8 Mart Kadınların Direniş Ve Zafer Mirasıdır

0Shares

Bedel ve tarihi bir direniş birikimiyle, emekçi kadınların şahsında sembolleşen 8 Martı, Dünya Kadınlar Gününün 122. Yıldönümünü kutluyoruz. Bugünün yaratıcıları Rosa Luxemburg, Clara Zetkin ve haksızlığa karşı canlarını feda eden 129 emekçi kadın şahsında tüm direnişçi kadınları saygı ve minnetle anıyor, 8 Mart’larını kutluyoruz. Yine felsefe ve ideolojisiyle bugünün tarihi anlamını, kadın parti ve ordulaşmasıyla bedenleştiren Reber Apo’nun 8 Mart’ını kutluyor ve selamlıyoruz. Büyük bir emek, azim ve fedakarlıkla öncüleşen ve özgür yaşamı yaratan şehitlerimiz Sara, Şilan Kobane, Şirin Elemhuli, Viyan Soran, Zin, Leyla yoldaşlar şahsında direnişlerinin her anında 8 Martın büyük anlamını yaratan ve tüm dünya kadınlara armağan eden büyük şehitlerimizi anıyor, onlara verdiğimiz zafer sözünü yineliyoruz. Erkeğin yarattığı dünyaya karşı direnen ve direnişleriyle her günü 8 Marta çeviren Kürt kadınlarının, Ortadoğu kadınlarının ve tüm dünya kadınlarının gününü kutluyoruz.

19. ve 20. yüzyıl kadın direniş tarihinde, 8 Mart büyük bir önem taşımış, yeni bir başlangıcın işareti olmuştur. Kadınların direnişi, insanlık tarihi boyunca ağır bedellerin verilmesiyle sonuca ulaşmıştır. Fakat ortaya çıkan sonuç, özünde kültürel, politik ve ahlaki tüm değerlerin savunmasını bağrında taşıdığı için ayakta kalabilmiş ve toplumların varlık sorununa cevap olabilmiştir. 8 Mart günü, salt bir olayın çok ötesinde, kadınların ve toplumların 19 ve 20. Yüzyıllarda yaşadığı durumu ifade etmektedir. Bugün, kadın direnişi ve başkaldırısı açısından bir dönemin bitişini ve yeni bir dönemin başlangıcını ifade etmektedir. Bu gün kadınlar için sadece bir bayram değil, tersine 21. yüzyılla beraber, erkek egemenlikli dünyaya, kapitalist sisteme, ulus-devletçi zihniyete, dinciliğe, bilimciliğe ve cinsiyetçiliğe karşı, kadın direniş tarihindeki en radikal direniş hakikatine dönüşmüştür.

Kadınlar ve tüm insanlık olarak, özgür, eşit, barışçıl ve huzurlu bir dünyaya uzak yaşamaktayız. Kadınların, ezilen ulusların, azınlıkların ve tüm halkların yaşadığı sorunlar temelde kaynağını erkek zihniyetinden almaktadır. Bu zihniyetin birinci savunma kurumu devletin kuruluşuyla birlikte, sorunlar gittikçe derinleşmiş ve büyümüştür. Kadınlar ve insanlık, erkek-devlet zihniyetine karşı asla boyun eğmemiş, her fırsatta direnmiş ve baş kaldırmışlardır. Bu şekliyle erkek egemenlikli sistem kendisini, tek cinsin, tek rengin, tek sistemin, tek bayrağın ve tek ulusun hakimiyeti üzerine kurmuştur. Bu sebeple insanlık tarihi bir yanıyla savaş, ölüm, katliam, talan, saldırı, esir alma, tecavüz, soykırımla doluyken, direnen yüzünde ise başkaldırı, fedakarlık, emek, direniş ve inşayla doludur. Erkek egemenlikli sistem, tarihten bugüne kadar kadın direnişi, zihniyeti ve kadın-toplum kültürüne karşı kendini dayatarak değişmemekle kalmamış, bu tavır ve yaklaşımla büyük bir tıkanmaya da yol açmıştır. Fakat çok iyi bilinmektedir ki, tıkanma kadın çizgisinde, ezilen halklarda ve toplumlarda değildir. Tıkanma, kaynağını erkek egemenlikli devletin zihniyetinden ve yaklaşımından almaktadır.

