Özgürlük Silahı Hepimizin Elindedir

0Shares

Kod Adı: Ruken Silopi
Katılım Tarihi: 1991 Silopi
Şahadet Tarihi: 1997’de Avaşin’de

Dağın o cazibesi midir, yoksa var olan Kürt’ün kökünde dağlı olması mıdır? Onu dağa çeken ve dağları kendine mesken yapan. Belki dağlara gelmeyen, akan sularında su içmeyen ve orada nefes alıp vermeyen, dağlarda nasıl yaşandığını bilmez ta öyle uzaktan bakmak yetmez. Dağla bütünleşmek kendini bulmaktır. Çünkü dağlar Kürtlerin mabedidir ve o mabette mücadele  etmek, onur ve şeref demektir. Namusunu kurtarmak demektir. Her karışı kutsal olan Kürdistan da mücadele etmek o kadar kolay olmayabilir. Her yiğidin harcı değildir. Yiğit olmak topraklarının uğruna bedel vermektir. Bu da mabedimiz olan dağlara yönümüzü vermek demektir.

Ruken arkadaşta sevdalanmıştı, dağlara ve özüne kavuşmak istiyordu. Kürde mücadelenin yakıştığının farkındaydı. İnsan olmak demek haksızlığa ve yok etmeye karşı baş kaldırış olduğunun bilincindeydi. O genç yaşında Kürdistan topraklarında kadının erken büyüdüğünün farkındaydı. Kadın olmak demek Berivanların, Binevşlerin ve Besêlerin ardılları demekti onun için. Güçlü ve iradeyle bir kadın olmak için baş koymuştu özgürlük dağlarına.

Heval Ruken katıldığında çok genç bir arkadaştı. Düşman gerçekliğine yakından tanık olduğundan genç yaşta katılma kararı alıyor. Özgürlük saflarına geldiğinde yaşamla hemen bütünleşmiş. Arkadaşlara çok değer veriyordu, bir arkadaş görevde geldiğinde hemen sıcacık gülerek karşılardı ve moral verirdi etrafındaki tüm yoldaşlarına. Ruken arkadaş Zele alanında kaldı ve o süreçte zorluklar çoktu buna karşı hep güçlü bir duruş sergileyerek dayatılan gerici yaklaşımları kabul etmiyordu. Arkadaşın çok farklı özellikleri vardı, hemen karşındakini hisseden ve herkesi kendine çeken bir enerjisi vardı. Bu yüzden arkadaşlar noktaya geldiğin de ilk gözleri Heval Ruken’i arardı. Noktada olmadığında yeri çok belli olurdu. O renkli gülüşü ortama öyle bir enerji yayardı ki payını almayan kalmazdı. Tüm arkadaşlar heval Ruken’in sayesinde enerjik dolu olurlardı. Heval Ruken üç dört yıl okumuştu. Tabi gelişmek için kendini her gün eğitiyordu. Önder Apo’yu anlamak ve uygulamak için ilk önce yoldaşlığını güçlendirmesinin gerektiğinin farkındaydı. Bu yüzden arkadaşlarına karşı çok duyarlı yaklaşıyor ve ilgileniyordu. Kendinden önce yoldaşlarım derdi. Heval Ruken en fazla pratiksel anlamda kıvrak zekaya sahipti ve yaşamda olgun bir duruşunun yanında sakin bir yapısı vardı. Ruken arkadaş alanda en gencimizdi, genç olmasına rağmen ilke ve ölçülerinde taviz vermezdi. Bunun için mücadele verirdi ve ölçüleriyle tanınan bir arkadaştı.

