Toprak Gibi Cana Yakın Olmak

0Shares

Kod Adı: Axin Dilbirin

Adı Soyadı: Şerife Resulu

Katılım Tarihi Ve Yeri: 2001 Afrin

Şahadet Tarihi Ve Yeri: 06 Nisan 2010 Zap Küçük Cilo

İsmi gibi, toprak gibi cana yakın olmak var ya… Öyleydi Axin yoldaş. Onunla bir defa karşılaşmak onu unutmamak demekti. Onunla sonuna kadar paylaşmak ve onu aramak demekti. Çünkü o Axin’di.  Topraklı olmak olmanın yanı sıra biraz da hüzün demekti. Ah çekerek dertlenmek demekti. Axin yoldaşta her ikisi de vardı. Bir yönüyle cana yakınlık diğer yönüyle bu toprakların tüm hüznünü ve acısını küçücük bedenine sığdırarak yaşamak vardı.

Axin Afrinli bir yoldaştı. Afrin ise Kürdistan’ın en güzel parçalarında birisidir. Sadece coğrafik güzellik değil ve sadece verimli olan topraklarda değildir Afrin. Afrin aynı zamanda Kürdistan’da neolitik değerleri en ileri düzeyde temsil eden toprak parçası da demektir. Herhalde bir de Afrin’de kadın olarak dünyaya gelmişseniz bu neolitik ana yanlı toplum özelliklerini yani tanrıça özelliklerini daha fazla yaşarsınız demektir. Daha fazla insanlığı bağrınıza basarsınız demektir.

Evet, Axin yoldaşta işte böyle bir yoldaştı. Onunla kalan yoldaşları onu daha iyi anlatacakları aşikârdır. Çünkü onu en iyi onlar tanır. Çünkü onunla onlar yaşamışlardır. Coşkulu günleri, hüzünlü günleri onlar birlikte paylaşmışlardır. Ve birde kişililiklerini hiçbir kaygıya kapılmadan birbirine açanlar yine onlardır.

Evet, Axin yoldaşı en iyi yoldaşları anlatır.

Viyan yoldaş Axin yoldaşla kalan bir yoldaştır. Belki çokta uzun süreye yayılan bir birliktelik değildir. Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi bir an siz Axin yoldaşla kalmışsanız orada çok şey yaşamışınız demektir. O da sizin ayrıcalığınız olur.

Viyan yoldaşımız Axin yoldaşı şöyle anlatıyor bize:

“Axin arkadaşı anlatıp anlatamayacağımı bilmiyorum. Çünkü tüm şehitlerimiz, PKK Önderliği insana yeterince anlatamama duygusunu veriyor. Ve anlatırken insan hakikaten çok zorlanıyor. Onların yaşamlarına tanık olan yoldaşlar olarak bize ağır bir yük ve sorumluluk bırakıyor.

Benim için Axin arkadaş da bu arkadaşlardan biriydi. Axin arkadaşla beraber uzun bir süre kaldık. Kaldığımız süre içerisinde belli bir yoldaşlık ilişkimiz ve paylaşımımız da gelişti. Bu paylaşım içerisinde acı olan noktalar da vardı, hiç unutulmaması gereken noktalar da…

Axin arkadaşı ilk gördüğümde daha taburlarına gelmemiştim. Göze çarpan belirgin bir kişiliği vardı. Enerjisi göze çarpıyordu. Onunla alıp verdiğinde ondaki alçak gönüllüğü, yoldaş canlılığını hissedebiliyordun. İlk görüşmemiz öyle oldu.

