Rojava Devrimi Kadın Özgürlükçü Paradigmayla Gelişiyor

0Shares

Ulusal kimlik ve özgür kadın kimliği ile örgütlenen Rojava kadınları 80’li yıllardan 2010’lu yıllara kadarki zaman diliminde rejimin özel saldırılarına maruz kalmış, rejim zindanlarına atılmıştır. Rejimin her türlü özel ve psikolojik savaş yöntemleriyle karşılaşan kadınlar bedeller ödeyerek Rojava toplumunun ve kadınlarının örgütlenmesinde ısrar etmişlerdir. Bu özgürlük mücadelesi Önder APO’nun ve Kürt Kadın Hareketinin önderliği ve öncülüğü sayesinde ayakta durabilmiş, en temel ideolojik, paradigmasal ve sistemsel gücünü oluşturmuştur. Önder APO ve dağlarda örgütlenen Kürt kadın hareketi olmaksızın Rojava’da bir kadın devriminden bahsetmek mümkün değildir. Devrimin esas temellerini oluşturduğu için günümüzde kapitalist modernite Önder APO ve kadın özgürlük sisteminin kurulduğu dağlara ve gerillalara yönelmektedir. Bu anlamda kadın gerillaların sadece askeri olarak savaşan kadınlar olmadığını kadın özgürlük sisteminin ideolojik, siyasi, ekonomik her açıdan kurucusu ve temel kaynağı ve sürdürücüsü olduğunu hatırlamak gerek. PKK’nin kırk yılı aşan mücadele tarihinde kadın hareketinin tüm birikimlerinin toplumsal sistem olarak gerçekleşmesinde Rojava Kadın Devrimi bir zirve olmuştur.

Rojava devriminin başladığı 19 Temmuz 2011 yılına kadar toplumsal örgütlenmesini büyük oranda sağlamış olan kadın özgürlük hareketi çalışmalarını rejimin baskı ve soykırım politikalarından kaynaklı illegal yürütmek zorunda kalmıştır. Uluslararası komplo ile Suriye’den çıkarılan Önder APO’nun yokluğunu en yakından Rojava halkı ve kadınları hissetti. Komployla rehin alınması karşısında kadınların Önder APO’yu sahiplenme düzeyi büyük olmuştur. Baas rejimi Önder APO’dan sonra politikalarını daha açık ve şiddetle yürütmüş, Rojava uluslararası güçlerin işgal alanı olarak gündeme girmiştir. Amaç Rojava Kürdistan’ını işgal ederek soykırımı tamamlamak ve Kürdistan’ın maddi manevi zenginliklerini sömürmektir. Üçüncü dünya savaşı ve Kürdistan’ın yeniden paylaşılması kapsamında emperyalist güçlerin pay kapma savaşları Kürtlere ve kadınlara yönelik saldırı ve kullanma politikalarını da artırmıştır. Rojava Kürdistan’ında örgütlenen kadınlar öncülüğünde Rojava’yı işgalden kurtararak devletsiz, demokratik, ekolojik kadın özgürlükçü bir sistem inşası başlatılmıştır. Rojava’yı özgürleştirme mücadelesinde kadınlar en ön cephelerde yerlerini almış, Şehit Arin Mirkan’lar şahsında Kürt kadının özgürlük mücadelesi dünyaya yayılmıştır.

