Özgürlük Tutkusu İnançla Mayalandığında

0Shares

Tüm Kapalı Kapıları Aralamaktır

15 Ağustos büyük devrimci atılımı bir çağın başlama kapısını Kürdistan dağlarında açarak umutların tohumunu yeşerti. Bu tohum sevinçlere bürünerek umudun renkleri coştukça coştu bu kapının açılışıyla. Eruh’un, Şemdinli’nin tarihi derinliğini uyandıran o muazzam his korku perdesini büyük bir hızla araladı imkânsız olanla. Hayat başka akıyordu Kürdistan’da bu defa. Tarihin gidişatı değiştiriliyordu o atılan ilk kurşunla. Egit’in namlusunda ruhunun özgürlük tutkusu tarihe coşkun bir nehir gibi aktı Kürt’ün ruhuna, düşmanın zihinlerde yarattığı korku duvarlarını yerle bir etti bu atılımla. Tarihin karanlık, havasız, şuursuzca uyutulan uykudan uyanışa geçmenin yolunu aralandı bu hamleyle. Aurası şavkla aydınlığa eriştirdi. Bir başka dünyanın var olduğunu serpe serdi gözleri kör olanlara gün gün öyle bir gösterdi ki… Bir tarihin akışı değiştirmenin onurlu yolu açığa çıkarıldı bu destanla. Ucunda ne olursa olsun. Özgürlük inançla mayalandığında engel tanımaz akar su gibi yolunu bulur her daima. Bu defaki kış suları değil, gelip geçiyor ise hiç değil, özgürlüğe kilitlenen tutkudur namludan atılan ateşli kurşunla. Bir şeyin gidişatı ilkler belirler tarih deneyimleri boyunca bize gösterilen. Yoldaş bunun bilincindeydi ve eylemini buna göre organize edip başardı. Tarihin sayfalarına ilk kıvılcımı bu bilinçle yaktı. Bu kıvılcım bütün dünya uğraşmasına rağmen asla söndüremedi ve asla söndüremeyecektir. Çünkü bu kıvılcım özgürlük tutkusuyla, inançla mayalandığı ve büyük devrimci atılım hamlesinin duygusu eklendiğinde 37 yıllık bir özgürlük serüvenini başlatmış olundu. Bu serüven özgürlük tacıyla ancak son bulur. Başka da hiçbir mümkünatı olamaz.

15 Ağustos günü büyük komutan Egit kahramanlık destanının yollarında yürümenin onuru bahşetti ardıllarına. Öyle güzel, öyle onurlu, sevinçle hınca hınçtı ki umut tohumları nadasaya bırakılan yüreklerin topraklarında yeşermeye başladığında… Tarih boyunca güzelliğin ve direnişin at başı gittiği bu diyarda tarih yine bu atılımla canlandı. Bu canlanma bizi özgürlük tutkusuna yakınlaştırdı. Tarih öyle bir şey ki atacağın her bilinçli adımını seni yine canlandırır özünle buluşturur. Tarih ve tarihi adımlar hayata yön vermeni sağlar, destekler ve seni daha bir güçlendirir. Yol göstericin olur. Tarih insanda capcanlıdır. Yeter ki onun farkındalığında olunmayı bilelim. Her bir tarih farkındalığı sende yeni farkındalığı doğal olarak geliştirir. Kaçsan da peşinden gelir. Çünkü tarih biz de biz de tarihte yaşarız. İki elmanın yarısı gibiyiz. Yaşamımızın kök damarları tarihtir. Koptun mu bu evrende kaybolursun. Karanlık bir kuyuya düşersin biçare, çare bulmaya çalışsan da kendini bulamazsın. Damarlarına ulaşmayana dek bu döngü hep böyle seyreder. Kaosta yaşarsın. Tarihinle kökünle buluştuğun an kendinsin ve kendilik üzerinde büyüyüp yücelirsin ancak.

