Toplumsal Doğa ve Uygarlık: Doğal Toplum – Paleolitik Dönem

0Shares

1)Paleolitik Dönem:

Paleolitik süreç homo habilisin yaşamaya başladığı süreçle başlar. Tarihçiler paleolitik dönemin 2,5 milyon yıl önce başladığını belirtmektedir. Paleolitik dönem de kendi içinde üç döneme ayrılır. Alt paleolitik, orta paleolitik ve üst paleolitik.

a.Alt Paleolitik Dönem: Bu dönemde ilk olarak homo habilis insana rastlanır. Homo habilisin anlamı yetenekli insan demektir. Bu aslında insanlaşmanın ilk başlangıç evresini de oluşturmaktadır. İlk klan tarzı yaşamın görüldüğü dönemdir. Bu nedenle klanın, toplumun temeli olduğunu söyleyebiliriz. Toplumun kök hücresi olan klan tarzı yaşam ilk kez alt paleolitik dönemde yaşanmaya başlamıştır. 10 taş alete kadar yaptıkları tespit edilmiştir. Fakat bugüne kadar yapılan araştırmalarda homo habilise ait fosiller Doğu Afrika dışında hiçbir yerde görülmemiştir. Bu da sadece Doğu Afrika’yla sınırlı kaldıklarını gösterir.

Homo habilisten sonra görülen diğer bir tür de homo erectustur. Homo habilis, başka bir tür olan homo ergasterin atası olarak da kabul edilmektedir. Homo ergaster çalışan insan demektir. Homo ergasterin ise homo erectusun atası olduğu söylenmektedir. Homo erectus dik insan anlamına gelmektedir, yani ayakta durabilen insan demektir. İsimlendirmelere bile baktığımızda ortaya çıkan gelişim ve dönüşüm fark edilmektedir. İnsanın insana doğru evrimleşmesini, kabiliyet kazanmasını ifade etmektedir.

Yaklaşık olarak 1,9 milyon yıl öncesinden 250 bin yıl öncesine kadar varlığını sürdüren homo erectus mağaralarda ilk kez kalan insan türünü de oluşturmaktadır ve aynı zamanda 50-60’a yakın taş alet yapabilmiştir. Bu daha fazla bir gelişimin olduğunu göstermektedir. Bu döneme ait önemli bir husus, hem homo habilis hem de homo erectus döneminde konuşma yoktur. İşaret dili hâkimdir, insanlar işaret diliyle anlaşmaktadır. Fakat Önderlik bu konuda, insan ilk taşı eline almaya başladığı anda düşünmeye başlamıştır, demektedir. Demek ki insanın düşünmeye başlaması yavaş yavaş gelişmektedir.

Mesela homo habilisin beyin hacmi 650 cm³’tür. Homo erectusun ise 900cm³’tür. Fakat bu hiç düşünemedikleri anlamına gelmemektedir. Taş alet yapmaya başladıklarına göre demek ki bir düşünce gelişimi mevcuttur. Fakat ileri düzeyde bir düşünme kabiliyeti hala yoktur. Düşünce daha çok kendini besleme ve koruma üzerinden gelişmektedir. Aletler de bu iki etken üzerinden gelişmektedir.

Uzun bir zamana kadar ateşin bulunuşunun homo erectus döneminde 800.000 yıl önce gerçekleştiği varsayılmaktaydı. Fakat yapılan kimi araştırmalara dayanarak -1981’de Kenya’da ve 1988’de Güney Afrika’da bulunan bulgular- insanların daha 1,42 milyon yıl önce ateşi kontrollü bir şekilde kullandıkları dile gelmektedir. Fakat ateşin en azından 500.000 yıl önce homo erectus tarafından artık günlük olarak kullanıldığı ortaya çıkarılan bulgulardan anlaşılmıştır. Ateşin kullanılması ısı, ışık, güvenlik ve beslenmede insanlık tarihinde çok önemli bir adımı teşkil etmektedir.