Dünyanın en barbar çetesi olan DAİŞ, Rojava Kürdistan’ında başlatılan devrimsel süreci engellemek, özgürleştirilen alanları işgal ve fiziki-kültürel soykırımı gerçekleştirmek için kapitalist modernite güçlerinin örgütlediği bir araçtır. Dünya ne kadar DAİŞ isminden korktuysa DAİŞ’in korkulu rüyası da Rojava devrimini gerçekleştiren Kürt kadınları oldu. Dört parça Kürdistan ve dünyanın her yerine sürgün edilmiş Kürt gençleri ve kadınları devrimi gerçekleştirmek için Rojava’ya akın ettiler. Kürt kadınlarının ülke topraklarını ve halklarını savunma ve sistemini inşa mücadelesinde elde ettikleri başarılar tüm dünyayı etkiledi. Fiziksel soykırıma karşı kadınların öz savunma gücü, tehdit altında yaşayan halkların kadınları için de büyük bir umut ve model haline geldi. Daha önce belirtmiş olduğumuz Kürdistan kadın özgürlük gerillalarının savaşta edindikleri deneyim ve başarıları Rojava’da Kürt kadınlarının savaş gücünün temeli ve dayanağı oldu. Rojava devrimine katılan kadın gerillalar Rojava’daki kadınları edindikleri savaş ve öz savunma sanatlarıyla eğiterek kurtuluş ve inşada belirleyici bir rol oynadılar. Bugün gerillaların deneyimleriyle eğitilen bu kadınlar sadece Rojava toplumunu değil, Suriye’de savunmasız kalan ve soykırım tehdidiyle karşı karşıya kalan halkların ve kadınların da öz savunma gücü olarak örgütlenmekte, büyük bedeller ödeyerek bunu gerçekleştirmektedir. Önder APO’nun İmralı rehine sistemi koşullarında geliştirdiği paradigma kadınların demokratik ulus sisteminin de temel perspektifini oluşturdu. Kürt kadınlarının dışında diğer halklardan kadınlarla ortak mücadele ve devrim süreci Suriye’deki tüm kadınları kendine çekti ve bugün öz savunma başta olmak üzere demokratik özerk yönetim sistemi içerisinde yerlerini almakta kendi sistemleri olarak görmekte ve savunmaktadırlar.

Öz savunma ve güvenlik alanlarında özgün olarak da örgütlenen kadınlar genel öz savunma güçleri YPG içinde de yer almaktadır. YPJ (Yekineyên Parastına Jin) esas savunma gücü ve merkezini oluşturmaktadır, dıştan gelen tüm saldırı ve savaş durumlarında kadının öz savunma gücü olarak örgütlenmektedir. Toplumun öz savunma örgütü olan HPC (Hêzên Parastına Civak) içinde de örgütlenmekte, kadın toplumunun olası tüm saldırılar karşısında kendini savunabilmesi için gereken bilinci ve öz savunma yeteneklerini edinmesini sağlayan çalışmalar yürütmektedir. Böylelikle öz savunmayı kadın toplumundan kopuk ele alan devletli anlayış aşılmaktadır. Her kadının yaşadığı mekânı ve toplumsallığı koruyacak bilgi ve yeteneğe sahip olması, korunmaya ve savunulmaya muhtaç kadın inşasını da yıkmaktadır. Topraklarını savunan genç yaşlı kadınların direniş görüntülerinin tüm dünyanın ilgisini Rojava’ya çevirmesi de bundandır. Yine iç güvenliği sağlayan asayiş güçleri içinde de örgütlenmektedir. Toplumsal sorun ve güvenlik sorunları ile ilgilenen bu alanda özelde kadınların karşılaştıkları sorunlara kadın perspektifinden yaklaşımıyla öne çıkmaktadır. Kadına ve topluma yönelik suçların üstünün örtülmediği tersine kadınların kendilerini güvende hissettikleri bir iç güvenlik inşa edilmeye çalışılmaktadır. Tüm öz savunma ve güvenlik alanlarında Arap, Çerkez, Süryani ve Ermeni farklı kültürlerden kadınlar yer almakta, öz savunmada kadın ortaklaşmasına dair alternatif bir model oluşturmaktadır.

