Özgürlük Ve Güzellik Kadın Mücadelesiyle Yaratılır

0Shares

Eskiden Kürt gerçeğinde kadın için savaşılırdı. Bugünde kadın için savaşılacak, ama artık bu savaş amaç ve kapsam itibarıyla çok değişiktir. Kadın savaşımı tamamen toprak, özgürlük savaşımının et ve tırnak gibi bir bileşeni olarak değerlendirilmelidir. Kadın savaşımı toprak, özgürlük, ülke ve örgüt savaşımıdır. Şimdiye kadarki savaşımın amaç ve kapsamının tam tersidir. Bu konuda da herkes kendinde bir bilinç patlaması, hatta savaş tarzında köklü bir değişiklik yapmalıdır. Önderlik gerçeğinin bu yönü de oldukça müthiştir. Kadına ordulaşmada da sonuna kadar yer var. Ama onun militan tarzına da güç getirebilmelisiniz. Bunu bir köreltici, daraltıcı, zayıflatıcı etken olmaktan çıkarıp sizleri güçlü bir yaşam, savaş ve güçlü bir eğitim silahı olarak görmeliyiz. Bundan başka herhangi bir isteminizin olacağını sanmıyorum. Güç yetirmeyi bilmeniz gerekir. Birçok kadın bize ilgi duyuyor. Benim onlara verebileceğim cevap bunlardır. Bundan başka bir şey istenilebilir mi? Bunun dışında başka bir çare bulamıyorum. Bu büyük bir savaştır ve bu kadın savaşımı önemli sonuçlar verecektir; güzellik kazanılacaktır, özgürlük kazanılacaktır, savaş da kazanılacaktır. Herkes bunu biraz ciddiye almalıdır. Bu, yüksek anlayış kadar kendini terbiye etmeyi gerektirir. Eski tarz yaklaşımlar sizi felakete götürür. Eğer Önderlik tarzının bu konudaki bazı temel ölçülerini, kriterlerini tutturamazsanız, düşmana ulaşmadan kadın sınırında yenilirsiniz. Bu çok tehlikeli bir sınırdır. Benim tecrübem var, bu konuda beni biraz ciddiye alın. Eğer doğru yaşam ve savaşım tarzını da tutturursanız kadın çalışmaları, onun ilişki düzeyi, erkeklerle de ilişkilenme düzeyi başarıyı katmerleştirir, yaşamı tanımlar, savaşı kesin geliştirir. Bu açıdan biraz kafanızı yorun. Geleneksel yaklaşımlarla, “kadındır, zayıftır, istediğimiz gibi kandırırız” demeyin. Bunlar çok tehlikelidir. Kandırabilecek olsanız bile kandırmayın. Onlar kandırılmaya çok müsait olsalar bile, kesinlikle buna tenezzül etmeyin. Çok ilkeli olmak kadar çok edepli, terbiyeli, aynı zamanda ilişki tarzı yüceliği kadar da zorluklarını göz önüne getirin. Bu konularda kendimizi yetiştirmeli veya onun sonuçlarını aşma gücünü göstermeliyiz. Sorunu basite almayalım. Eğer bu konularda kendinizi ayarlamazsanız, karıdan daha beter duruma gelirsiniz. Ben bunu çok erken yaşta tespit ettim. Ne mutlu bana ki, bu konuda kendimi kandırmadığım kadar kadını da kandırmadım ve sonuçta bu özgürlük değerleri ortaya çıkmaya başladı. Erkekler de biraz gelişiyor. Bu, benim çok önceden tespit ettiğim gerçeğe göre oluyor ve unutmayın ki sosyalizmde bile hiç kimse bu inceliği yakalayamadı.
