Dağ Yürekli, Özgür Kadın

0Shares

Heval Sara’yı anlatmak elbette kolay değildir, zordur. Çünkü Sara arkadaş Dersim dağlarının baharında yeşeren bir asi çiçekti. Dağdan almıştı özünü. Dağ gibi asi, dağ gibi boyun eğmez, dağ gibi başı dik, dağ gibi kendine güvenen, dağ gibi kapsayıcı, dağ yürekli-özgür bir yapısı vardı Sara arkadaşın.

Yüreği özgürdü ve cesaret sahibiydi. Her insan kendi ağacının meyvesidir, Sara arkadaş da Dersim’in boyun eğmeyen direnişiyle dünyada yankı bulan halk gerçeğinden geliyordu. Dersim gibi ilham dolu bir öze sahipti. Dersim, Hz Ali’inin hakikat kılıcıyla adalete inanan ve adaleti arayan, adalet ve hak yolunda yürüyen bir gerçeğe sahiptir. Heval Sara da bu inancı kendisiyle bütünleştirmiş ve inancın savaşçısı olmaya çocukluğundan beri inanan biriydi. Yani Sara arkadaş inanç savaşçısıydı. Yüreğinde gümbür gümbür akan Munzur gibi özgürlük duyguları vardı. Yüreğinden gelen bu sese hep kulak verir ve yüreğinden gelen sesi dinlerdi. Ve tıpkı suyun engel tanıyamadığı ve engellenemediği gibi, Sara arkadaş da hiçbir dış engele takılmadan, hiç bir engeli tanımadan yüreğindeki özgür pınara inandı ve takipçisi oldu. Ne ailenin prangaları onu durdurabildi, ne toplumun tabuları onu engelleyebildi, ne de sistemin vahşi saldırıları onu korkutup yutabildi. Tıpkı bir su gibi engel tanımadan geleceğe yürüdü.

Sara arkadaşın içindeki enerji tarihin derinliklerinden gelen tanrıça ananın özüydü ve hep bir kadın enerjisiyle aktı geleceğe. Hep kendi rengiyle, kendi sesiyle, kendi varlığıyla yaşama aktı. Yani Sara arkadaş kendi olmayı başarabilen biriydi. Hiç bir dış engele kulak asmadan meydan okuyarak yürüdü geleceğe. Yani kısacası Sara arkadaş özgürdü ve özgürlüğünden taviz vermeden hep özgürlük çemberinde kendi rengiyle karanlıklara meydan okuyarak, karanlıklarda bile kendi rengini yansıtarak, kendi ışığını kendisi yaratmıştı. Reber APO’nun dediği gibi ‘özgürlük çocuklukta başlar’. Heval Sara da hiçbir zaman çocukluk düşlerine ihanet etmeden özgürce yaşamayı biriydi. Heval Sara’nın bu özgürlük arayışları Apocu hareketin özgürlük arayışıyla tanışıp buluştuğu an gerçek anlamda yeni toplumun, yeni yaşamın ve yeni doğuşun tohumları birlikte yeşermişti. Sara arkadaşın yüreğinden akan özgürlük pınarı Reber APO’nun özgürlük okyanusuna akarak bir birliktelik yakalamıştı. Yani sonsuzluğun adı bu olsa gerek.

Heval Sara Özgürlükte Karar Kılan Kadınların İlham Kaynağıdır

Elbette ki Sara arkadaşın Önderlikle buluşması, kendi özünü bilinçli yaşamanın adıydı. Çünkü Reber APO diyordu ki ‘herkes bende gömülü olan kendi özünü arıyor’. Yani Sara arkadaşın da Önderlikle buluşması kendi özüyle buluşmanın adıydı. Bu anlamda nasıl ki Apocu hareket yürek birlikteliği ise, özgürlük yüreklerin hakikat yolunda yol almasının adıdır. Yani yol yolcularındır. Yol yolcusuz olabilir, ama yolcunun yolsuz olması vahim bir durumdur. Heval Sara da bu yolun yolcusu olmayı bilmiş, bir derviş gibi kendi inanç savaşının savaşçısı olmayı başarmıştı ve özgürlükte karar kılan kadınların ilham kaynağı haline gelmiştir. Apocu hareket Sara arkadaş için bir mabet, özgürlük kitabı ise tüm kadınlar için bir umut ışığı haline gelmişti. Yani Sara arkadaş bir değil milyonların mabedi haline gelmişti. Tıpkı bir baharın yeşillenmesi gibi. Sara arkadaş bir toprak, yüreği ise binlerce renkle açan özgür çiçekler haline gelmişti. Özgürlük arayan tüm kadınlar için, bu baharın bir çiçeği olma yolunda sözleşmenin adıdır. Özgür yüreklerin buluşması, baharın tüm coşkusuyla yaşandığı dönemdir. Kara bulutların yarıldığı, toprağın kuraklıktan yeşermesi, güllerin yüreklerde tomurcuklanmasının adıdır.

