Umudun Ve Özgürlüğün Tanrıçası Zilan

0Shares

Süreci değerlendirirken ne kadar kritik ve hassas bir dönem içerisinde olunduğu gözler önündedir. Bu yoğunlukta yaşanılanları iyi tahlil etmek lazım ve bir daha tarihe bakmalıyız ki yaşanılanların bir kez daha tekrar etmesine izin vermemeliyiz. Faşist devletin Kürt halkına karşı kültürel soykırımları devam ediyor. Kürtlerin kazanımlarını engellemeye çalışıyor ve işbirlikçi Kürtleri oluşturarak kendini güçlendirmeye çalışmaktadır. Buna karşı Kürt halkı kendini daha çok örgütleyip ve mücadeleyi süreklileştirerek “dem dema azadiye” hamlesine sahip çıkmalıdır. Özgürlük zamanın geldiğinin ve dört parçaya ayrılan Kürdistan’ın artık birleşme zamanın yakınlaştığını belirtebiliriz. Bunun için Kürt halkı büyük bedeller vermektedir ve mücadelesini daha da yükseltmesi gerekmektedir. Kürt halkını tarihi bir sorumluluk beklemektedir. Nasıl ki 30 Haziran 1996’da Şehit Zilan yoldaş tarihi bir sorumluluk alarak kadınların ve halkların özgürlük umutları için düşmanı beyninden vurarak, büyük zafer kazanarak ve o anın hakikatini ortaya çıkartarak toplumu koruyan bir özgürlük tanrıçasına dönüşmüşse; bugün de Kürt olarak, kadın olarak hepimizden aynı sorumluluk düzeyinde süreci sahiplenme beklenmektedir. Nasıl ki neolitikten beri tanrıçalar topluma öncülük, fedakârlık yapmışsa aynı zamanda da toplumunu koruyan ve besleyen olduysa; tanrıça Zilan fedai eylemiyle Önderliği, kadınları ve Kürt halkını koruyup ve halkın özgürlük umutlarını beslediğini göstererek tanrıçaların özüne nasıl dönüştüğünü bize bir kez daha göstermiştir.

Tanrıçalaşarak xwebun olan Zilan yoldaş mektubunda, ‘Yaşam iddiam çok büyük. Anlamlı bir yaşamın ve büyük bir eylemin sahibi olmak istiyorum. Yaşamı ve insanları çok sevdiğim için bu eylemi gerçekleştirmek istiyorum.’ Diyerek ne kadar bilinçli ve özlü bir eylem yaptığını bu cümlelerle bir daha kanıtlamıştır. Büyük yaşamın aşk savaşçısı olarak Kürt halkının gönlünde taht kurmuştur ve büyük sevilen bir yoldaşımız olmuştur. Anneler doğan çocuklarının isimlerini Zilan koyarak, Zilan yoldaşı böylece ölümsüzleştirmek istemişlerdir. Yani eylemiyle kadınlara ne kadar iradeli ve güçlü olunabileceğini göstermiş ve kadın hakikatini kendi şahsında ortaya çıkartmıştır. Günümüze baktığımızda Zilan yoldaşın serptiği tohumlar gittikçe daha da yeşererek sistemi parçalamaya başlamıştır. Kadınlar sessizken ses çıkarmaya başladılar, toplumda kadına yer dahi verilmezken toplumun öncüsü olmaya başladılar. Kadın özgürlük hareketimiz ve Zilanların öncülüğüyle kadınlar toplum içerisinde bir kimlik, hakikat ve mücadele sahibi oldular. Bu hakikatin izinde her yerde kölelik zincirini kırmaya başladılar. Kelebeğin kanat çırpmasının evrene etkisi olduğu gibi, Zilan yoldaşın fedai eylemi de kadınlara ve hareketimize etkisi olmuştur. Önderimiz “özgürleşen kadın özgürleşen Kürdistan’dır, hatta özgürleşen erkektir de.” sözleriyle kadının toplumun özgürleşmesinde ne kadar değerli ve anlamlı olduğunu, toplumu ne düzeyde etkilediğini göstermiştir. Zaten kadının doğal yapısını göz önünde bulundurduğumuzda doğaya ne kadar yakın olduğu görülecektir. Bu nedenle ilk toplumuna sahip çıkan, koruyan, kollayan kadın olmaktadır. Bu yüzden Zilan yoldaşımızın eylemi de düşmanın özgürleşme umudu taşıyan topluma ve özellikle de bu umudun taşıyıcısı olan kadına dönük tehlikelerine, saldırılarına ve inkar-imha politikalarına karşı yapılan fedai bir duruştur.