Erkek egemenlikli sistem, Türkiye’de AKP rejimi eliyle, tüm Türkiye ve Kuzey Kürdistan’ı, bilge, direnişçi, eylemci ve başkaldıran kadınlar için bir zindana çevirmiştir. Yine İran rejimi kadın idamlarıyla tarihe adını yazdırmış, başkaldıran kadınlara karşı düşmanlığını açıkça ortaya koymuş ve uygulamaktadır. Bu sebepledir ki, İranlı kadınların hakikat arayışı ve direniş bilinci, bu erkek sistemini yıkacak ve özgür yaşamın kurucusu olacaktır. Irak ve Güney Kürdistan’da erkek zihniyeti o kadar derinleşmiştir ki, kadın adına hiçbir gündemleri yoktur. Kadını yok sayarak, çelişkilerinden arınmış gibi bir görüntü yaratmaktadır. Böylelikle kadını, ulus ve inanç farklılıklarını yok sayan, maskesi düşürülmüş siyaset ve sistemini gözler önüne sermektedir. Çok açıktır ki, ülkeyi erkek sisteminin yarattığı tıkanmadan ancak varlık ve örgütlülük kazanmış kadın direnişleri kurtarabilir. Kadın direnişi Kürdistan’da özgürlük ruhunu kurmuştur. Ortadoğu kadınları arasında her geçen gün daha fazla birlik sağlamaktadır.

Bu tıkanmış sisteme karşı bilinçli, örgütlü, birleşik ve bütünlüklü bir kadın ve insanlık mücadelesine ihtiyaç vardır. 21. yüzyıl kadınlara, bu yüzyılı kadın özgürlük yüzyılına çevirmeleri için her anlamda fırsat sunmaktadır. Önder Apo öngörüsü, tarihi ve toplumsal yorumuyla, bu yüzyılın gerçeğini ve koşullarını gördü ve 21. yüzyılda erkek egemen sisteme kadın partileşmesiyle cevap verdi. Bu adım kadın direniş tarihinde erkek zihniyetine vurulmuş en büyük darbedir. Önder Apo’nun erkek egemenlikli ideoloji ve zihniyete karşı geliştirdiği bu tarihi hamle, 19. ve 20. yüzyılda yürüyen büyük insanlık mücadelelerine ve ödedikleri bedellere en anlamlı cevap olmuştur.

Önder Apo, çocukluk arayışlarında ve erkek egemenlikli sistem sorgulamalarında, özgürlük ve eşitliğin anlamını, sistemin yedeğine düşmemekte ve onun işbirlikçisi olmamakta buldu. Bu sebeple Önder Apo mücadelenin en başında erkekliği öldürmekle zihniyet devrimini kişiliğinde gerçekleştirmiş ve Kürdistanda doğru mücadele öncülüğünü geliştirmiştir. Önder Apo, özgürlük ölçülerinin netleştirilmesiyle özgür yaşam ve kadın kurtuluş manifestosunun, kadınlar için, Kürt halkı için, tüm insanlık için erkek dünyasının ve zihniyetinin dışında bir yaşamın felsefesini geliştirmiş ve derinleştirmiştir. Önderliğimiz özgür yaşamın yaratımını, mücadele zeminleri oluşturma, eğitim çalışmaları ve zihniyet değişim-dönüşümünde özgür kadın ve erkeğin inşa edilmesinde görmüş ve kadın özgürlük mücadelesi çalışmalarına böyle bir önem vermiştir. Bu sebeple kısa sürede fikrinin, felsefesinin ve paradigmasının farklılığını ortaya koymuş ve başta kadınlar olmak üzere Kürdistan toplumunu özgürlük mücadelesi etrafında toplamıştır. Kürt kadınının Önder Apo’nun büyük fikir gücünden, felsefesinden ve yoldaşlığından aldığı güç, bugün Kürdistan’da yegane toplumsal ve kültürel devrim gücüdür, tüm dünyada da demokratik-ekolojik-kadın özgürlükçü paradigmanın yaşamsallaşmasının öncülüğünü yapmaktadır. Bu sebeple Kürdistan bugün zihinsel ve toplumsal devrimin merkezi olmuştur. Bu devrim, kendini Önder Apo’nun fikri, ideolojisi, paradigmasıyla donatan ve yeniden yaratan kadınların öncülüğünde gerçekleşmiştir. Kadın özgürlük mücadelesinin büyümesiyle, Kürdistan’da, Ortadoğu’da ve tüm dünyada kadın tarihi yeniden yazılmaktadır. Bugün kadının kayıp tarihi canlandırılmakta ve yeniden anlamlandırılmaktadır. 8 Mart’ta mücadeleyi yükseltmesiyle anlam ve önemini kazanmış bir tarihsel andır ve bugün tüm kadınları ortak mücadele çatısında bir araya getirmiştir.