Özgürlük baharın müjdesi olduğu gibi, Apocu hareket de halkarın doğuşu, özgür kadının doğuşu ve özgür yarınların müjdesiydi. Çünkü Sara arkadaşın devrime akması bütün tarihi prangaların kırılışı ve umudun doğuşunun adıydı. Sara arkadaş dünya devrimlerini okumuş, dünya devrimlerini yüreğinde yeşerterek Dersim’de katledilen yüzlerce kadının özgürlük çığlığının intikam çığlığı olmayı başarmıştı. Düşmana teslim olmamak için kendini Munzur’a atan kadınların intikamının adıydı. Zarifenin, Apocu harekette Saraca doğuşunun adıydı. Dersim’li kadınlar artık yalnız değildi ve barbarca öldürülen ve katledilen kadınlar sahipsiz değildi. Sara arkadaş duruşuyla, mücadelesiyle ve maratona koşuşuyla Apocu bir felsefe ile cevap olmayı kendinde oluşturmuş biriydi. Çünkü Apocu grup yeni yaşamın adı, özgür doğuşun sembolü ve bastırılan isyanların intikam çığlığıydı.

Sara arkadaş da yüreğini bununla bütünleştirmiş ve Bese’nin, Zarife’nin, Seyid Rıza’nın intikam sesiydi. Sara arkadaş dağın kadını Ninhursag’ın kutsal kızıydı. Sisteme teslim olmamış, ölüme giden ama teslim olmayan Dersim’lilerin çağdaş devrim sesiydi.

Bütün Yaşamını Özgür Yaşamın Doğuşuna Adadı

Önder APO der ki ‘kadın gerçeği ana gerçeğidir’. Sara arkadaş da bir ana gibi tüm devrimci kadınları bağrında barındıran, tüm dağları yüreğinde diri tutan, tüm suları duygularında yeşerten, tüm isyanların acısını yüreğinde hisseden ve her saniyesini intikama çeviren bir yapıya sahipti. Yani Sara arkadaşın devrimle buluşması özgür kadının doğuşu, geleneksel kadının ölümünün adıydı. Dünyanın aldatıcı nimetlerine kulak vermeden bir derviş gibi kendini dünyadan arındıran, maneviyat dünyasına kendini kaptıran bir dervişti. Bir tanrıça gibi ahlaki ve politik toplumun anası, öncüsü, savaşçısı ve her koşulda savunucusuydu. Reber APO’nun bir yoldaşı olmuştu. Tıpkı Ninhursag ile Humbaba’nın yoldaşlığı gibi. Reber APO ve Sara arkadaşın yoldaşlığı beş bin yıllık tarihin dirilişinin adıydı. Ve günümüz Marduklarının ölümünün ilanıydı.

Sara arkadaş bütün kadınların umudu, bütün arayışların yolu, bütün ezilmişlerin umudu ve bütün savaşçıların kalkanı, mücadelenin adresiydi. Çünkü Sara arkadaş kendini arayan bütün kadınların cesareti haline gelmiştir. Bütün özgürlük arayan kadınların yüreğindeki arayışların cevabı ve cesaretin oluşturulmasında büyük bir rol oynadı. Sara arkadaşın Önderlikle buluşması sosyalist ruhun oluşması ve erkekce yaşamak isteyen akla karşı eşitliğin ilanıydı. Sara arkadaş ve Önderliğin ilişkisi, cinsiyetçiliğin ölümü ve yoldaşlık felsefesinin dirilişinin adıydı. Sara arkadaş her saniyesinde kadının doğuşuna, dirilişine ve direnişine büyük bir miras yarattı. Bu anlamda Sara arkadaş bir birey değil, bir çizgi, zihniyet, felsefe, anlayış, özgürlük arayışıdır ve kendin olmanın adıdır. Sara arkadaş dirilmiş tarihin ta kendisidir. Özgür kadın dirilişi ve direnişin adıdır.

Sara arkadaş partinin ilk kuruluş kongresinden, 2013’te Paris’te vahşice katledilene kadar bütün yaşamını özgür yaşamın doğumuna adadı. Kendisinin de söylediği gibi ‘Hep Kavgaydı Yaşamı’. Kadın demeden, erkek demeden her zaman gericiliği bir düşman olarak tespit ederek tavizsizce mücadele etti. Dağda, şehirde, zindanda yani bulunduğu her yerde, her nefesinde Apocu felsefesi ile, özgür kadın kimliği ile tavizsiz yürümeyi bir ilke olarak seçti ve yolunu nefes nefese yürümeyi bildi. Sara arkadaşa yaklaşım elbette ki kadın özgürlük çizgisine yaklaşımdır. Çünkü Sara arkadaş bir birey değil, bir özgürlük çizgisi, kadının özgürce dirilişinin adıydı.

