Tüm Dünya Kadınlarına Ve Demokratik Kamuoyuna

0Shares

3 Ağustos 2014 tarihinde başlayan Şengal’in DAİŞ tarafından işgal edildiği ve binlerce Êzîdî kadının esir alındığı, yüzlerce insanın katledildiği, binlerce kadının taciz, tecavüz ve çeşitli işkencelere maruz bırakıldığı 73. Fermanı kınıyoruz. 73. Fermanda yaşamını yitirenleri ve Şengalin özgürlük mücadelesinde yer alan şehit Zekî Şengalî, Şehit Berîvan, Şehit Zerdeşt ve Şehit Nujiyan şahsında tüm Şengal şehitlerini saygı ve minnetle anıyoruz. Tüm dünya kadınlarını, bu soykırım gününün uluslararası alanda Kürt Êzidî ve Êzidî kadınlarının “soykırım ve kadın kırım” günü olarak kabul edilmesinin mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz.
Şengal ortadoğu açısından jeopolitik bir öneme sahip bir bölge olarak tüm güçler tarafından tanımlanmaktadır. Güney Kürdistan’da Musul ve Kerkük’e, yine Hesêkê’den başlayarak Rojava Kürdistan’ına açılan bir kapı gibidir. Şengal Suriye’den Irak’a oradan Türkiye sınırlarına kadar önemli bir geçiş hattını oluşturmaktadır. Kürdistan’a hakim olmak isteyen güçler tarihten günümüze kadar Şengal’e hep hakim olmak istemişlerdir. Bu nedenle Şengal Osmanlı’nın defalarca soykırım saldırıları yaptığı bir bölgedir. Aynı zamanda Kürtlerin sığındığı dağlardan başka dostumuz yoktur özdeyişinin anlama kavuştuğu alanlardan da biridir.

73. Ferman girişiminde de yine DAİŞ’in büyük hayali olan Irak-Şam İslam devletinin kurulması için bu geçiş hattına hakim olmak istemeleri yatmaktaydı. Şengal’in bu coğrafik önemiyle birlikte esas saldırı gerekçesi Rojava devrimiyle artık şehirler de köyler de sokaklar da evlerde kurumlaşan Kürdistan toplumsal özgürlük mücadelesi ve Kadın özgürlük mücadelesinin bu büyük gelişimine engel olmak istemeleridir. Egemenler, başta Türk devleti olmak üzere özgür kadının, erkeğin, çocuğun, yaşlının ve gencin özgürce örgütlenmesine asla tahammül etmemekteydi. Rojava devrimini boğmak amacıyla başlattığı bu sefer yine Önder Apo’nun inşa ettiği kadın özgürlük ideolojisine inanan yiğitler eliyle büyük bir başarısızlığa uğratılmıştır.

Herkesin Kürtlerin ve kadınların zamanı olarak tanımladığı mekanları ve zamanı işgal etmek isteyen DAİŞ’in hedefinde bu özgürlük ve orjinal Kürtlerin kadim coğrafyası vardı. Tüm dünyanın gözleri önünde sahipsiz, dayanaksız, güçsüz gördükleri bu kadim topluluğa saldıran DAİŞ binlerce kadını kaçırıp tecavüz etmiş. Esir aldığı kadınları kurdukları köle pazarlarında satılığa çıkarmıştır. Esas o pazarlarda satılığa çıkarılan dünyanın insanlık kaderidir. İnsanlığın duygularını, düşüncelerini işgal etmek amacıyla bu saldırılar gerçekleştirilmiştir.

Şengal, Irak ve federe Hükümet arasında henüz anlaşma sağlanmayan bölge olarak tanımlanan 140 madde kapsamındaki coğrafyada yer almış olsa da o bölge PDK tarafından idare edilen bir bölgeydi. DAİŞ’in saldırması ile birlikte bölgenin hakimi olduğunu söyleyen PDK tarafından saatler içerisinde terk edilerek Êzîdî toplumu DAİŞ’in insanfına bırakılmıştır.
Êzîdi soykırımına engel olmak ve Kürdistan coğrafyasını savunmak için ilk elde YPG-YPJ savaşçıları soykırıma müdahale etmiş. Ardından 12 HPG/YJA-Star gerillası öncülüğünde Derweşler ve Edûller fermanın sonuca ulaşmasına engel olmak için Kürdistan dağlarından yönünü Şengal’e çevirmişlerdir. Tarih Kürdistan’ın bu yiğit genç kadınlarını ve erkeklerini asla unutmayacağı gibi savunmaları gereken toprakları terk edenleri de unutmayacaktır.