Çinli bir kadın bizi ziyaret etti. Bu kadın, Çinli yöneticileri adı gibi biliyor, hatta ’49’da öğrenci lideriymiş. Çinli kadın, “Bizim ülkemizde kadın sorunu hakkında bir hata yapıldı. Bir aydın, ‘nüfusu beş yüz milyon sınırında tutalım’ dedi, ama o zamanki önderler bunu kabul etmediler ve adamı tasfiye ettiler, şimdi nüfusumuz bir milyar iki yüz milyon ve bu çok büyük sorun teşkil ediyor. Her aileye bir çocuk yeterlidir diyoruz ve bu politika da o çocukları çok şımarık yetiştiriyor, bu da çok büyük sorunlara yol açıyor” diyor. Mao’ya saygı duymakla birlikte, bu konuda da biraz daha derinlikli olmaya çalıştığımızı, sizin tarzınızda bir aile yaklaşımımızın olmadığını kendisine söyledim. Aile sorununu büyük bir sorun olarak önümüze koyduk ve bu yaşa gelmemize rağmen sorunu halen tam çözdüğümüzü belirtemiyorum. Ona, siz kestirme yoldan sorunu çözmeye çalıştınız ve sonuç felaket oldu dedim. Bu görüşün de bir anlamı vardır. Eğer sorunu çok boyutlu ve çok iyi düşünüp bütün yönleriyle çözemezsek -ki, Çin toplumu büyük bir toplum- onlardan çok daha karmaşık sorunları yaşar ve boğuluruz. Hatta eski komünistlerin eşlerini bırakıp nasıl yeni eşler aldıklarını ve onlarda da bunun çokça yaşandığını belirttik. O da bu konuda Mao’yu dile getirdi. Biz bütün bunları anıyoruz ve hata yapmamaya çalışıyoruz dedik. Ayrıca Çinli kadın, Mao’nun eşi Chian Chi’nin nasıl bir entrikacı, hatta Çin’in en kötü kadını olduğunu söyledi. Biz onu biliyoruz, ayrıca bunu çözdük, hatta onu miras yedici bir kadın olarak değerlendirdik dedik. Eşi, Mao’dan sonra bir de klik kurdu. Ama önemli olan bu konuda bizim daha şimdiden çözümleme gücümüzün ne kadar yüksek olduğudur. Demek ki sosyalizmi kursan ve aradan elli-altmış yıl geçmiş de olsa, çözümlenmeyen sorunlar sosyalizmin bile yenilmesine yol açabiliyor. Burada belirtmek istediğim, sorun sorundur, bütün ciddiyetiyle bunu anlamak ve buna sağlam çözümler bulmak önemlidir. Biz sorunu çözmesek bile, son derece olgun hale getirdik.
Ciddiyetsiz ve hafif kadın; erkek yaklaşımlarınız olmasa ilişkilere güçlü bir cevap vermek mümkündür. Kürt toplum gerçeğinde kadın müthiş çirkinleştirilmiş ve sevgisizlik çok gelişmiştir. Cinsler birbirlerine düşman gibi yaklaşıyorlar. Çocukların yetişme tarzı ise çok tehlikelidir. Karı-koca ilişkileri tahammül edilemez boyutlardadır. Yine parti saflarında duygusal ilişkiler şu anda yüzde doksan haincedir, geriye kalanı da inkarcıdır. Eğer duygusal ilişki olursa yüzde doksan ihanete götürür. Tabii bu da çok ciddi bir sorundur.
Beni ciddiye almak istiyorsanız, hakim olan gerçeği siz de böyle izah edebilirsiniz. Bunun üstünden atlanılmaz, kavranılır ve çözmeye çalışılır. Umarım bu konuda sağlam öğrenciler olabilir, büyük hata yapmama konusunda kendinizi frenleyebilirsiniz. Kadın sorunu, ilişki sorunu, nasıl yaşamalı sorunu savaştan önceki sorundur ve savaşa giderken buna cevap olunması gerekir. Nasıl yaşamalıya doğru cevabı veremeyenler, nasıl savaşmalının eşiğine bile adım atamazlar. Eğer büyük savaşçılar içinizden çıkmıyorsa bu, nasıl yaşamalı sorusuna cevap veremediğinizden dolayıdır. Ben de kendimi nasıl yaşamalı sorusuna göre ve özellikle kadın konusunda kırk yıldır eğitmeye çalışıyorum. Eğer benim bir Önderlik vasfım varsa onun en temel bir nedeni de bu konuda kendimi kırk yıldır yetiştirmeye çalışma gücünü göstermemdir. Kadın ve nasıl yaşamalı konusunda hata yapmamak için kendimi bu kadar eğitmem ve disipline etmem Önderlik gerçeğimi ortaya çıkardı. Siz, büyük ihtimalle nasıl ilişki, nasıl yaşam sorusuna cevap veremediğiniz, bunu örtbas ettiğiniz ve çok yanlış cevaplandırdığınız için, önderlik veya militanlık şansınızı kaybediyorsunuz. Kaybetmek istemiyorsanız, Önderlik tarzında sorunu ciddiye alın. Kürt erkekliğinin, Kürt kadınlığının faziletine inanmayın. İşler biraz daha değişik, gerçek daha farklıdır. Kadını araştırmaya ve onu dillendirmeye çalışıyorum. Kürt geleneklerine, onun sonuç alıcılığına ve tam namusu yansıttığına inanmayın.