Zamanın Ruhu İle Hareket Eden Bir Öze Sahipti

Kürdistan’ın zorlu koşullarında, soluksuzca Kürdistan’ın her yerinde çalışarak özgürlük tohumunu tüm yüreklere ekmesini bildi Sara arkadaş. Yediden yetmişe herkesin yüreğinde yer almasını bilen ve yüreklerini yolunu bulmuş, tüm yürekleri kendi yüreğinde bütünleştirmiş, devrimci bir toplumun yaratılmasında öncülük rolünü oynamış bir gerçeğe sahipti. Bütün halkları buluşturmanın köprüsü haline gelmiş, demokratik ulusun ilk savaşçılarındandı. Bu ruhu sindirmek isteyen düşman ve özel savaş şefleri Sara arkadaşı Elazığ’da yakalayarak onu bu yoldan caydırmaya çalışmışlardır. Fakat Sara arkadaş direnişini her yerde sürdürdüğü gibi zindanlarda da sürdürmüş teslimiyete karşı, onur direnişini yükseltmiştir.

Amed zindanını Kelha Dimdim direnişine dönüştürerek, kadınca direnip Apocu ruhla her nefesinde zalim cuntadan intikam alarak özgürlüğünü korumuştur. Düşmanın bütün umut kırıcı, onur kırıcı ve insanı insan olarak pişman eden işkencelerine karşı özgür kadın kimliğiyle direnerek bütün yoldaşlarına direniş umudu olup ilham kaynağına dönüşerek, düşmanı boşa çıkardığı gibi yoldaşlarını da ayakta tutmayı başaran tanrıça özüne sahipti. Hatta düşmanı bile bu direniş karşısında şapkasını çıkartarak kendinden utanır hale getirmiştir.
Sara arkadaş devrimciliği mekansal olarak ele almayıp zamanın ruhu ile hareket eden ve her anını özgürlük eylemine dönüştüren bir öze sahipti. Devrimci sorumlulukla ve devrimci bilinçle her saniyesini devrim kazancına dönüştüren gerçek bir devrimci kadındı.
Zindandan çıkıp özgürlük mekanlarına geldiğinde her zaman zindanda kahramanca zulüm kalelerini yıkan Mazlumların, Hayrilerin, Kemallerin hayallerini gerçekleştirmenin peşinde koşarak Apocu mirasın inşacısı ve takipçisi olmayı başaran bir kadındı. Çünkü Sara arkadaşın temel felsefesi, Apocu hareketin özü olan yoldaşlıktı. Aynı yolda yürüyen yoldaşlarının yüreğine, beynine ve amacına sadık ve onların amaçlarının takipçisiydi.

Heval Sara’nın Hayallerinin Takipçisi Olacağız

Sara arkadaşın Paris’te hedef alınmasının nedeni elbette ki her şeyden önce Apocu hareketi hedef almaktı. Çünkü Sara arkadaş erkek aklına meydan okumuş, erkek dünyasını reddetmiş ve bütün kapitalist dünyaya meydan okumuş, savaşa hayır barış için savaşalım inancını yüreğinde taşıyan bir barış savaşçısıydı. Savaşın ve savaş rantçılarının insan kanıyla ve toplum kanıyla beslenip büyüdüğünü ve savaşın bir yıkım olup barışın bir inşa eylemi olduğunu bildiğinden her zaman savaş aklına karşı savaşan bir zaman savaşçısıydı. Ve Reber Apo’nun hayal takipçisi, yoldaşı, ruh birlikçisiydi. Reber Apo’nun barış projelerinin Ortadoğu’da ve dünyada karşılık bulabilmesi için soluksuz çalışan kutsal bir ruha sahipti. Sara arkadaşa karşı yapılan bu komplo, Reber Apo’nun projelerine ve özellikle de özgür kadın projesine bir saldırıydı.

Apocu harekette özgürlük umutlarını karartmaya dönük bir girişimdi. 9 Ocak 2013’te yapılan komplo, Önderliğin geliştirdiği ve heval Sara’nın inşasında öncülük yaptığı Barış Projesine emperyalist ve kapitalist güçlerin saldırısıdır. Nato güçlerinin özel bir operasyonuydu. 1998’de Önder APO’ya dönük yürürlüğe giren komplonun devamıdır.

Hiçbir devletin ve savaş rantçılarının özgürlük isteyen kadınlar ve halklar karşısında başarı şansı yoktur. Her ne kadar kadınlara ve halklara tarihte derin acılar yaşatmış olsalar da, kadınların ve kadınlar öncülüğünde halkların özgürlük istemleri ve özgürlük mücadeleleri karşısında yenilmeye mahkumdurlar. Bizler de Kadın Özgürlük savaşçıları olarak Sara’lardan devraldığımız tarihsel mirasla, onların hayallerinin takipçileri olacağız. Sara’ların hayallerini gerçekleştirene ve demokratik sosyalizmi inşa edene dek mücadeleyi an be an yürüteceğiz. Faşizmin direnen kadınlar karşısında hiç bir şansı yoktur. Yıkılmaya mahkumdur. Bu yüzden bizler de faşizmi yıkarak, özgürlüğü yaratmanın sözünü veriyoruz.

Kurdistan Heftanin

Attachment