Zira Devrimsel Süreçlerin Olmazsa Olmazı

0Shares

Jina Mahsa Amini adlı Kürt kadının gerici İran rejim güçleri tarafından gözaltına alınarak katledilmesi başta Rojhilat Kürtleri olmak üzere, Molla rejimi tarafından ezilen ve her türlü devlet-rejim baskısını yaşayan İran halklarının öfkesini de sokaklara taşıdı. Jina Mahsa’nın yaşamını yitirmesi üzerine KODAR ve PJAK’ın grev çağrısı Rojhilat Kürtlerinde anında karşılık bulurken, İran halklarında da anında karşılık buldu. 5. gününe giren protesto gösterileri kadın öncülüklü direnişi de beraberinde getirdi. İran halklarında biriken öfke, örgütlü halk refleksleri ile devrime doğru kendisini alanlarda örgütlüyor. Devrime giden açık iki yol vardır. Biri dağlar diğeri ise alanlar ve sokaklardır. İran Molla rejimin 1979’dan beri devam eden zulüm, baskı, şiddet ve katliamcı politikası da iflasın eşiğine gelmiştir. ABD gibi bir gücün yıllardır ‘nükleer savaş tehditti’ söylemi ile dize getirmeye çalıştığı İran’ı, kadınların bir tutam saçları dize getiriyor. Sonucu nereye varır kestirmek güç olsa da, hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağı halkların erkek egemen sistemini sonunu getirecek ve bunun öncülüğünü ancak örgütlü kadınlar yapabilir.

Rojhilat ve İran’da gelişen süreç esasında bugüne içkin bir durum değildir. İran İslam Devrimi ile beraber 43 yıldır süren vahşet politikası artık iflas etmiş, dolayısıyla ezilen, yok sayılan, sömürülen halkların özgürlük ve kurtuluş umudu ve iradesi ortaya çıkmıştır. 43 yıllık bu kirli sisteme karşı farklı zamanlarda protestolar, isyanlar ve tepkiler gelişse de, hepsi en vahşi şekilde bastırılmıştır. İranlı kadınların ve ezilenlerin mücadelesi devam etmiştir fakat toplumsal bir destek bulamadığı için sonuç elde edilememiştir. Daha da önemlisi güçlü bir ideolojik öncülük gelişmemiş, doğallığında devrimci ve toplumsal bir harekete dönüşmemiştir. Zira devrimsel süreçlerin olmazsa olmazı ideolojik, askeri, siyasi ve toplumsal öncülüktür. Besic gibi terör uygulayıcısı milis gücüne sahip İran Molla rejiminde örgütsüz ve öncülüksüz hareket etmek katliama davetiye çıkarmaktır. Öz savunmasız gelişen her eylem karşı gücün işine yarar. Biz Kürtler bu noktada Ortadoğu’nun en şanslı halkıyız çünkü Kürdistan Özgürlük Hareketi gibi bir öz savunma gücüne sahibiz. Önder APO gibi 21. yy’in ideolojik kurumsal Önderliğine sahibiz. Bu hakikaten müthiş bir kazanım ve şanstır.

