Hakikat Arayışçılarının Serüveni: Mani

0Shares

Milattan Önce 3’üncü yüzyılda yaşamıştır. Mardin civarlarından olduğu biliniyor. Dili Kürtçe’dir. Mani kelime olarak aydınlık, aydınlık dağıtan anlamına geliyor. Adından da anlaşıldığı gibi o da ışık endeksli bir felsefeyi esas alıyor. Önderlik Mani için ‘Ortadoğu’nun erken rönesansı’ değerlendirmesi yapıyor. Rönesans yeniden doğuş anlamına geliyor. Bu toplumsal ve kültürel bir yeniden doğuştur. Avrupa’da rönesans olarak yaşanan düreç doğaya, insanın özü ve iradesine, bilinç ve sanata dönüş olarak kültürel bir yeniden doğuş olarak yaşanıyor. Mani felsefesi de Ortadoğu için böyle bir yeniden doğuş, öze dönüş anlamı içerme potansiyeline sahiptir. Ortadoğu’nun özü tanrıça kültüründe yaşanan özgür ve komünal yaşam kültürüdür. Doğadan ve toplum özünden sapma, bu kültürden kopuşla olmuştur. Rönesans nasıl ki karanlık Avrupa çağını, sanatın renkleri ve felsefenin aydınlığıyla parçalamışsa, mani de dönemin gericileşmiş kültürlerine karşı resimlerinin renkleri ve felsefesinin ışığıyla mücadele açmıştır. Onun peygamberliği de Zerdüşt gibi. Dinsel boyutu ahlakı içerirken aslında felsefi yanı ağır basar. Ortadoğu hakikat arayışçılarının felsefe ve din özelliklerinin iç içeliği, Ortadoğu’nun düşünce yönteminin, inanış tarzında olmasından kaynağını alıyor olmalı.

Mani yaşadığı süreçte var olan tüminançlardan bir sentez oluşturmak istiyor. Zerdüştlük, Budizm, Hristiyanlık, Helenizm gibi o dönemde etkili olan kültür ve inançları sentezleyerek inançlar arası çatışmaları ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Sentez yapmak aynı zamanda bu kültürlerin hepsini de kapsayacak kadar geniş bir anlayışı gerektirir. Mani felsefesinin herkese açık ve kapsayıcı olan evrensel bir karakteri vardır. Dinin ana kuralı, iyilik ve kötülük karşıtlığına dayanmaktadır.

Mani de felsefesinde dualite ve çatışmayı esas alır. Çatışma ve çelişki ise ikilem yaratıyor. Ama her şeyin eğilimi birliğe, bir olmaya yöneliktir. Her şey birliğin bir parçası olmak ister. Birlik ise ancak bilinçle gelişir. Bilinç varsa birliği sağlanır, yoksa her kafadan bir ses çıkar. Bu da birlik değil dağılmayı getirir. Yani bilinç birlik sağlarken, bilinçsizlik kavga ve dağılmayı getirir. Dualitenin çelişkili tarafları arasındaki çatışmada, doğru sonuca, ancak bilinçle mücadele edilerek ulaşılır.

Yönetimi içsel diyaologdur. Kendi içinde sürekli bir tartışma, iç çelişki vardır. Içindeki sesi dinliyor, adeta iki şahıs gibi kendisiyle tartışıyor, görüşlerini öyle netleştiriyor. Manik hastalığının, Mani’nin içsel diyalog yöntemine benzetilerek adlandırılması Mani’ye yapılan en büyük haksızlıklardandır. Mani gibi renkli ve zengin bir ruhu, felsefesi olan bir kişiliğin hasta ilan edilmesi, sistemin kendini aşanları lanetlemesi ve dışlamasına bir örenktir.