En büyük sorunlarımızdan biri de dilinizi ve yüreğinizi çalıştırmaktır. Tabii ki birçok arkadaşımız bunun farkında bile değil, ne anlama geldiğini de bilmiyor. Böyle dilsiz, böyle yüzü kara -kadın için, erkek için fark etmez- özgürlük savaşçılığı nasıl olur? Bu kişilerle nasıl yaşayabilirsiniz? Ne erkekte, ne de kadında beni etkileyecek yön yoktur. Sözde “Başkanı çok seviyoruz” diyorsunuz, ama Başkanı yıpratıyorsunuz. İyi niyetinize, fedakarlığınıza bir şey demiyorum. Bu bir yetenek ve kendini yetiştirme sorunudur. Örneğin, Başkan kadınla ilgilenir, kadını son derece iyi ele almak, çekici kılmak ister. Ama sizin durumunuz buna ne kadar elveriyor, ne kadar isteklisiniz? Benim bütün hamlelerimi yıllardır boşa çıkardınız.
Biz yaşanılabilir kadını ortaya çıkarmak istiyoruz. Kadın hep zavallı ve çaresiz kaldı. Oysaki kadın görkemli bir çıkış yapmalıydı. Şu anda dağdaki kadınlar yaşamdan çoktan kopmuşlar, müthiş bir çirkinleşmeyi yaşıyorlar. Biz savaş özgürleştirir, güzelleştirir dedik, bunlar tersini uyguluyor; “savaş çirkinleştirir, çirkinleşme köleleştirir, köleleşmek koyunlaştırır ve baş belası yapar” diyorlar. Bu ortaya çıktı. Birkaç seçkin kadın çıksaydı, bunu tersine çevirseydi ne kadar iyi olurdu. İçinizde yaşamı talep eden kim var? Fırsat bulsanız hangi tehlikeleri dayatırsınız belli değil. Şu anda sorun, büyük gücün olamaması ve en basit bir ilişkinin felaketle sonuçlanmasıdır. En değme militanlarımızın ilişkisine bakıyoruz, korkuyoruz. Çünkü, adeta birbirlerini boşa çıkarıyor ve bu nedenle partiyi bölüyorlar. Basit yürekleriniz için her an bizi bırakabileceğinizi, bize ihanet edebileceğinizi biliyorum. Çünkü güçlü yürekleriniz yok. Tüm kadın ve erkekler zavallı ve bizden güç almaya muhtaç oldukları, fırsatı bulamadıkları için kendilerini bize bağlı gibi gösteriyorlar. Yiğitçe, mertçe sonuna kadar bağlılık gösteren kadın veya erkek göremiyorum. Fırsatı bulduklarında kime, nasıl kaçtıklarını gördük. Bu konuda fırsatım vardı, ama kaçmadım; kadın için vatanı bırakmadım. Sizden kimseyi kaçırtmadık, buna gücümüz de vardı, ama yine de kaçırtmadık.
Bizim de etkilendiğimiz o toyluk veya düzen etkilerinin altında olduğumuz dönemlerde, düşman bizi kadın yoluyla etkilemek istedi. Ama biz, vatanı ve partiyi bırakmadık. Bu tarzda kaç arkadaş ayaktadır. Bazılarının duyguları var, onu da bize karşı intikama veya müthiş bir ilgisizliğe dönüştürmüşlerdir. “Sen misin bize yaşamı böyle dayatan” tarzında bize yaklaşmışlardır. Benim bütün istediğim, bu ilişkilerde büyük gelişmenin ve güçlenmenin ortaya çıkmasıdır. Kadın kendini müthiş dayattı, bütün parti hamlelerimizi altüst etti, erkek de halen öfkesini dindirmemiş ve “malı nasıl elimizden aldın” diye tepkileniyor. Ben de bunlara karşı önce vatan, önce parti veya bunlar vatanla, partiyle birlikte olsun, birisi diğerine ihanet etmesin diyorum. Maalesef kimse bu gücü gösteremiyor. Bunlar, “önce bizim güdülerimiz, önce bizim mallı-mülklü anlayışlarımıza izin verilsin” diyorlar. Bunda da sonuç yoktur. O açıdan bundan nefret ediyorum.
