşkundur, çılgındır, sürekli akar ve de gürleşir. Durağanlık yoktur Onda, aktıkça kendisiyle beraber tomurcuklar yeşertir, güzelleştirir, renklendirir yaşamın her bir karesini. Yoldaşlığına büyük bir sevgiyle bağlıdır Aze. Onun için önce yoldaşı sonra Odur. Emekle büyütür yoldaşlığını, emekle sever, besler yoldaşlığını. Yoldaşlarının yüreklerine taht kurmuş esmer gülüşlü bir melektir O. Yaşamın her anı onun için kendini eğitme, geliştirme alanıdır. Hiçbir zamanını boşa harcamayan Aze büyük çaba ve istemiyle kısa bir sürede Önderliği anlayan, kadın kurtuluş ideolojisinde derinleşen bir militan olur. O anın devrimcisi, aslında anın kendisi olmuştur artık. Önderliğin kadına verdiği değerin, güvenin farkındalığıyla her anını Önderliğin istediği özgür kadın kişiliğini kendinde yaratmanın kararlılığında yaşar. İdeoloji de derinliği, yoldaşlığında samimiyeti, yaşamda coşkusu ve sadeliğiyle tanınmıştır. Örgütün çeşitli alanlarında bir çok görev ve sorumluluk üstlenmiş, üstlendiği bütün sorumluluk ve görevlerini layıkıyla yerine getirmiştir. Yaptığı her işini aşk tadında yapmış, başarıların sahibi olmuştur.

Özelikle kadın komuta düzeyinde hep sevilen, örnek alınan konuma sahiptir. Yapısıyla sürekli bir uyum içerisinde olan Aze yapısı tarafından çok sevilen ve hep özlenilen, aranan, beklenilen, yüreklerde yer edinen güzel bir komutan olmuştur. Aze’nin komutanlığı özünün en güzel yansıması olmuştur. Geliştiren, eğiten, eleştiren, coşturan ve moral veren güçlü komuta kişiliğine sahiptir. Güler yüzünde umudu, sevgiyi ve inancı aşılamıştır her bir yoldaşına. Ceylan gözlerinde her an düşlediği özgür bir Kürdistan da bu güzel yoldaşlarıyla Önderliğe sarılmak ve Onun için halaylar çekmektir en büyük hayali. Halay çekmeyi çok seven ve halaylarda özgürlük anlarını yaşayandır O. Her bir yoldaşını bu özgürlük halayına çekip zılgıtlarla coştukça çocuk ruhunun saflığında sever onları. Nasıl ki halaylarda büyük bir coşkuyla başı çekmişse, yaşamda da büyük bir iddiayla özgürlük mücadelesinde başı çekmiş ve öncülük rolünü en başarılı bir şekilde oynamıştır.

Cennetin taa kendisiydi Botan ve cennet ondan bir parçaydı sanki. Ağaçlar yeşilin en güzel rengine bürünmüş, serin sularıyla kucak açmıştı bütün canlılara. Bin bir çeşit meyvesi ve çiçeğiyle Kürdistan’ın gelini olmuştu Botan. Nice yiğitler sende saklı kaldı Botan. Güzelliğine hasret kalanımı dersin, sana doyamadan gidenimi ya da tam sana kavuştum derken veda edeni mi? Neden bu kadar güzeldi Botan ve de gizemli? Senin sırın sende kalsın Botan. Ama bana geri ver güzelleri, yiğitleri.

Doğanın en güzel harikası Botan’a başlamıştı yolculuk. Aze ikinci kez yönünü harikalar diyarı Botan’a çevirmişti. Botan Onsuz O da Botansız olamıyordu. Yürüdüğü her patikada geçmişte beraber yolculuk yaptığı yoldaşları ve anılarını hatırlıyordu. Keşke şimdi burada olsaydı dediği birçok yoldaşından ayrılmıştı. Bu ayrılık her ne kadar acı verse de Botana gitmenin heyecanı ve sevinci daha ağır basıyor ve Onu bir an önce yetişmenin isteğiyle daha canlı kılıyordu. Hiçbir zorlanmaya aldırış etmeden yürüyordu güzel komutan ve özlü yoldaş. Nudanın, Adılın, Egitin, Çiçeğin ve daha nicelerinin meskenine gitmek Onların yüreğinden bir yudum su içmek için daha da hızlı atıyordu adımlarını. Binlerle yürüyor ve binlerin izinde yürüyordu Aze. Çocuk ruhu hiç durgunlaşmıyor yakınlaştıkça daha da gençleşiyor, Coşkun seller gibi hırçınlaşıyordu. 2015 yılında öncelikle Van eyaletinde komuta düzeyinde rolünü oynayan Heval Aze Kato’larda, Besta’da, Faraşin’de ve Botan’ın daha birçok yerinde en özlü ve başarılı bir şekilde bütün yoldaşlarına öncülük eder. Botan’ın her bir karış toprağına aşık olan Heval Aze devrimden sonra Botan’ın her yerini turistik yer yapıp herkesin bu güzellikleri görmesini ister. Botan Aze ile daha da renklenmiş ve neşelenmiştir. Botan’ın en güzel kokulu çiçeği O olmuştur. Yerinde durmayan, sürekli görevlerden göreve koşan Heval Aze yine göreve gitmenin heyecanıyla kalkar, hazırlanır ve yola koyulur. Yollar uzak, yollar bitmez ve yollar zorludur. Ama sonunda güler bir yüz ve dost sohbeti var ise o yollar cehennem bile olsa cennet gelir Aze ye. Yola koyulmuş, gülüyor ve konuşuyordu Aze. Nede güzel gülüyor, nede güzel konuşuyordu o gün. Sanki bütün doğa Ona bakıyor, Onu dinliyormuş gibi. Bu son gülüş, bu son bakışımıydı yoksa, o yüzden mi hüzünlü, gözü yaşlıydı Botan. Oysa veda etmeyi sevmezdi ki Aze. O hep merhaba derdi ve de severdi merhabayı. İşte 2018 Kasım ayında gülen yüzü ve hiç bitmeyen coşkusuyla şaşırtan vedayı yapmıştı. Komutan Delal ile beraber şahadete ulaşan Heval Aze özgürlük halayını Delal ve yanında onlar gibi kahramanca şahadete ulaşan yoldaşlarıyla semalarda bir kez daha çekmişti.

Yaşamından şahadetine değin fedaice yaşayan güzel yürek bütün yoldaşlarının yüreğinde kendi emeğiyle yer edinmiş ve çılgınlığıyla herkesin yüzündeki en anlamlı tebessüm olmuştu.

Bizler de Onların mücadele yoldaşları, yol arkadaşları olarak anılarına sadık kalacağımıza ve intikamlarını büyük bir öfke ve kinle alacağımızın sözünü onların şahsında bir kez daha yineliyoruz.

Hemrin Dersim

Attachment