Ayrı Bir Zamanda Yaşam

0Shares

Bir göz dalgınlığında kurulur kimi  hayaller. Birbirini hiç tanımazlar, aynı umutlara dalar. Farklı mekanlarda olsalar da aynı duyguları yaşar. Şimdi bunu demek kolay, ama insanların dününe kayıtsız, bugüne umutsuz, yarına ise nefesi bırakılmadığı düşünüldüğünde, bu sözler bir hayal sanılır belki.

Hayal peşinde koşmamak olmaz. Ama hayallerin gerçekleştiğini görüp yaşamak ve onu herkesle paylaşma arzusunda olmak ise apayrı bir atmosfer. Denebilir ki hani nerede? Hafif alaycı ve inanmaz bir soru, ama haklı. Çünkü insanlık denen olgunun enine boyuna tartışıldığı bir dünyadayız.

Nereye dönülse, kader tılsımının takılı düşüncelerin meraksız soruları patavatsızca bulur seni. Beynin ve yüreğin sağlam umutlara ve hayallere doymuş değilse, kalp atışların yavaşlayıp damarların coşkunluğunu derinin altına çeker. Yitirirsin sıcakkanlılığını. Sonra sen de “bana ne” dersin. Böylece öykü daha başlamadan sayfa buruşturulmaya uğrar.

Neyse, insanların içinin karartılara, umutlarını oluşturmaya fırsatının verilmeyip, özenti avuntularıyla tüketen kalıpların tıka basa kışkırtıldığı bu dünyada bari biz fazla bu türden kurcalamayalım.  Zaten ne böyle bir niyetimiz, ne de bir kabusumuz yok. Çünkü kendimizce bir zamanı yaratalı çok oldu ve hangi mekanda bulunsak da kendi zamanımızda yaşarız.

İnsanların kendisince zamanları yaratması pek kolay olmuyor. Hele zamanıyla mekanı binlerce yıldır en tepeden kurgulanıp kaderlenmiş bir dünyada vay başa gelinene. Geldi de… Bunalım, stres dünyasıyla onun atası despotik gericiliğin yarattığı kaos aralığı, düşüncede bir çıkışa yol açmalıydı. Yaşamdaki kaos haliyle düşünce, duygu ve davranışta yankısını buluyordu. Doğadan kopuşa dayanan uyumsuz, tepeden inmeci hiyerarşinin yaratılmış sistemi dayanılmazlığını bile alışkanlıklaştırmıştı. Yani kaderin cilvesi kanıksanmıştı.

Ve çocuğun küçük öyküsüyle başladı
Çünkü biz insanın aynasıyız
Tuttuk yüzüne
Kendisini görsün diye
Ayna olmak kolay mı
Kırılmak da var

Gerilla şiirleri yayınlandı. Muhakkak eleştiriler de olur. Olmalı da. Her insan bir şiir okuduğunda öncelikle biraz kendisini onda arar, kendi düşünce ve duygularını vb. Çünkü şiir bir yaşamın bir yerinden tutulup dile getirilişi de oluyor. Gizlenilmeyen dildir. Çırılçıplaksın orada. Neysen osun. Düzeyin ve dünyandır.

O kitaplardaki yazanların birçoğu birbirini belki de hiç görmemiştir. Hatta adını da orada duymuş öğrenmiştir. Ama okuduğunda bir cümlenin de bir yerinde kendini bulabiliyorsun. Bakıyorsun pencereleriniz, hayalleriniz, özlemleriniz ve duygularınız sizden habersiz buluşmuş bile.  Bir şeyler düşünmüşsündür, ama bir türlü formüle edememişsin, birden karşında görüyorsun.  Bazen de anlamıyorsun belki. Aynı dünyada sanki bilmediğin bir yerden seslenir sanırsın. Orayı ararsın. O gün bulamazsın ama bir başka zaman içinden geçtiğini fark edersin. Demek önce geçmiştir dersin. Dört bir yana dağılmış arayışlar olduğunu hemen anlarsın. Ama derler ya, “aşıklar birbirilerini hisseder ve yaşarlar.” İşte tam da öyle. Düşünce ve duyguların darmadağınık, paramparça edildiği ve bireyselliğe dip tutmuş bir dünyada bunun nasıllığı da hayret edilirse hakkıdır. Şiirin tükenişte olduğu sanrısına kapılanların asla anlayamayacağı bir durum galiba. Hiçbir zaman ve toplumda olmadığı kadar bir şiir sağanağı yaşanıyor. Gel de saçlarını verme rüzgarına. Çisesinde ıslatma kendini.

Tabi beğenen olur,  beğenmeyen de. Anlayan olur,  hiç anlamayan da. Ne yadırgarız ne de eleştiririz. Çünkü onlar bu mekanda olsalar da yeni bir zaman yarattılar. Yeni bir dil. Yabancılık varsa bunadır. Gerilla şiirlerini okurken, yazanlarından habersiz, sözcüklerin duygu ve özlemlerin ve hatta renklerin tek dil, tek vücut ve kendince olduklarını görmek mümkün. İmgeler, rüyalar, hasretler bir bakıyorsun bir ağcın altında veya uyku öncesi kurgu da tanışmışlar bile. O denli hızlı buluşmayı kıskanıyorsun belki.

İnsanlar her koşulda birleşmeyebilir, bir araya gelmeyebilir. Veya bir insan düşünce, duygu ve arayışlarını hemencecik kendisinde yaşamsallaştırmayabilir. Ama tüm bunları bir çırpıda gerçekleştirecek olan da şiirler oluyor galiba. Şiirlerle buluşuyoruz ve gerilla şiirleri insana, insanlığa, özgürlüğe kendisinden daha hızlı ve yakın. Bir de gerilla şiirlerine bu manzarasından bakalım. Belki başka şeyler de görülür.

 GERİLLA  ŞİİRLERİ

Şiirler bıraktık sana ağzına layık
Zulüm bilmez
Korku bilmez
Kin bilmez
Hem de çocuksu dilden
Yeniden koyduk her şeyin adını
Binlerce yıllık sırları da açtık
Her bakışına doyasıya gülümsedik
Yarıp geçerken bir yerlerimizi  hançer
Çoğu kaldı geride karanlık dehlizlerin
İçinde uykusuz binlerce gece
O lanet kuyusu ki
Doğum sancıları ayarında
Ucu ucuna gerdik ömürleri
Ta derinlerden
Gök kuşaklarını da unutmadık
Kaybetmedik bir tekini sayısız renklerinin
Taşıdık yüreğimizde sana
Yakın düşmüşse şiirlerimiz adına
Ya da çok geç
Sıkmıştı boğazımızı
Şiirden kopmuş dilsizler
Haram olsun hiç hayra yormadık
Sahte ve yalan günleri
Adına dair şafağı görünceye
Bir bir topladık o karanlıkta
Kaybolmuş duaları
Sunulmuş adakları
İşte şimdi veriyoruz
Gül renklim
Çiçek benizlim

Şunu da ekleyelim; gerilla şiirleri sadece bir halka ait değildir. Hiçbir ayrım yapmadan herkesedir. Okuyun siz de bulabilirsiniz kendinizi.

Attachment