Daha sonra tabura gittim, Axin arkadaş o zaman tim komutanıydı. Gittiğim bölükte kimseyi tanımıyordum, Axin arkadaş beni görür görmez sanki yıllardır beni tanıyormuş gibi beni karşıladı. Bu bana daha da sıcak ve güven verdi. Yoldaşını sahiplenme, ona karşı sorumluluk duyma duygusunun bende çok güçlü bir hissiyatını yarattı. O anlarda, kimseyi tanımamadan kaynaklı yalnızlık duygusu içerisinde Axin arkadaşın gösterdiği o yaklaşım belleğimdeki yerini aldı. Kimseyi tanımadığım için “senin timine geleceğim” demiştim ona, çok sevinmişti. “Beni tanımayan birisi nasıl bana senin timine geleceğim” derdi.

Ben onun timine geçtim, kısa bir süre sonra Axin arkadaş kaza sonucu yaralandı. Fakat o yaralanmanın bana da Axin arkadaşa da mesajı vardı. Yoldaşlık açısından, paylaşım açısından çok mesajı vardı. Kısa bir süreydi ama o yaralandığında müdahaleye gittiğimde Axin arkadaş adımı sayıkladığında artık Axin arkadaşı hiç unutmayacağım gibi bir yer edindi belleğimde. Axin arkadaşla olan ilişkilerim ve bağlılığım git gide derinleşiyordu. Ben bunu duygularımda hissediyordum.

Axin arkadaş tedaviden geldiğinde birbirimizi yıllardır görmüyormuş gibi büyük bir hasretle kucaklaştık. Gözlerimiz dolmuştu. Tekrar bölüğe gelmesi bütün arkadaşlarda bir canlılığı açığa çıkardı. Tekrar bizimle olmuştu. Komutanlık sürecinde de, yaşam yoldaşlığında da her anlamda sana bir şeyler verebiliyordu.

Komik olup da hiç unutmadığımız özelikleri de vardı. “R” harfini söyleyemiyordu. Bu bizi çok güldürürdü. O da alışmıştı bizim şakalarımıza. Hepimiz bazen onun gibi konuşuyorduk. Sürekli söylediği bir şarkısı vardı, içinde “R” harfi çok geçiyordu. Biz bazen bölükçe onun gibi “R”siz söylerdik bu şarkıyı.

Bugün bile her söylediğimde Axin’i anıyorum. Kim duysa bu “Axin’in şarkısı” diyor. Bize rojbaş çekerken de öyleydi. Bunları anlatırken bir yandan gülüyoruz ama bir yandan da hüzünleniyoruz.

Axin arkadaş yaşamdı, yaşamla birlikte onu anlatmak gerekir. Komutanlık sürecinde de kadın yoldaşını anlama çabası çok ileri düzeydeydi. . Komutanlığa ilk adımdı, ilerleme noktasında da iddiası vardı, yaşamda da o sorumluluğu gösterme gücü çok fazla vardı.

Yukarıda da dile getirmiştim. Onu hak edeceği gibi anlatamam. Anlatamadım da. Ama ona dönük sorumluluğum olduğu için kısaca onunla yaşadıklarımı herkesle paylaşmak istedim.

Axin yoldaş sen ölümsüzsün. “R”siz konuşmalarınla belleğimize kazıldın ve hep yanımızda olacaksın…

Axin yoldaşı, Viyan yoldaş bize böyle anlatıyor, Axin yoldaşla kalan Yekbun yoldaşımız ise başka bir açıdan onu yani toprağa yakın olanı, toprak kokusu taşıyan güzel Axin’imizi bize anlatıyor:

“Axin arkadaş Afrin katılımlı bir arkadaş.  Kısa bir süre halk çalışmalarında da kalmıştı. Dağa geldikten uzun bir süre sonra 2007-2008 baharında Çiya Reş alanında birlikte kaldık.

Axin arkadaşın en belirgin özelliklerinden biri çok duygusal oluşuydu. İnsanı incitmeme gibi bir yemini vardı sanki. Duyguları yoldaşlıkta, yaşamda ön plana çıkardı. Hissettiklerini yansıtırdı. Çok genç olmasa da dış görünüş ile içi birbirine çok uymuyordu. İnsan ona baktığında bazen çocukça, bazen çok doğal çıkan yönlerini ve hareketlerini tahmin edemiyordu.