Ben kendimi kolay aldatmayan bir kişiyim, insanları da anlarım. Bu konuda tecrübelerim var; bize binlerce komplo yapıldı, bize hançeri saplamak isteyenler oldu. Ben binlerce kız gördüm ve bir çoğu beni nasıl hançerlediklerini bilmez. Ama benim tecrübelerim var. Ucuz duygular, zayıflıklar adına beni ne hale sokmak isteyenler var, hepsini gördüm. Sırf kadınla ilişkilenmediği için yirmi yılını boşa harcayan erkekleri gördüm. Bir karısı, bir malı olsun onlar için yeter. Ben de öyle olmasın dedim ve buna tepkilendiler.
Yiğitlik önce örgüt, önce vatan, önce savaşa göre çıkış yapmadır. Karıya göre, erkeğe göre, beklentilerinize göre kendini ayarlama yiğitlik değildir. İşte savaş, işte ülke orada yaşamı büyütün ve kendinizi yaşam kaynağı yapın. Onlar ise, “yok, birbirimizi kandırmak istiyoruz, buna izin vermezsen biz hiç çalışmayız” diyorlar. Bunu diyen çalışmasın, çünkü benim için yiğitlik farklıdır. Kendinizi kanıtlarsanız kadın ve erkek yolu açılır; kanıtlamazsanız yol açılmaz. Bu, bende bir ulusal kanundur, ancak bunu anlamak istemiyorsunuz. Anlamamak için de çok duygusal, çok gözü yaşlı, çok ucuz bağlılık anlayışları biçiminde kendinizi örtbas ediyorsunuz. İkiyüzlü kişiliği kendinize göre daha değişik yansıtıyorsunuz.
Bu konuda da çok açık sözlü, açık yürekli, oldukça gerçekçi, vatanın, partinin, özgürlüğün, savaşımın ve yoldaşlığın sağlam bir tarafı olabilen, ölçülü, ilkeli, taviz vermez kadını yaratacağız, çünkü başka çaremiz yok. Bunun üzerinde duracağız. Bunun dışında hiç kimse bizden anlayış, davranış ve özgürlük beklemesin.
Nasıl yaşamalı sorusuna bu temelde cevap veriyoruz. Yaşamaya inanmalıyız, yaşamak çok güzeldir ve inanılmaz bir olaydır. Bizde mahvedilen ve düşmanın en çok tahrip ettiği de budur. Düşman hiçbir güzellik, yaşanması gereken hiçbir değer bırakmamıştır. Zaten sizin savaşa güçlü katılamayışınızın temel bir nedeni de, yaşam imkanı bulamamanız -ki, çok acı sonuçlara yol açıyor- intiharvari çıkışları esas almanızdır. Büyük ve çok bağlı olmanız gereken bir yaşamın olduğunu bilseniz, ucuz ölüme böyle koşmazsınız, kolay hata yapmazsınız, bu kadar kayıplara yol açmazsınız, şahadetler de böyle gelişmez. Yaşama değer verseniz, sevdiklerinizin bunu asla kabul etmediğini, yoldaşlarınızı asla yalnız bırakmamak gerektiğini bilseniz hata yapıp ucuz kayıplara yol açmazsınız. Demek ki sizde, yaşamanın bir değeri, yaşamın sevinci yok, sevdiklerinize saygınız ve bağlılığınız yok. Bu nedenle de çok bireysel bir kararla her şeyin sonunu getiriyorsunuz. Bu da nasıl yaşamalı sorusunu hiç anlamamaktır. Nasıl yaşamalı sorusuna çok bireyci ve çok körce cevap vermek, hiç cevap vermemektir.
Beni ayakta tutan en temel neden ülke duygularım, halk duygularım, hatta kadına olan duygularımdır. Bağlılıklarım çok güçlü olduğu için direnmemi, örgütlenmemi ve günlük taktiklerimi geliştiriyorum. Çünkü, yaşama bağlılığım güçlüdür. Benim sevenlerim çok, bana bağlı olanlar çok, benden yaşam gücünü isteyenler çok. Ben de korkunç direniyor, kendimi korkunç örgütlüyor ve kolay kaybetmiyorum. Nasıl yaşamalıya sizin de böyle bir cevabınız olursa, bu güzel ülkeyi, kurtarılmış bölgelere çevirir, yoldaşlıklarınızla bir bağlılığı geliştirir, örgütlülüğünüzü ve savaşın değerini yükseltirsiniz. Tüm bunlar, nasıl yaşamalı sorusuna en temel cevaptır.

Attachment