O dönemde bir çok arkadaşa göre kendisini yaşamda çok sorumlu gören bir arkadaştı. Ruken arkadaş, bir kadının kendisini sürekli geri cephede tutmasından çok rahatsızlık duyardı. Kendisini geçici gören yaşamda çok sorumlu görmeyen arkadaşlara karşı sürekli mücadele içindeydi. “Özgürlük silahı hepimizin elindedir, bilgi silahı hepimizin elindedir” derdi sürekli. Birey sonuna kadar eğer isterse kendisini sonuna kadar geliştirebilir. “Yine koşullar ne olursa olsun bu koşulları yaratabiliriz” derdi ve umutlu olduğu pratiğine hep yansırdı. Birçok eylemde, çatışmada yer aldı. Kısa bir sürede manga komutanlığı yaptı ve daha sonra takım komutanlığına kadar çıktı. O dönemde yaşı küçük olan  bir arkadaşın özellikle erkek arkadaşlara komutanlık yapması çok büyük çaba gerektiren bir durumdu.

Ruken arkadaşta önderliği görmemişti ama Önderliği hayallerinde yaşatırdı. Her zaman bir gün Önderliği gördüğünde nasıl yaklaşacağı konusunda hayaller kurardı. Hayal dünyası çok genişti. Toplantılara, eğitimlerde sürekli yeni yeni fikirler ortaya atardı. Arayışları, araştırmaları daha çok yaşamın içinde kadının yaşadığı zorlanmalar üzerineydi. Ruken arkadaş kendisini çok fazla geliştirme çabasındaydı. Kadına çok yakındı. Ne olursa olsun kadının kendisinin olmasını vurgulardı, bir de erkek egemen zihniyetinden kurtulmalarının gerektiğinin söylerdi. Kadın yaratıcılığını ve kapsayıcılığını yaşamda her daim sergilerdi. Önderlik ilk kadın ordulaşmasından bahsettiğinde halayın başını çekmişti.

Biz kendi yaşamımızı özgürce geliştirebiliriz, ben ulusal mücadele için geldim bu partiye ama burada kadının özgürleştirilmesi gerektiğini de öğrendim” derdi. Sonuna kadar da buna sahip çıkacağım derdi. Bütün arkadaşların platformlarında mutlaka düşüncesini belirtirdi. Ruken arkadaş içe kapanık biri değildi. Çok doğal ve açık bir arkadaştı. Görüşlerini yanlışta olsa doğruda olsa mutlaka dile getirirdi. Çelişkili olduğu şeyleri de arkadaşlarla çok rahat tartışırdı. Çok çelişki yaşardı ve bu çelişkilerine çözüm arayarak ve anlamdırarak kendisini her gün daha da güçlendiriyordu. Bir kadın olarak kendisini örgütleyebiliyordu. 1996 dan sonra ayrıldık, arkadaş bu yoğunlaşma düzeyiyle giderse büyük gelişimlere yol açardı diye bir yargı bende oluşturmuştu. Erkeğin her dediğini kabul etmezdi. Kendi iradesini de çekinmeden ortaya koyardı. Çelişkilerini tartışarak, eleştirerek çözerdi ve arkadaşlara da doğru yolun bu olduğunu söylerdi. Zagroslar da cins mücadelesinde örnek alınacak arkadaşlardan bir tanesiydi. Yaşamda çok farklıydı, şehitlerin yarım kaldığı yolda ilerlemeyi ve Önderliğin ideolojine olan bağlılığını her gün güçlendirerek özgür yaşama anlam katarak bir katılım gerçekleştirirdi. Her gün şehitlere ve Önder Apo’ya olan bağlılığıyla fedaice bir duruşla kanın son damlasına kadar özgür yaşama sahip çıkmıştır. Şehit Ruken arkadaşın anısının önünde saygıyla eğiliyorum. Şehitlerimizin aydınlattığı yolunun yolumuz olduğunu belirtiyorum. Nasıl ki şuan da özgür dağlarda mücadele eden arkadaşlarımız ve bu mücadelede amansız şekilde savaşıyorlarsa faşist türk devletinin tekniğine ve kimyasalına karşı, kemiklerinin son kalıntılarına kadar da direnç göstereceklerini Mam Reşo’da, Werxele’de, Girê Cûdî’de, Girê Amediye’de ve dört parça Kürdistan da şehit Ruken arkadaşın ruhuyla bu mücadele zaferle taçlanana kadar sürecektir. Sözümüz yoldaşlarımıza var, bu direnişi her zaman en üst mertebe de sürdüreceğiz.

Mücadele Arkadaşları

Attachment