Kadınlara Yönelik Geliştirilen Sömürge Politikalarının Özcesi Erkek Faşizmidir

0Shares

Kadınlara yönelik geliştirilen taciz, tecavüz ve katliamlar devlet zihniyetiyle bilinçli geliştirilen politikalardır. Bu özellikle de Kürdistan’da geliştirilen devletlerin sömürge politikasıdır. Özü itibari ile erkek faşizmidir.

Kürdistan’da sömürge politikalarından en önemlisi ise Kürdistan’a gönderilen özel savaş eğitimli uzman çavuşlar, asker ve polisler eli ile Kürt kızlarını aşk adı altında, evlilik adı altında yozlaşmış yaşam arayışları içine sokarak, kandırarak sömürgeci yüzlerini bir kez daha göstermektedirler. Bu tecavüzcü üniformalı asker, polis, uzman çavuş ve jandarmalar Kürt genç kadınlarını yalan sevgi anlayışları ile tecavüz ile katlederek öldürmektedirler. Yine tatlı sözler ile kandırarak, sevdiklerini söyleyerek Kürt kızlarına karşı özel savaş yöntemleri ile düşürmektedirler. Ve genç kadınlarımız ise bunlara kanarak, düşmanın onları çekmek istediği fuhuş, uyuşturucu ve ajanlık bataklığına girmektedirler. Bir Türk askeri asla bir Kürt kızına gerçekten aşık olamaz, sadece kendi devlet çıkarları için toplumun değeri olan kadına ilkin saldırmayı kendilerine esas almaktadırlar. Bunun bir sürü örneği ile karşılaşmaktayız.

Yakın tarihe baktığımızda Amed’li Gülistan Doku Dersim’de kayboldu (aslında kaybedildi) örneğini görebiliriz. Gülistan aslında kaybolmadı, kandırıldı. Kim tarafından? İşgalci bir üniformalı tarafından. Yine geçtiğimiz günlerde Batman’lı İpek Er’in intihar etmesine tanık olduk. İpek yaşamak istedi fakat işgalci sömürge uzman çavuşu ona “sahipsizsin, kimse sana inanmaz” diyerek, katline ferman verdi ve onu katletti.
Ülkesini işgal etmeye gelen bir asker, polis ve devlet adamı bir Kürt kızını sevemez, genç kızlarımız bunu iyi anlamalıdırlar. Kürdistan’ı işgal etmeye gelen bir sömürge askeri nasıl olur da bir genç kızın hayallerini süsleyen biri haline gelebilir. Genç kadınlar, bunlara kanmaktadırlar ve aileler de olup bitenlere göz yummaktadırlar. Kadına karşı geliştirilen bu sömürü politikaları bir isyan, ayaklanma gerekçesi olmalıdır. Kürt toplumu kendi kültüründen, özünden ve yurtseverliğinden uzaklaşmamalıdır. Ve gelişen bu politikalara karşı, artık dur demenin zamanının geldiğini bilmelidirler.

Kürdistan tarihine baktığımızda, gelişen isyanların temel nedeni devletin o toplumları sömürme, kültür ve dillerini yok etmek amacıyla genç kadınlara tecavüz ve ahlaktan yoksun bırakma amaçlı geliştirdikleri sömürü politikalarına boyun eğmedikleri için gelişmiştir. Sason isyanında Rındexan örneğine baktığımızda, Kürt kadınlarının ne de çok direnişçi bir yapıya sahip olduklarını görebiliriz.” Sason isyanında Rindexan topraklarını savunmak için sonuna kadar topraklarını ve halkını yok etmek isteyen askerlere karşı direnir. Fakat bu direnişte askerlerin eline geçer, askerlerin komutanı ona tecavüz etmeye kalkar, Rındexan onu engelleyerek sadece tek bir şartının olduğunu söyler. Komutan ona şartının ne olduğunu sorar Rındexan şu yanıtı verir;”Beni Malabadi köprüsüne götür, oradan son defa doğup büyüdüğüm dağlara ve köyüme bakayım.” Der komutan, Rındexan’ın isteğini kabul eder ve Malabadi köprüsüne götürür. Gittiklerinde yiğit Kürt kadını Rındexan komutan’a dönerek şöyle der; Ülkeme sahip olamadığın gibi, bana da sahip olamayacaksın” diyerek kendisini Malabadi köprüsünden aşağı atar. Kürdistan gerçekliğine dönüp baktığımızda Bese’leri , Zarife’leri ve Rındexan’ların direnişi ile karşılaşırız. Ülkelerini sömürü ve asimilasyon politikaları ile yok etmek isteyen faşist , tecavüzcü asker ve devlet adamlarına verdikleri direniş cevapları bizlere bir Kürt kadının nasıl olması gerektiğinin en iyi örneği olmaktadırlar. Bizlerde Kürdistanlı genç kadınlar olarak direnmeyi kendimize esas almalı ve boyun eğmeyerek özgürlüğümüz ve ülkemiz için direniş alanlarında yer alarak faşizmin ve sömürge zihniyetine karşı tutumumuzu ortaya koymalıyız.

Bugün yine Kürdistan işgal edilmek istenmekte, yine Kürt kadınları hedef tahtası haline getirilerek asker ve polislerin özel savaş yöntemleri ile kandırılmaktadırlar. “Sahipsizsiniz” denilerek Kürt kızlarını yalnızlaştırarak katletmektedirler. Şu iyi bilinmelidir ki; hiçbir zaman Kürdistan sahipsiz olmadı o hep Kürt halkının ve halkların beşiği oldu. Ve bugün de Kürt kızları sahipsiz değildirler, onlara dağlar kucak açmış onları sahiplenmektedirler. Binlerce Kürt kızları şuanda öz savunmalarını geliştirerek Kürdistan dağlarında o tecavüzcü, sömürgeci asker ve akp mhp faşist iktidarına karşı direniştedirler. Kürdistanlı genç kadınlar da bu intikam ile Kürdistan dağları ile kucaklaşmalıdırlar. Ağzımıza bir kaşık bal çalarak bizi zehirlemek isteyen bu erkek zihniyetli faşistlere karşı sonuna kadar bilinçlenerek, öz savunmamızı geliştirmeliyiz.

Kadınlar öz savunmalarını, geliştirmedikçe bu tecavüzcü iktidarların hedefi olacaklardır. Bu asla unutulmamalıdır.

FARAŞİN MERVAN

Attachment