Rojava Kadın Devrimini Bir Kez Daha Kutluyoruz

0Shares

Dünyanın birçok merkezinde halklar, özgürlük, demokrasi ve adalet için sokaklara çıktığı bir dönemden geçerken, Kuzey Suriye halkları da 2011 yılından itibaren haklarını talep için sokaklardaydı. Tarihler 19 Temmuz 2012’yi gösterdiğinde halkların iktidara karşı biriken öfkesi, özgürlük ve demokratik taleplerinin yeni bir toplumsal kuruluşa dönüşmesine tanık oldu. 19 Temmuz 2012’de Kobanê’den başlayarak Rojava’nın tüm şehirlerine oradan Kuzey Suriye’nin birçok merkezini etkileyen bir devrime dönüştü. Hem bölgenin hem de Suriye’nin demokratikleşmesinde büyük bir atılım olan Rojava Devrimi’nde rolleri olan Arin Mîrkan, Legerîn, Zîn Kobanê, Hevrîn Xelef, Anna Campbell, Yade Aqîda, Zehra Berkel şahsında tüm Rojava devrim şehitlerini saygı ve minnetle anıyor, Rojava Devrimini gerçekleştiren ve bu devrimi savunma adına bedenlerini siper eden tüm bölge halklarını saygıyla selamlıyor ve Rojava Devrimi’ni kutluyoruz.

Kapitalist modernist güçler, insanlığın beşiği Ortadoğu topraklarını anti demokratik, kadın köleliğinin mekanı, adaletsizliğin merkezi, cehaletin yuvası olarak göstermekten hiçbir zaman vazgeçmediler. Kadın özgürlüğüne, adalete, ekolojik ekonomiye dair ne kadar değer varsa alt üst ederek gasp ettiler. Erkeğin iktidarcı arzularıyla birleştirilen bu hırsızlık sonucunda bölge tüm değerlerinden boşaltılıp büyük bir insanlık çöküşü ile karşı karşıya bırakıldı. Tüm bu yok etmelere inat Önderliğimiz, Kürt özgürlük mücadelesini ve Kürt kadınlarının özgürlük mücadelesini de bu topraklarda yeniden yeşertmeye çalıştı. Rojava işte bu değişimin önemli merkezlerinden birisi oldu. Önderliğimizin 20 yıllık emeği ile Rojava’da kadın özgürlüğü, ekolojik bilinç, demokratik örgütlenme kültürel bir yaklaşım olarak örgütlenmeye başladı. İşte 19 Temmuz’da Kobanê’de vücut bulan Rojava Devrimi bu miras üzerinden inşa edildi. Rojava Devrimi’ne kadın devrimi denilmesinin temel belirleyenlerden birisi de Önderliğimizin paradigmasına kendisini dayandırarak tüm yaşam alanlarında eşit temsiliyeti gerçekleştirmiş olmasıdır.

Merkezi hegemonyanın ve Türk devletinin beslediği çetelerin Rojava Devrimi’ni hedeflemesinin de temel nedenlerinden birisi de kadına verdiği misyon ve kadının kendi misyonunu kendi kendine inşa edip, korumasıdır. Ekonomiyi ekoloji ile buluşturup, endüstriyalizmden uzak durmaya çalışması, adaleti halkın kendisinin oluşturması, eğitimi yine toplumun kendisinin geliştirmesi, savunmayı başka bir güce devretmemesi merkezi hegemonyanın dikkatinden kaçmamıştır. El Nusra, DAİŞ, Türk devleti ya da merkezi hegemonyaya bağlı herhangi bir gücün saldırısının temel gerekçesi bunlar olmuştur. Bu karşıtlıklara rağmen dünyanın birçok merkezinden ise gençler ve kadınlar Rojava Devrimi’ne koşarak katılmışlardır. Onların da katılım gerekçeleri tam da bunlar olmuştur. Rojava Devrimi’ni savunmak için gençler ve kadınlar bedenlerini siper edip savunmuşlardır. Katılamayanlar ise bu devrimin başarı kazanmasını canı gönülden istemiştir.

Rojava Devrimi’nin başlangıç yeri olan Kobanê, Türk devletinin de hedeflerinden birisi olmuştur. Türk devleti devrimi doğduğu yerde nefessiz bırakmak istemiş. Erdoğan ‘Kobenê de düşecek’ diyerek DAİŞ ile ne kadar ortak iş tuttuklarını kendi diliyle ifade etmiştir. Erdoğan’ın bu yaklaşımına rağmen, Kuzey Kürdistan’dan Doğu Kürdistan’dan, Güney Kürdistan’dan binlerce insan sınırları aşarak devrimi korumuşlardır. Avrupa’dan, Amerika’dan Avusturalya’dan, Asya’dan onlarca gençler ve kadınlar özgürlük hayallerinin yeşerdiği Rojava topraklarına akın etmiştir. Büyük direniş ardından Kobanê kurtulmuş ve Rojava Devrimi kendi iradesiyle ayakta kalabileceğini dostlarına ve düşmanlarına göstermiştir.

Rojava Kadın Devrimi Ortadoğu ülkeleri açısından önemli bir model olma yolunda ilerlemektedir. Her ülke oradaki kadının savunma, hukuk, eğitim, sağlık, siyaset ve daha birçok alandaki çalışmasından ilham almıştır. Bölgenin demokratikleşmesi için bu kriterlere ulaşma çabası içinde olunmuştur. Örgütlü toplumun, örgütlü kadının geldiği düzey olarak ele alınmaktadır.

Rojava Devrimi, “özgür kadın özgür toplum” şiarıyla çıktığı yolda demokratik konfederal sistemin örgütlenmesinde hem Ortadoğu ve dünya hem de 21. yüzyıl için önemli bir model olarak varlığını koruyor. Fakat halen Türk devleti gibi faşist bir devletin günlük olarak saldırılarıyla karşı karşıya. Kürtlerin, kadınların ve bölge halklarının varlığını faşist iktidarı açısından tehlike olarak gören Türk devleti bu devrimi yok etmek için büyük saldırıp, büyük kazanmak istiyor. Rojava ve Kuzey Suriye halkları da şimdiye kadar gösterdikleri tutumla ve dünya halklarının desteğiyle büyük bir savunma hattı oluşturmuştur. Görülüyor ki Rojava Devrimi halkların, kadınların, doğanın, ekolojik ekonominin adaletin, özgür yaşam haklarının tarafında dururken Türk devleti kötülüğün, kadın köleliğinin, doğa katliamının, gasp ekonomisinin, adaletsizliğin, özgür yaşam haklarının gaspının tarafında durarak Rojava Devrimi’ne savaş açmaktadır.

Dünyanın her yerindeki kadın özgürlük mücadelesi yürüten kadınlar Rojava’daki özgürlük mücadelesini destekliyorlar. Bu büyük devrimi dünya kadın mücadelesinde yeni bir evreye taşıdığına inanıyoruz. Bizler Özgür Kadın Partisi olarak Rojava kadın devrimini bir kez daha kutluyoruz.

PAJK KOORDİNASYONU

Attachment