Alt paleolitik dönemin insanlık tarihine damgasını vuran en temel gelişmesi ise ilk kez bu dönemde, yani homo erectusun yaşadığı çağda ve bundan 1-1,5 milyon yıl önce insanın Doğu Afrika’dan çıkarak dünyaya yayılmasının gerçekleşmesidir. Bu yayılmanın sebebi, yaşam koşullarının Doğu Afrika’da yeterli kadar olmamasıdır. Öncelikle insanlar kendilerini tam olarak doyuramamaktadır. Buzul çağlarının başlaması da insanlara belirli zorluklar yaşattırır. İnsanlar yaşamak için arayış içerisine girerler.

İnsanlar bu dönemde, Doğu Afrika Rift hattından ilerleyerek yayılmaya başlarlar. Bir yerden sonra iki hat biçiminde ilerleyerek yayılma gerçekleşir. Bir bölümü Sahra Çölü ve Arabistan üzerinden ilerleyerek Mezopotamya’ya ulaşır. Süveyş kanalı ve Doğu Akdeniz üzerinden Verimli Hilal’e geçiş gerçekleşir. Diğer grup ise Cebelitarık Boğazı ve Güney Akdeniz hattını izleyerek İspanya ve Avrupa’ya ulaşırlar.
Fakat bu yayılmada daha çok Verimli Hilal’e doğru bir göç gerçekleşmektedir. Çünkü diğer yol daha zor ve uzaktır. Zaten o dönemlerde dünya haritası da bu şekilde değildir. Bugün bile kıtaların her yıl birbirlerine 2-3 cm yakınlaştığı, yer değiştirdiği veya uzaklaştığı iddia edilmektedir. O dönemlerdeki coğrafya da şimdiki gibi değildir. Yine buzulların olması, geçişi daha kolay sağlamaktadır. Buzulların üzerinden de bir ilerleyiş gerçekleşmektedir. Bu ilk yayılmadan sonra insanlar artık aşama aşama dünyaya yayılımlarını sürdüreceklerdir. Alt paleolitik sürecin M.Ö. 200.000’lere kadar sürdüğü belirtilmektedir.

b.Orta Paleolitik Dönem: Neanderthal insanla homo Sapiensin görülmeye başladığı süreçtir. Orta paleolitik dönem M.Ö. 200.000’li yıllardan M.Ö. 60.000’li yıllara kadar devam eder. Klan tarzı yaşam devam etmektedir. İnsanlar bu dönemde daha çok mağaralarda yaşamaya başlamışlardır. Hala işaret dili hâkimdir.

Homo sapiens düşünen insan demektir. Yani bugünkü insana yakın insan türünün çıktığı aşamadır. Homo sapiens’in beyin hacmi 1200-1400cm³’tür. Bu düşüncenin gelişmesinin insan beyninin de büyümesini getirdiğini göstermektedir. İnsanımsı denilen Hominid’in beyin hacmi 400-500cm³ iken, homo sapiense ulaşıldığında bu hacim 1200 cm³, daha sonrasında bu daha da gelişerek bugünkü insanda görüldüğü gibi 1400 cm³’e ulaşmaktadır. Bu da insanın gittikçe daha fazla düşünmeye başlamasıyla birlikte beynin gelişim sergilediğini göstermektedir.