3 Ağustos saldırısı êzîdî toplumuna, Kürt kadınlarına, Kürdistan toplumuna ve evrensel olarak da tüm dünya kadınlarına göstermiştir ki hangi coğrafyada yaşıyorsak yaşayalım, hangi dinden, mezhepden, renkten, dilden olursak olalım öz savunmamız yoksa erkeğin şiddetine maruz kalırız. Bu gerçek Kürt kadınları için daha fazla can alıcı bulunmaktadır. Çünkü Türk devleti kadınlara karşı tacizi ve tecavüzü bir özel savaş yöntemi olarak yürütmektedir. Kimliğimizi, bölgenin kadim ve yerleşik halkı olma özelliğimizi yok etmek için bedenlerimizi, ruhlarımızı, düşüncelerimizi ve topraklarımızı işgalle aynı kefeye koymaktadır. Kürdistan’da başlayan öz yönetim, öz savunma, eşit temsiliyet kavramları başta olmak üzere ekoloji, ekonomik, eğitim, hukuk-adalet, etik ve estetik değerlendirmelerimiz merkezi hegemonyayı rahatsız etmektedir. Merkezi hegemonyanın işgal ettiği bu alanları biz kadınlar başta olmak üzere Kürt halkı yeniden topluma kazandırmanın çabasını yürütmektedir. Merkezi hegemonya AKP-MHP rejimi eliyle Kürtlerin var olduğu tüm topraklara saldırırken öz yönetimin olduğu alanları özel olarak hedeflemektedir. Şengal bu nedenle AKP-MHP rejiminin hedefindedir. Başarısız kıldığımız 73 ferman ardından Türk devleti 5 kez hava saldırısıyla Şengal halkını hedeflemiştir. Türk devleti, DAİŞ’in başaramadığını MİT, Türk ordusu ve yerel işbirlikçiler eliyle başarmak istemektedir. 3 Ağustos Kadın Kırımının yıl dönümüne günler kala Türkiye’nin başkentinde DAİŞ’lilerin Şengal’de esir aldığı iki kız kardeş ailelerinin girişimleri sonucu bulunmuş. Aile, Türk başkenti Ankara’daki DAİŞ’lilerden para karşılığında evlatlarını geri almıştır. Bu tam bir köle tacirliği, Soykırımı suçuyken Türk devleti bu duruma tek bir yanıt vermemekte, DAİŞ’lileri korumaktadır. Şengal halkının, Şengalli kadınların bu gerçeğin karşısında daha örgütlü ve öz savunmasını daha güçlü sağlayarak kendisini savunmalıdır.
Bizler Kürdistan Özgür Kadın Partisi olarak, tüm dünya kadınlarını 3 Ağustos 2014 tarihinden beri topraklarından, kültüründen, topluluğundan koparılıp köle pazarlarında satılan kadınların tekrar topraklarına, kültürlerine ve topluluklarına dönme mücadelesinde destek olmaya, 3 Ağustos’u Êzîdî soykırımı ve kadın kırım günü olarak kabul edilmesinin mücadelesini yürütmeye çağırıyoruz.

Êzîdî soykırımı ve Kadın Kırımını yürüten tüm güçlerden hesap soruyoruz. Êzîdî topluluğunun, Êzîdî kadınlarının yürüttükleri özgürlük ve özerklik mücedelisini selamlıyoruz. Şengalin özgürlük mücadelesinde yer alan tüm özgürlük şehitlerini tekrar büyük bir saygı ve minnetle anıyor, anılarına bağlılımızı yineliyoruz.

PAJK KOORDİNASYONU