Direniş Abidesine Dönüşen Sara-Sakine Cansız

0Shares

Paris’te 9 Ocak 2013’te alçakça bir komployla katledilen mücadelemizin direniş sembolü Sakine Cansız yoldaşı, kadın hareketimizin militan kadrolarından Rojbin ve Ronahi arkadaşlarımızı 12. Şehadet yıl dönümlerinde sevgi, saygı ve minnetle anıyoruz. Yine ikinci Paris katliamında şehadete ulaşan öncülerimizden Evin-Emine Kara şahsında Kürt sanatçısı Mir Perwer ve değerli yurtseverimiz Abdurrahman Kızıl’ı saygıyla anıyor, bu katliamların hesabını sorma andımızı yineliyoruz. Mücadelemizin nadide öncülerine yönelik bu karanlık komployu mutlaka açığa çıkaracağımızın sözünü veriyoruz. Yüce şehitlerimizin anısı önünde saygıyla eğiliyor, bir kez daha Paris’te gerçekleştirilen katliamları lanetliyoruz.

Partimiz PKK’nin kurucu üyesi, kadın mücadelemizin canlı tarihi ve öncüsü Sara-Sakine yoldaşımız ile birlikte Rojbin ve Ronahilerin katledilmesi yüreğimizde sancırken ikinci Paris katliamını yaşadık. 2013’ten bu güne Kürdistan halkı ve kadınları Paris katliamının tüm yönleriyle aydınlatılması için meydanlarda direnmekte, gerçeklerin açığa çıkması için mücadele vermektedir.

Fransa yetkilileri, Türk devletinin işlediği insanlık dışı katliamı aydınlatmak yerine 23 Aralık’ta ikinci Paris katliamın yaşanmasına adeta zemin sunmuştur. Her şey çok açık ortadayken, failler belliyken dosyaya konulan gizlilik kararı ile esasta bu katliamlardaki kirli hesap ve ilişkilerin üstü kapatılmak istenmiştir.

Partimizin grup aşamasında ve kuruluşunda yer alan Sakine Cansız, diplomasi çalışmalarını yürüten Fidan Doğan ve gençliğin öncülerinden Leyla Şaylemez arkadaşlarımızın seçilmesi tesadüfi değildir.  Rêber Apo ile çözüme dair diyalogun geliştirildiği bir dönemde, Rêber Apo’nun “en büyük projem” dediği kadın özgürlük mücadelesinin üç kuşak temsilini yapan üç kadının, özellikle de direniş ve mücadelesiyle özgür kadın kimliğinin sembolü haline gelen Sakine Cansız’ın seçilmesi bir komplo temelinde gerçekleştirilmiştir. Rêber Apo en güçlü ve can alıcı yerinden vurmak amaçlanmıştır. Sakine arkadaş, mücadelenin ilk yıllarından partileşmeye, ordulaşmadan, paradigmasal değişime ve Demokratik Konfederalizm sisteminin inşasına kadar tereddütsüz bir şekilde Rêber Apo ile yürümüş ve demokratik sistemin gelişeceğine olan inancını her zaman dile getirmiştir. Bu katliam bir anlamda demokratik çözüm yolunun devre dışı bırakılarak, inkâr-imha siyasetinin tüm boyutuyla yeniden devreye konulma kararı olmuştur. Dikkat edilirse o günden bu güne imha-inkar siyaseti en yoğun tarzda uygulanmaya konulmuş, faşist uygulamalar hiçbir dönemle kıyaslanmayacak pervasızlıkta pratikleştirilmiştir. Rêber Apo üzerinde uygulanan tecrit hiç olmadığı kadar ağırlaştırılarak, Türkiye ve uluslararası yasalarda yeri olmayan yöntemler devreye konulmuştur. Paris katliamının planlayan ve uygulayanları açığa çıkarılmazken, tetikçisi ortadan kaldırılarak dava düşürülmeye, failler kamuoyu nezdinden unutturulmaya çalışılmıştır.

Kürdistan’da halkımıza ve kadın öncülerimize yönelik uygulanan faşizm aynı güç odaklarınca görünmezden gelinmiş ve halende aynı politika tüm hızıyla devam etmektedir. Direnen kadınlar katledilirken, Kürtlerin tüm kutsallarına yönelik sınırsız saldırılar gelişirken, gerillaya karşı kimyasal silahlar kullanılırken aynı komplocu kesimler sağır ve dilsizleri oynamıştır. Paris’te gerçekleştirilen katliamları normalleştiren ve unutturmaya çalışan bu zihniyete karşı bedeli ne olursa olsun amansız mücadelemiz devam edecek. Bu katliamları gerçekleştiren Türk Devleti ve destekçilerinin açığa çıkması ve tarih önünde hesap vermeleri için her koşulda mücadelemiz aralıksız sürecektir.

Paris katliamının tetikçisinin ölmesi (ya da bir şekilde ortadan kaldırılmış olması) davanın kapatılmasına yetmeyecektir. Tetikçilik yapan kişinin Türk devlet istihbarat elemanı olduğu, başka kurum ve güçlerin işbirliğiyle organize tarzda katliamı gerçekleştirdiği belgeleriyle açığa çıkmıştır. Fransa yargısının dosyayı kapatma çabası, bu katliamda ortaklığını ortaya koymaktadır.