Neandertal insan da aslında homo sapiensin bir kolunu temsil etmektedir. Fakat fazla yaşamazlar. Bir süreden sonra aniden yok olurlar. Buzul çağı insanıdır, vücut yapısı soğuğa göre yapılanmıştır, soğuğa dayanıklıdır. Beyin hacimlerinin homo sapiensten daha büyük olduğu belirtilmektedir. Geliştirdikleri aletler de vardır, avcılıkta homo sapiensten daha ileridir, ölülerini gömmekte ve aynı zamanda bu mezarların başında ayinler düzenlemektedirler. Türlerinin neden yok olduğu tam olarak netleştirilememiştir. Fakat bazı teoriler bulunmaktadır. Bir teoriye göre bir süreden sonra açlıktan öldükleri yönündedir. Diğer bir teori homo sapienslerin onları yok ettikleri, yine başka bir teoriye göre de tür olarak homo sapiensle birleştikleri yönündedir. Hangi teorinin doğru olduğu halen tam olarak netleşmiş değildir. Fakat şöyle bir gerçeklik mevcuttur. Neandarteller, buzul dönemi insanlarıdırlar; o dönemde buzulların erimesiyle birlikte vücutları sıcak iklime alışkın değildir, bu türlerinin yok olmasında bir sebep olabilir. Diğer taraftan ise çok yemek yiyen bir türdür. Mesela bir günde 15 kilo et yedikleri belirtilmektedir. Çünkü soğuğa karşı vücut dengesinin korunmasını bir şekilde bu yemekle sağlamaktadırlar. Fakat birden bire yok olmuşlardır. Yapılan araştırmalarda neandertallere yönelik önemli bir husus ise, günümüz Ortadoğu ve Avrupa insanının DNA’sının % 1 ila 4’ünün neandertal DNA’sı olduğunu ortaya koymaktadır. Yani atalarımızın içerisinde neandertaller de bulunmaktadır. Örneğin; 9 neandertal insanın kalıntıları Hewler yakınlarındaki Şanidar mağarasında bulunmuştur. Neandertallerin soyları yaklaşık olarak 28.000 ila 35.000 yıl önce tükenmiştir.
Mızrak ve okun yapılmasına ilk kez orta paleolitik dönemde rastlanmıştır. Kürdistan’da belirli yerlerinde bu dönemlere ait kalıntılar bulunmuştur.

c.Üst Paleolitik Dönem: M.Ö. 60.000’lerden M.Ö. 22.000’lere kadar süren dönemi ifade eder. Kalıntılarına Kürdistan’da Antep, Afrin, Süleymaniye, Kerkük, Musul, Hewler, Urfa, Adıyaman, Şengal’de rastlanmıştır. Üst paleolitik dönemde gelişim daha fazladır.
Homo sapiensin daha fazla gelişim gösterdiği ve kimi tarihçilerce artık homo sapiens sapiens olarak adlandırıldığı süreçtir. Yani düşünen ve bilgili insan ya da düşündüğünün üstüne düşünebilen insan anlamına gelmektedir. Bu insanlık için yeni bir aşamadır.

Bu döneme ait birçok resim, kabartma ve heykelcikler bulunmuştur. Bu döneme ait en fazla da kadın heykelleri bulunmuştur. Yine üst paleolitik dönemde esas olarak 70.000 yıl önce başlayan ve üst paleoilitik ile mezolitik dönemde de devam eden Würm denilen buzul çağı yaşanmıştır. Ki nitekim son buzul çağı olarak da nitelendirilen Würm buzul çağının 18.000 yıl önce en üst noktasına eriştiği ve 14.000 ila 10.000 yıl önce tamamen sona erdiği belirtilmektedir.

Üst paleolitik dönemdeki esas önemli gelişme ise Önderliğin “dil devrimi” dediği sürecin yaşanmasıdır. İnsan ilk kez işaret dilinden simge diline geçmekte ve nesnelere ad vermek gelişmektedir. Daha öncesinden işaret diliyle bir anlaşma olduğundan, bir nesneyi veya bir şeyi görmeden onu anlatabilmek, mimik ve jestlerle aktarabilmek zordur. Fakat nesnelere ad verme geliştikten sonra, o nesnenin illaki de orada bulunmasına gerek yoktur. Artık o nesnenin adı söylendiği zaman neden söz edildiği bilinmektedir.