Axin arkadaş her zaman moralini, coşkusunu, heyecanını yansıtırdı yaşam içerisinde. Çocuk ruhunu korurdu. Yine önde olan bir özelliği fedakârlığıydı. Ne zaman pratik iş olsa ya da yaşama katılım konusunda bir özveri istense -fiziki zorlanmaları olsa da -hiçbir zaman kendi önünde engel yapmazdı. Sonuna kadar gönüllü bir katılımı vardı. Her işe katılırdı. İş ve katılımda tam bir öncü rol oynardı.

Askeri anlamda çalışmalara kendini çok iyi katardı. Bu sadece bir konuda kuralları uygulamak değildi. O hem sorumluluk taşıyan hem de çok güçlü disipline olmuş özelikleri vardı. Düşmanı her zaman takip ederdi, öne gitmek isterdi, birebir eylemlere katılmak isterdi. Birlikte kaldığımız süreçte düşmana karşı yürütülen çalışmaların tümünde en önde katılan biri oldu, eylemlerde aktif yerini aldı.

Axin arkadaşta bazen duygusallığından kaynaklı zorlanmalar oluyordu. Her zorlanmadan sonuç çıkarırdı ve çıkardığı sonuçlar temelinde kendini yaşama verirdi.

Axin arkadaş Zap operasyonunda da yerini aldı. Çiya Reş’te Cehennem tepesindeki duruşu ile savaş konusundaki iddiasını, istemini en güçlü bir biçimde ortay koydu. Çok cesaretli bir arkadaştı, kendini hiç bir şeyden geri vermezdi, hep öne atılarak ağır yükü kendisi almak isterdi. Bunda onda bir yoldaşlık özelliğiydi. Zap operasyonunda önemli bir rol üslendi. Hem yoldaşlık ruhuyla hemde zorluklara karşı iradeli duruşu ve aynı zamanda düşmana karşı savaşıyla bu gerçeği yani iradeli duruşunu ortaya koydu.

Yanındaki birçok arkadaş yeniydi. Axin arkadaş daha eski bir arkadaş olarak rolünü hem kendisi oynamış hem de oynatmıştı.  Daha önce Zagros’ta kalmıştı, oradan aldığı tecrübeleri de vardı, bunu Zap direnişinde de ortaya koydu. Kendini savunduğu kadar arkadaşlarını da savundu. Çok dikkatli, duyarlı ve disiplinli hareket ederek sonuç almasını bilmişti.

2008 yılında birbirimizden ayrıldık. Ancak aynı taburda ya da birlikte olmasak da ilişkilerimiz vardı. Haberleşmelerimiz oluyordu. En son 2010 yılının 6 Nisan’ında düşmanın bir obüs saldırısında şahadetler kervanına katılmıştı. Şahadeti beni çok etkilemişti. Ondan önce bir kardeşi de şehitler kervanına katıldığı için beni çok fazla etkilemişti. Kardeşiyle gurur duyduğunu bizimle paylaşıyordu. “Önemli olan mücadelenin tam ortasında olmaktır” diyordu. Onu tanıyan bütün arkadaşlar onun şahadetinde çok etkilenmişlerdi. Hep onunla yaşadığım anılar gözlerimin önüne geliyor. Bir çocuk gibi açığa çıkan yanları, doğal yaklaşımları hep ön plana çıkıyordu. Yaşam içerisinde bir renkti. ”

Evet, onun gibi “önemli olan mücadelenin tam ortasında olmaktır” diyebilerek, diyebilmek için mücadelenin her sahasında en aktif gerillacılık yapmaktır. Güzel yoldaşım bizde senin gibi mücadelenin her zaman tam ortasında olacağımıza senin şahsında tüm devrim şehitlerine verdiğimiz sözümüzü yeniliyoruz.

 

Attachment