Kürdistan Kadın Özgürlük Partisi (PAJK) olarak bu katliamı unutmayacağız ve unutturmayacağız. Kürt halkı, kadınları ve dostları ortaya koydukları ve koyacakları mücadele duruşuyla bu karanlık gerçeği mutlaka aydınlatacaktır.

Önder Apo Paris katliamını “ikinci Dersim katliamı” olarak boşuna tanımlamadı. Çünkü Sara arkadaş şahsında Önderliğimiz, Kürdistan kadın özgürlük mücadelemiz ve yarattığı değerler hedeflenmiştir. Kadın hareketi dört parça Kürdistan ve yurt dışında erkek egemen sisteme karşı çok etkili mücadele yürüttüğü bir dönemde, böylesi bir katliamla engellenmek ve tasfiye edilmek istenmiştir. Kürt kadını dünya kadınlarıyla buluştuğu ve mücadelesiyle heyecan yarattığı bir tarihte ise aynı kirli amaç ve hedefler temelinde, 23 Aralık 2022’de ikinci Paris katliamı gerçekleştirilmiştir. Bu katliamlar NATO icazeti Gladyo’nun AKP-MHP faşist rejimi ortaklığı ile hayata geçirilmiştir. Kadın özgürlük mücadelemizden büyük bir korkunun duyulduğu ve buna karşı uluslararası komplo mekaniğinin Türk faşist devleti eliyle işlendiğinin açık kanıtıdır.

Paris katliamları kadınlarda, halkımızda, dostlarda derin bir acı ve büyük bir öfke yaratmıştır. Mücadelemizin yaşayan tarihi olan Sara arkadaşımız, işkencecilere karşı duruşuyla halkımız içinde dillere destan olmuştur. Celladın yüzüne tükürerek sonuna kadar mücadelede ısrar etmiştir. İradenin yenilmezliğini tarihimize altın harflerle kazımıştır. Besê’lerin, Zarife’lerin ve nice bedel ödeyen kadınların yarattığı değerleri en zirvede temsil eden duruşuyla Kürdistan halkına mal olduğu kadar Ortadoğu kadınlarının, halklarının da özgürlük değeri haline gelmiş, evrensel nitelik kazanmıştır. Destanlara konu olacak yaşamı kadar şahadetiyle de kadınları birleştiren ölümsüz bir kaynak haline gelmiştir. Hayatını hakikat mücadelesine adamış, zalimin zulmüne boyun eğmemiş efsanevi bir öncü olmuştur. Bu gerçeklik kadın özgürlük mücadelemizde vazgeçilmez ilke haline gelmiştir.

Bu anlamıyla Sara-Sakine Cansız gerçeği Kadın Özgürlük Hareketimizin, Kürt Özgürlük Hareketi’nin yenilmez özü ve yön veren esas ilkesi olmuştur. Onun için Sakine Cansız demek yaşam ve özgürlük demektir!  Tanrıçaların diyarında kadın bilinciyle yeni yaşamı inşa etmenin kavgasını en görkemli şekliyle vermek demektir. Bu mirası devralan binlerce kadın aynı ruh ve iddiayla Kürdistan dağlarında savaşmakta, ovalarında, şehirlerinde ve dünyanın her yerinde mücadeleyi yükseltmektedirler.

Direniş abidesine dönüşen Sara-Sakine Cansız, özgürlük arayışı olan tüm kadınlar için bir çağrıdır. Mücadeleye ve yaşamla özgürlük temelinde sözleşmeye davettir. Sara gibi kavgaya tutuşmak, faşizmin yüzüne cesaretle özgürlüğü haykırmak, tanrıçaların vatanında özgür yaşamı inşa etmek temel mücadele perspektifimizdir. Tüm karanlıkları ve komploları Sara yoldaşın Apocu militan tavrıyla mutlaka aşacağız. Saraların, Evinlerin, Rojbinlerin, Ronahilerin, Sêvêlerin, Fatma ve Pakizelerin vasiyeti ve gurur verici direnişleri biz ardıllarını daha büyük bir savaşa davet ediyor. Bu temelde, faşizm ve erkek egemen sisteme karşı, özgürlük tutkusu ve iddiası olan bütün kadınlar, seferberlik ruhuyla mücadeleye sarılmalıdır. Tarihi hesaplaşma için çok büyük gerekçelerimiz var. Başarmak ve yoldaşlarımızın hayallerini zafer ile taçlandırmak için ise her zamankinden daha güçlüyüz ve daha örgütlüyüz.

Yenilmez Apocu ruhla düşmanı yenilgiye mahkum eden şehitlerimizin büyük bir fedakârlıkla bizlere bıraktıkları mirası tüm gücümüzle büyüteceğiz. Bu kararlılıkla 2024 yılını kadın özgürlüğünde büyük gelişmelerin yaşanacağı, Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünün sağlanacağı yıla dönüştüreceğiz. Hiçbir güç ve komplo bizi bu yüce hedefleri başarmaktan alıkoyamayacaktır. Tıpkı Sara yoldaşımızın Amed zindanında zalimin zulmüne ve ihanetin yüzüne tükürmesi, direnişiyle düşmana diz çöktürtmesi ve onu yenilgiye mahkum etmesi gibi! Zafer ve özgürlük kesinlikle direnenlerin olacak, faşizm ve komplocu zihniyet yenilecektir!

PAJK Koordinasyonu

Attachment