Tabi bunun yanında bugün sadece Kürt değil, dünya halklarının da özgürlük umutlarının belki de yegane taşıyıcısı olan özgürlük hareketimize de büyük ön açıcı olmuştur. Eylemiyle yeni taktik ve tarz nasıl yakalanır, nasıl büyük vuruş olunur bize bir kez daha göstermiştir. Nitekim süreç itibarıyla halkların yeni yaşam umudu haline gelen Önder APO’ya dönük gerçekleşen komplo karşısında süreci anlayarak ve erkek egemen zihniyetini çözümleyerek, Önder APO şahsında özgürlük hareketimizin geliştirmek istediği büyük ve anlamlı yaşama sahip çıkmıştır. Bize de düşen yoldaşlarımızın izinde gitmek ve bize bıraktıkları bayrağı göklere yükseltmek ve özgürlük bayrağımızı dalgalandırmaktır. Her süreç ve her hamle kendisiyle yeni taktik ve tarzlar getirmektedir. Önemli olan sürecin dilini kavrayabilmek ve Zilan yoldaş gibi anın yaratıcısı olabilmektir.

Bugün özgürlük hayallerinin yeşermekte olduğu dağlarımızın asi çocukları, mevzilerde faşizme ve işgale karşı kanın son damlasına dek görkemli bir mücadele yürütmekte olan yoldaşlarımız, Zilan yoldaşın ruhuyla ve bütün şehit arkadaşlarımızın özgürlük tutkusuna olan özlemle düşmana darbeler vurmaktadır. Cenga Haftanin ve Bazen Zagrose hamlesiyle düşmana büyük kaybettirmek için direnmekte olan yoldaşlarımız, özgür geleceğin umutlarını da tüm güçleriyle korumaktadırlar. Bizler Özgürlük hareketinin özgürlük gerillaları olarak faşizmi döktüğü kanda boğana dek mücadelemizden asla taviz vermeyeceğiz. Bir de imkansızlıkları imkana dönüştürerek ve imkanlardan fırsatlar yaratarak büyük vuruşlar yapan bir hareketiz. Bunu dost, düşman bilsin ki hareketimiz fedai bir harekettir. Hareketimiz her zaman ihanetçilere ve işbirlikçilere karşı mücadele yürütmüştür. Saf su kadar temizdir ve büyük bedeller vererek bugünümüze gelmiştir. Hareketimizin kökü kutsal aşk savaşçılarından gelmektedir. Başta Önderimizin fedai duruşu ve şehitlerimizin hakikat yolundaki fedai çıkışları mutlaka kazanacağımızın göstergesidir. Bu nedenle Önder APO’nun felsefesine sahip çıkmak ve şehitlerimizin bize yarım bıraktıkları projelerini gerçekleştirmek biz hakikat savaşçılarına düşmektedir. Halkı için canlarını feda eden şehit arkadaşlarımıza sahip çıkmak da bütün yurtsever halkımıza düşen dönem sorumluğudur. Yine eskisi gibi büyük eylemlerle, coşku ve morallerle şehitleri karşılamaları gerekiyor. Özgürlük savaşçıları onurlu ve şerefli bir yaşam için büyük bedeller vererek savaşırken buna halk sadece izleyici kalmamalıdır. Kürt halkı da özgürlük savaşçılarıyla birlikte düşmana karşı mücadele etmelidir. Kürt halkının onurundan ve şerefinden başka hiçbir şeyi kalmamıştır. Kapitalist sistem anlamsız bir yaşamı dayatmaktadır. Bu gerçeği görmek lazım yaşadığımız hayat gerçekten yaşamak istediğimiz hayat mı? Kendinize dönüp sormanız gerek ve tarih karşısında kendinizi sorgulamamız gerek. Yani halk olarak bu sürecin sorumluluğunu kaldırmak lazım. Bütün devrimler halk ve gerilla omuz omuza olduğunda başarıya ulaşmıştır. Dünya devrim tarihinde bunun örnekleri Vietnam’da, Angola’da, Küba’da, Chipas ve daha onlarca devrimde yaşanmış ve somut olarak görülmüştür. Bizim de Kürt halkı olarak elli yıla varan bir mücadele tarihimiz ve bu elli yıllık tarih içerisinde özgür yaşamı inşa etmek için amansız direnen, kahramanlaşan fedailerimiz vardır. Yani Önder APO’nun da söylediği gibi ‘Hakilerle partileşen, Egitlerle ordulaşan ve Zilanlarla zafere yürüyen’ kutsal bir mücadele gerçekliğimiz vardır.

Bundan sonrasında bizlere kalan, her şeyden öte Kürt halkı, kadınları ve gençleri olarak bu mücadele gerçekliğimiz etrafında birleşerek faşizmi yerle bir edene dek şehitlerimizden devraldığımız mücadeleyi zaferle taçlandırmaktır. Yaşamakta olduğumuz sürecin tek çıkış yolu ve özgürlüğe ulaşmanın tek yolu olan Devrimci Halk Savaşında birleşerek sahip olduğumuz bu kutsal hakikatin ışığında zafere ulaşabiliriz. Zafer Zilanların yoluna yoldaş olanlarındır, zafer özgürlük için direnen ve mücadele eden halkların ve insanlığın olacaktır.

Arjin Ruken

Attachment