Bugün erkek egemenlikli sistem, Kürdistan’da, Ortadoğu’da ve tüm dünyada büyüyen ve birleşen kadın özgürlük mücadelemiz karşısında çaresiz kalmıştır. Bu gerçeği kabullenemediği için yaratılan bu iradeyi yok etmek için, her türlü saldırıyı gerçekleştirmektir. Kadın yaşamı ve erkek sistemi arasında ruhsal, ideolojik, siyasi ve toplumsal bir kopuş gerçekleşmiştir. Kadının artık, erkek-devletin ona çizdiği kaderin karanlığına dönmesi mümkün değildir. Bu sebeple bugün Kürdistan’da yürüyen savaş, özgür kadın toplumsallığını örme ve garantiye almaya savaşıdır. Bugün özgür yaşamın inşası için savunma savaşı yürütüyoruz, mücadele ediyoruz ve direniyoruz. Kobane’de, Rakka’da, Şengal’de ve en son Gare’de ortaya çıkan ruh, özgür yaşam çizgisinde ısrar ve devamlılığın ruhudur. Dünyanın dört bir yanından kadınların yönünü Rojava savaşına çevirmesi, 8 Mart ruhunun yeniden canlanmasıdır. Tüm dünya, Ortadoğu ve Kürdistan kadınlarının tarihi buluşması Rojavada gerçekleşti, tüm kadınlar bu başarıyı kendi varlıklarının garantisi olarak görmeli ve sahip çıkmalıdır.

Bu sene 8 Mart’ı, bu büyük mücadelenin gelişimi ve tarihi kadın buluşmasının gücüyle karşılıyoruz. Kadın özgürlük mücadelesi istenen düzeyde olmasa da, her zamandan daha güçlü, bilinçli ve örgütlüdür. Bugün dünyanın dört bir yanında kadınlar aynı ses ve aynı dille mücadele etmektedir ve erkek dünyasının duvarlarını yıkmakta, kendi dünyalarını kurmaktadırlar. En büyük başarımız, erkek zihniyetini iyi anlamak ve yorumlamaktır. Bu sebeple bugün Newyork’da katledilen 129 kadının, Mirabel kardeşlerin, Dersim kadınlarının, Paris direnişçilerinin, Kobaneli, Şengalli kadınların, Efrinli kadınların anısında ve mücadele kararlılıklarında bir araya geliyoruz. Kadın varlığı ve haklarını savunma pahasına canını feda etmiş her bir kadına sahip çıkmak, tüm kadınların görev ve sorumluluğudur. Tüm dünya kadınlarına, bu iddia ve kararlılıkla, her geçen gün büyüyen kadın özgürlük mücadelesine sahip çıkacağımızın sözünü veriyoruz. Kürt kadınları ve kadın partisinin öncüleri olarak, 8 Mart’a bu tarihi mücadele kararlılığıyla anlam biçiyor ve sahip çıkıyoruz.

Bu temelde, 8 Mart vesilesiyle tüm kadınlara sesleniyoruz, alanlarda olalım ve özgür ve eşit yaşam çağrımızı yükseltelim. Bu anlamlı günde, tekrardan mücadelemizi başarıya ulaştırma sözleşmemizi yenileyelim ve güçlendirelim. Özgür bir yaşam ve dünya için, demokratik-ekolojik-kadın özgürlükçü paradigma esasında mücadeleyi genişletelim. Ruh, fikir, örgütlenme, mücadele ve yaşam birliğimizi inşa edelim. İç ve dış mücadeleyle, erkek egemenlikli sisteme karşı kadınların ve halkların demokratik yaşamını kuralım. 8 Mart ruhunun sorumluluğu, tüm kadınlara her zamankinden fazla misyon yüklemektedir. Tekrardan, tüm Ortadoğu ve dünya kadınlarının 8 Mart’ını kutluyor, şehitlerimize ve mücadele eden tüm kadınlara verdiğimiz sözü yeniliyoruz.

Jin Jiyan Azadî!

PAJK Koordinasyonu

Attachment