Bir miras bırakmak, ardıllarına yol bulmak, kahramanlığın ve seçilmişliğin görevidir. Her insan özgürlük davasında kendini seçilmiş olarak görmeyi başardığında başaramayacağı hiçbir şey yoktur adeta. Sağlam bir katılım bu davada bilincine varan ve inancında olandır. İnanmak başarının yarısıdır. Gerçek gücünün bilincine ulaşan her birey başaramayacağı bir şey yoktur. İnanan kişi hep gerçekleşecek sözleri kullanır onun çabasında olur ve buda evren onu desteklemesine yardımcı olur gücüne güç katar ve amacını gerçekleştirmesine vesile olur. Şimdi doğaüstü gibi görünüyor olabilir ama bu bir gerçektir. Evren nasıl ki sadece enerjiden oluşuyorsa (ve bu kanıtlanmıştır) insanın duygu ve düşüncesi de enerjiden oluşmuştur. Her yürekten kullanılan sözler evrende dolaşıp tekrardan kişiyi bulduğunu bilmemiz bizi evrenin hakikatiyle yürümemizi sağlar.  Albert Einsteini diyor ki ‘insanlar ağzından çıkan sözlerin evrende dolaşıp tekrar kendisine geri geldiğini bilse ağzından çıkan kelimeleri ve düşünceleri daha dikkatli kullanmayı öğrenir.’ Evet bu evrensel hakikat bize şunu da hatırlatıyor. Tanrı diyor ki ‘senden hareket benden bereket’ ne kadar benziyor değil mi. Gerçeklere ulaşmak ve gerçeklerle mücadele etmek o kadar çok şey kazandırır ki…  Başarıya kilitlenen bir insanın başarmaması imkânsız olur bu doğrultuda. Olmazın teorisini evrene yollamak başarısızlık gelip onu bulacaktır ve başarısızlığı doğurmuş olacaktır. Olmazın yerine nasıl yollar ve yöntemlerle uğraşmak en doğru olandır. Başarıya kilitlenmek doğru yolu muhakkak bulmamızı sağlar. Kendi evrenini ve büyük evren arasındaki bağı bilmek bilincinde olmak doğru secimi yapmamızı kesinlikle sağlayacaktır. 15 Ağustos atılımında 3 noktada eylem planı yapılır. Bu 3 eylem noktası sadece Egit yoldaşın olduğu hatta büyük eylem gerçekleşir. Çünkü Egit yoldaş bu eylemi gerçekleştireceğine inanır ve bu inançla planını hayata geçirir. Diğer gruplar inanmaz içlerinde şüphe barındırdıkları için eylemlerini gerçekleştiremezler. Onlarda inanıp eylemlerini gerçekleştirmeyi başarsaydı tarihin seyri daha güçlü değişirdi.

15 Ağustos tarihi atılım bizler için kutsal derecede önem arz etmektedir. Tarihin gücünü diri tutmak yeni başarıları elde etmemizi sağlayacaktır. Tarihte saklı olan güce, evrende saklı olan güce ve bizde saklı olan gücü birleştirdiğimizde zafer ve değer yaratma kaçınılmaz olur. Bu 3’lü ittifakını hayatımızda kurmak, bunun sihirli bilincine erişmek yenilmez kişilikler açığa çıkacaktır. Tarihin seyrini değiştirmeyi başarmış insanlar bu üçlü ittifakı izleyenlerdir. Özgür yaşamı yaratmanın en temel dinamiği bu üçlü ittifakta saklı olduğunu bu gerçekliğe erişince ancak anlaşılabilinir. Hakikat burada saklı olduğunu insan kendini tanıdıkça, evrenle bağını bildikçe ve geçmişi bildikçe idrak edebiliyor. Önderlik her insanın yapılabileceği bir şey var dediğinde anlamakta zorlanırdık. Kuantumun çekim yasasını insan öğrendikçe yatalak bir insanında mücadelede büyük bir katkısı olabileceğini bilincine varıyoruz. Dua yoluyla isteklerimizi evrene olumlama enerjisiyle yollandığında isteklerin gerçekleşebileceğine bugün kanıtlanmış durumda. Ama bunu yaparken yürekten dilemek gerektiği de bilmek gerekli. Toplumda inanç haline gelen kötüye bir şey olmaz inancı duaların kabul olmasını engelleyen başka bir paradoks. Bilincine vararak inanmak hayallerimizin gerçekleşmesinin önünde hiçbir engel kalmaz. Zaten inandığın an hareket etmenin önünde hiçbir engel kalmaz. Doğallığında hayallerin yolunda olursun.

Evet evrende her şey enerjidir. İnsandaki enerjiyi nasıl kullanabileceğimizi öğrendiğimizde büyük gelişmeleri yaşamımıza çekeceğimizi öğrenmiş oluruz. Neyi ekersen onu biçersin deyimin derin anlamına eriştiğimizde hayatımızı istediğimiz gibi şekil vermeyi başarmış oluruz. Duydu ve düşüncelerimizi ne kadar pozitifleştirmeyi başarırsak başarıları elde edeceğiz. Pozitif duygu düşünceyi yakaladığımızda daha sağlıklı karar alabileceğimizi, önümüzü daha iyi görebileceğimizi ve başarıları daha iyi yakalayabileceğimiz bir gerçektir. Etrafımıza pozitif enerji verdiğimizde bize iki katı geri geldiğini denediğimizde çok iyi fark ederiz. Pozitif enerjinin mayası sevgidir. İçimizdeki negatif enerjiyle sevgiyle savaştıkça pozitif ortamı yaratmış oluruz. Ne kadar pozitif enerji o kadar başarı demektir.  15 Ağustos devrimci atılımı özü bu hakikat üzerinde kurulu olduğu yakaladığı başarı gerçekliği bunu kanıtlamış bulunmakta. Bu atılımı ruhumuzda yüreğimizde ve beynimizde canlı tutmak başarılarımızı katlayıp bize geri göndereceğini unutmamak başarıyı yakınlaştırmaktır. Büyük komutan Egit yoldaşın özü sevgidir, inançtır, pozitif bakış açıdır ve büyük eylem gücüdür. Var olan 3’lü güçleri kendinde yakalayarak büyük eylem sahibi olmuştur.  İmkansız kapalı kapıları aralamayı bu bilinçle ve güçle başarıyı yakalayabilmiştir. Biz de tarihimize doğru bakmayı başardıkça başarılar bize yönünü dönecektir.

Lotus Jiyanda

Attachment