Mani’nin ahlak felsefesinde sevginin önemli bir yeri vardır. Her şeyin temelini sevgi olarak görür. Çelişkilerin sevgiyle çözüleceğini savunuyor. Soruları, çelişkileri çözme yöntemi sevgidir. Ona göre herkes tanrısal ve kutsaldır. Yani herkes değerlidir, tanrısal güç barındırır, yeter ki bunu doğru kullanmayı bilsin. Her şeyin anahtarı olarak sevgiyi görür. Sevginin tüm kapıları açtığını, hatta düşmanın bile sevgi ile değişeceğini söyler. Bu özellikleri, Rönesans’ın en temel özelliği olan “Hümanizm’in onda dile geliş halidir. Hoşgörü ve anlayış yaşanan toplumsal çelişki ve çatışmalar aşacaktır ve anlayışınıdadır. Öyle anlaşılıyor ki, düşmanları Onun sevgisinden bile öylesine korkmuşlar. Onun yumuşak ve ince bir dille getirdiği sözleri, onlar üzerinde adeta zehir etkisi yapıyor. Çünkü kendi sonlarını bu sözlerde görüyorlar. Ve sevgiye dayanarak direnişe geçen Meni’yi katledene kadar rahat etmiyorlar.

Aydınlık ve erdemi öne çıkarıyor. Iyilik, ışık ve ruhtur, kötülük de karanlık ve bedendir. Evren, bir iyilikle kötülük karışımıdır. Evreninin bir parçası olan insan da öyledir, ruh ve bedenden iyilik ve kötülükten yapılmıştır. Bedenin içine hapsedilip acı çeken ruhları kurtarmak gerekir. Bütün ruhlar arınarak maddeden kurtulup gerçek yerlerine, ışık göğsüne çıktıkları zaman dünyanın sonu gelecektir.
Insan ancak güdülerini, nefsini terbiye ederek hakikate ulaşabilir. Yani insanın hakikate ulaşması için nefis ve güdülerini terbiye etmesi lazım. Bunu elini, dilini, belini mühürle sözüyle dile getirir. Dil, nerede ne konuşacak, nasıl dile getirecek bilmelidir. El, neyi nasıl yapacak bilmeli. Insanın güdülerin peşinden savrulmamamlı güdüler onu yönlendirmemeli. Kişi kendi tüm yanları üzerinde hakim olmalıdır. Bununla paralel, et yemek katı yasaktır. Hayvan öldürmek, yalan, komplo en büyük suçlardır.

Kadına karşı saygı ve eşitlik yaklaşımı esastır. Yanında kalan Denag adlı genç kızın saçlarını örmesi kadına yaklaşımındaki değer ve inceliği ifade etmektedir. Onunla tartışmalar yapıyor, görüşlerini alıyor. Yaşadığı Sasani imparatorluğu, iktidarın ve kadın köleliğinin derinleştiği bir aşamayı ifade eder. Kadınlar sarayda cariyedir. Değil kadının görüşünü almak, kadının bir değeri yoktur. Oysa Mani’nin dinleyenleri, anlayanları en fazla kadınlardır. Hapiste tutulduğunda en fazla kadınlar özgürlüğü için direnirler. Öldüğünde en fazla kadınlar etrafında toplanırlar. Kadını erkekle eşit ele alan Mani’nin ölümüyle en çok kadınlar yalnız kalmıştır.

Mani felsefesini tarikat gibi örgütler. Çok geniş bir örgütlülüğe ulaşır. Dönemin Sasani iktidarı ile ilişkileri iyidir, onlarla tartışmalar yapar. Iktidarın kendisini sağladığı rahat koşullar örgütlenmesine zemin sunar. Ama bir süre sonra iktidar değişir, yeni iktidar kendisinden önceki her şeyi aşmak ister. Mani’yi de kendi iktidarı için bir tehlike olarak görür. Iktidar güçlerine destek olan ve kendisi de onlara dayanarak örgütlenen Mani, iktidarın el değişmesiyle yeni yönetimin düşman gözüyle baktığı biri olur. Iktidar tarafları arasındaki çelişkinin kurbanı olur. Mani’nin en büyük hatası devlet aracılığıyla kendi görüşlerini sistemleştirmek istemesidir.

Mani gibi bir kişiliğin bugüne isminin bile zar zor ulaşması elbette ki çok acı. Fakat isim olarak ulaşmasa da kültür olarak yok olmamıştır. Zerdüşt’te, Mani’de esas olan komünal kültür daha sonra Mazdek, Hürremizm ve Babek ile tekrar dirilmiş, direnişe geçmiştir.

Şehit Zilan-Zeynep Kınaci Özgür Kadın Akademisi Yayınları

Hakikat Ders Notları-Emine Erciyes

Devam Edecek: Hakikat Arayışçılarının Serüveni – Brahmanizm

Attachment