Erkek egemen sisteme karşı yürütülen ideolojik-felsefik, kültürel mücadele zihniyet devrimine yol açmaktadır. Gerek geleneksel kadın inşalarına gerekse de erkek egemenliğine karşı büyük bir mücadele yürütülmektedir. Kadın devrimi ancak zihniyet devrimi gerçekleştirilebilirse kalıcı ve tüm topluma mal olabilir. Dünyadaki devrim deneyimleri de gösterdi ki zihniyet devrimlerini gerçekleştiremeyen hareketler zamanla aşılmak zorunda kaldıkları gibi kadın özgürlüğü açısından daha da geri bir durum yaşamak zorunda kalmışlardır. Rojava’da kadının akademik, kültürel, sanatsal ve yetenek kazandıran eğitim sistemi kadında aydınlanmaya yol açacak nitelikte geliştirilmeye çalışılıyor. Sadece kadının bilinçlendirilmesi erkeğin var olan statüsünü devam ettirmesi durumunda etkisiz kalmaktaydı. Kürdistan dağlarında Kürt kadın hareketi tarafından ilk defa gerçekleştirilen Önder APO’nun erkeği dönüştürme projesi Rojava’da uygulanmakta ve erkek egemen zihniyette büyük bir değişime ve bilince yol açmaktadır. Karma eğitim sistemleri toplumsal cinsiyetçilik konusunda bilinç oluşturacak nitelikte hazırlanırken özelde erkeklere yönelik uzun ve kısa vadeli eğitimler yapılmaktadır. Topluma yönelik karma toplantılar, seminerlerle sorunların ortak tartışıldığı zeminler çoğaltılmaya çalışılıyor. Jineoloji üniversitede bir bölüm olarak ayrıca yüzlerce akademi ve tüm okullarda müfredatta yer almaktadır. Jinwar deneyimi kadınların kendi yaşamlarını örgütledikleri ve özyönetimlerini gerçekleştirdikleri jineolojik bir deneyim oldu. Kendilerinin inşa ettikleri doğal mekanlarda eğitimden ekonomi ve ekolojiye, sağlıktan kültüre, kadın akademilerinden çocuklar için okullara ve oyun alanlarına kadar hayal edilebilecek her şey kendi öz güçlerine dayalı olarak gerçekleştirildi ve şu anda yüzlerce kadın Jinwar deneyimlerini tüm dünya ile paylaşmakta.

Sistemin çocuklar üzerinden geliştirdiği soykırım politikaları Kürt kültür ve dilinin yok edilmesini amaçlıyordu. Yaşamla tanışma ve kişiliğin oluştuğu çocukluğun işgal edilmesi egemen sistemin kendini ürettiği bir alan halini almıştı. Kadın devriminin kendisini en fazla hissettirdiği çalışmalardan birisi de çocuklara dönük soykırım politikalarına karşı özgür bireylerin gelişimini sağlayacak eğitim, kültür ve örgütlenme zeminlerinin oluşturulması olmaktadır. Baas rejiminin Arap milliyetçiliğine dayalı eğitim sistemi ve kültürel asimilasyon zeminleri ortadan kaldırılarak Kürt dili ve kültürüyle kendine ait özgür bireyler eğitilmektedir. Kendi yaşamlarına dair öz düşünce ve örgütlenmelerini sağlayacakları çocuk meclisleri ve komiteleri içerisinde kararlar alabilmektedirler. Eğitim alanından toplumsal alana, ekonomik alandan kültür sanat ve spor alanına kendi meclislerini oluşturmaya çalışan çocuklar topluma özgür bireyler olarak katılmaktadırlar. Rojava’yı savunurken şehit düşen yoldaşların çocuklarına dair özel projelerle devrimin maddi manevi tüm imkanlarından yararlanmaları sağlanmakta, birebir ilgilenilmektedir. DAİŞ çetelerinin çocukları egemen sistemin kurbanları olmaktadır.  Binlerce çocuğun özgür ve demokratik bireyler olarak eğitilmeleri ve yaşamaları için çeşitli projeler hazırlanmakta uluslararası devletlerin tüm duyarsızlığına karşın sorumlulukları kadın hareketi tarafından üstlenilmektedir. Savaş koşullarından kaynaklı çocukların kendi potansiyellerini aşan ekonomik iş gücü olarak sömürülmesine karşı mücadele başlatılmış, kadın hareketi öncülüğünde özgürce büyüyebilmeleri için ekonomik koşullar oluşturulmaya çalışılmakta, birçok proje uygulanmaktadır.

Zeynep Star

Devam edecek

Attachment