Simge diline geçiş, nesnelere ad verme beynin daha fazla gelişmesini de beraberinde getirmektedir. Bu analitik düşüncenin gelişmesinin de başlangıcını ifade eder. Analitik, soyut düşünce ilk kez burada gelişim sağlamaya başlar. O döneme kadar düşünme tarzı tamamıyla somuttur. Yani bir nesneyi görmeden onun hakkında düşünce gerçekleşmemekte, ifadelendirme olmamaktadır. Duygusal zekâ zaten canlılığın gelişiminde vardır, evrenin oluşumuyla birlikte var olan zekâdır. Önderlik evrenin de bir zekâsının olup olmadığını sorguluyor, “acaba evrenin bu kadar genişlemesinin amacı özgürlük olabilir mi?” diye soruyor ve bu bir zekâya bağlıdır, diyor. Yani evrenin, dünyanın, canlıların oluşumu bir zekâya bağlı olarak gelişmiştir.

Önderlik, insanın taşı ilk eline aldığından itibaren düşünmeye başladığını belirtiyor, fakat analitik zekânın keskin bir şekilde ortaya çıkması ve varlığını koyması üst paleolitik dönemde gerçekleşmektedir. Bu da simgesel dilin gelişmesiyle bağlantılı ortaya çıkan bir gelişimdir. Analitik zekâ hesap yapabilen, mantıklı davranabilen, tahlil edebilen, yorumlayabilen, soyut düşünebilen zekâdır. Bu tarz düşünme, aslında insanlığın gelişiminde büyük bir sıçrama yaratacaktır. Bu zekâ aslında toplumsallaşma açısından da bir temeldir. Toplumsallaşma açısından büyük gelişmelerin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

Simge diline geçmekle, yani nesnelere ad vermekle konuşmanın, yani dilin zemini de oluşturulmaktadır. Daha cümlelerin oluşturulması, cümle kurma yoktur. Fakat kelimelerle bir ifade etme gelişmiştir. Kelimelerin hafızalanması, ad vermeyi geliştirir. Ad verme ise kimliklerin oluşmasının temelidir ve anlam vermeyi getirir.

Bu çok önemli bir gelişmedir. Bu gelişme, yani anlam verme, anlam gücü oluşturma toplumsallaşmanın da çok güçlü bir zeminini oluşturacaktır. Önderlik bu nedenle “dil devrimi” demektedir. Hatta bunu savunmalarında büyük harflerle dile getirir. Çünkü artık kimlik olgusu varlık kazanmaya başlar. Ad vermeyle birlikte her şeyin artık bir kimliği vardır. Bu, insanlığın gelişimi açısından çok üst bir aşamadır. Bu dönem aynı zamanda ilk inançların da gelişim sağladığı döneme tekabül etmektedir.

Paleolitik dönemin genel olarak özelliklerini sıralarsak: Litik, taş demek; eski taş devri anlamındadır, yontma taş devri veya kaba taş devri de denilir. Toplumsallaşmanın ilk başlangıç aşamasıdır, aynı zamanda ilk klan tarzı yaşamın ortaya çıktığı süreçtir.
Klanlar ise en fazla 25-30 kişiden oluşur. Kadın etrafında oluşan örgütlülüklerdir. İlk toplumsal işbölümü kadın ile erkek arasında gerçekleşir. Kadın toplayıcılıkla, erkek avcılıkla uğraşır. Hiyerarşisiz, iktidarsız, sömürüsüz bir yaşam biçimidir; ortaklaşmacı, paylaşımcı, birbirini tamamlayıcı yaşam tarzı hâkimdir. İlk kez totem inancının, animist düşüncenin, tabuların geliştiği dönemdir. Kadının ve doğanın bir ele alındığı ilk yaşam biçimidir. Tabiat ana düşüncesinin geliştiği, temellerinin atıldığı dönemdir. İlk büyücülüğün geliştiği süreçtir. Paleolitik dönemde açığa çıkan ve insanın ilk toplumsal evresini oluşturan klanın temel bazı özelliklerini ve bazı klan biçimlerini kısaca açımlayalım.

Berfîn Zin

Devam Edecek

Attachment