Bunu dünyadaki tüm halk ve özellikle kadın özgürlük ve kurtuluş mücadelelerine baktığımızda daha çarpıcı bir şekilde anlayabiliyoruz. Örneğin Taliban zulmüne karşı direnen kadınların o kutsal mücadelelerini sahiplenecek, geliştirecek ve ileriye taşıyacak bir öncülük yok. Türkiye’de devlet politikası temelinde neredeyse her gün kadına tecavüz ediliyor, kadın katlediliyor ve birkaç kadın kurumu ile feminist hareketlerin basın açıklamaları dışında tek bir tepki görülmüyor. Asya ülkelerinde kadınlara karşı insanlık dışı uygulamalar bitmek bilmiyor. Sadece Ortadoğu mu? Cennet, bereket bolluk ve demokrasinin beşiği diye tabir edilen çok uluslu İsviçre gibi bir ülkede dahi kadınların ‘eşitlik’ mücadelesi sürüyor. O çok övülen Avrupa demokrasisinde  ‘Demokrasinin renginin beyaz cinsiyetini erkek’ olduğu çarpıyor kadınların yüzüne. 1981 Anayasasına giren “kadın-erkek eşittir” maddesi rafta kaldı. Ve İsviçreli kadınlar o günden itibaren direnmeye devam ediyor. Her Pazar günleri eylem yapan İsviçreli kadınlar, 14 Haziran 2019’da dev bir grev ile seslerini dünyaya duyurmaya çalıştı. Bunun üzerine 1 Temmuz 2020’de yenilenmiş İsviçre Cinsiyet Eşitliği yasası yürürlüğe girdi ve 100 veya daha fazla çalışanı olan işverenlerin eşit ücret analizi yapmalarını ve bağımsız bir kuruluş tarafından doğrulamalarını şart koydu. Özcesi ‘demokrasi beşiği’ Avrupa’da dâhi kadınların eşitlik ve özgürlük mücadeleleri sürmektedir.

Bir tutam saç devrimi

Kürt kadınlarının geldiği düzey bu bağlamda dünyada kadınlar mücadelesi ve toplumsal özgürlük temelinde önem kazanıyor. Ortadoğu bataklığında biz Kürt kadınlarının Kürdistan Özgürlük Devrimi’ne öncülük etmesinin tarihte bu biçimiyle başka bir örneği yoktur. Toplumsal öncülük ve kadın özgürlük mücadelesinin geldiği düzey büyük bir kazanımdır.

Evrensel kimlik, Enternasyonal ruh ve öncülük misyonu, Önderlik Paradigmasına dayanan irade ve güç artık dünya halklarına taşırılmıştır. Rojava Demokratik Halklar Devrimi’nin yarattığı enternasyonal devrimci çizgi güncelde Ortadoğu halklarının kurtuluş ve özgürlük manifestosuna dönüşmüştür. Kadın özgürlükçü yaşam paradigması ve kadın özgürlük ideolojisi yaşamsallaşıyor halklar, ezilenler ve kadınlar nezdinde. Bu küresel ve bölgesel konjonktürde yeni bir sürecin başladığını da ifade eder. Kapitalist Modernite tanrılarına karşı çağın tanrıçaları özgürlük ve kurtuluş yolunu açarak, geleceğin özgür yaşamını örüyorlar.

Elbette Kapitalist Modernite ve ulus-devlet sistemleri ve onlara konsolide olmuş kukla gerici rejimler ve anlayışlar Önderliksel Paradigmanın etkisini ve Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin mücadelesini görünmez kılıyor. Özgürlükçü, demokratik ve devrimci güçlerin dalga dalga kuşattığı Kapitalist Modernite ve Ulus devlet çıkmazı, Rojhilat’ta gelişen Serhildan ruhundan korkuyor, bu korku onları daha da saldırganlaştıracaktır. Bu korkunun temel sebebi, iktidar ve gücün mutlak sahipliğinin yerle bir edilip demokratlık, komünal toplumcu, kadın özgürlükçü ve ekolojist yaşamın İnşa edilmesidir. Süreç çetin ama umut doludur. Bu süreçte insanca yaşamdan, özgürlükten, demokrasiden ve ortak yaşamdan yana olan tüm güçlerin, yapıların ve toplumların ortak direniş cephesinde buluşmaları sürecin en önemli görevi ve sorumluluğudur. Anti-faşist, anti-emperyalist mücadele hattı güçlenmeli, birleşik mücadele ruhu ve pratiği gelişmelidir. Verilen mücadele ve direniş Demokratik Modernite ile Kapitalist Modernite savaşımıdır. Demokratlık ulus, demokratlık konfederalizm savaşımıdır. Demokratlık Konfederal Kürdistan’ın savaşımıdır. Bir tutam saç devrimi de bu savaşımın öznesi kadınların devrimci politik çıkışıdır, bu çıkış ve kopuş mutlak zaferin keskin inancı, cesareti ve ruhudur!

Jin Jiyan Azadi

İsyan Eylem Zagros

Attachment