Özgürlük Kelebeği

0Shares

Kod adı ve soyadı: Zilan Pepule
Adı ve Soyadı: Letife Selamet
Anne Adı: Hanife
Baba Adı: Farıs
Doğum Yeri ve Tarihi: 1983-Urmiye
Katılım Tarihi ve Yeri: 1999-Şehidan
Şahadet Yeri ve Tarihi: Asos- Merivan Kırsalı- 30 Haziran 2006

Zilan Pepule özgürlüğe tutkuyla bağlanmış, Tanrıça Zilandan aldığı özgürlük mirasına sahiplenmiş, bir Kürt genç kızıydı. Özgürlük sevdalısı, tutkunu gerillaydı. O, soyadını verdiği bir özgürlük kelebeği olmayı başarandı.
Tarih her zaman olduğu gibi yeniden çelişkilerin en yoğun yaşandığı yerde çözülüşe doğru ilerliyordu. İran da kadın karanlıkların içine gömülerek yok sayılıp, iliklerine kadar kölelik ruhuyla ve düşüncesiyle yoğruluyordu. İran rejimi toplumu ve özelde kadını çepeçevre sarıyor, zincirlere vuruyor, özgürlük düşüncesinin zihinlerde yer bulmasına asla izin vermiyordu. Kölelik en başta kadına içselleştirilmeye çalışılıyordu. Çelişkilerin yoğunlaştığı yerde çatışmaların gelişmesi ise bir kaçınılmazlık olarak kendisi dayatacaktır. Köleliğin dayatıldığı, zulmün ve sömürünün hat safhaya ulaştığı bu zeminde ve rejimde özgürlük istemine dayalı iradeli çıkışlar gelişecektir. Sömürünün ve zulmün olduğu yerde özgürlük filizleri boy vermeye devam edecektir.
Bu gerçekten yola çıkarak Apocu özgürlük düşüncesinin ve ruhunun Doğu Kürdistan’da boy vermesiyle, giderek bir örgütlülüğe dönüşen mücadele büyük bir direnç kazanacaktır.
Bilindiği üzere İran da, her yıl binlerce kadın kendisini yakarak bu sisteme karşı tepkisini dillendirmektedir. Kadınlar bu sistem içerisinde sömürülmekte ve yaşam kadın için bir zindana dönüşmekle kalmayıp, küfür, dayak, işkence, tecavüz ve katletme erkek için olumlu bir meziyet haline gelmektedir. Özcesi İran’da kadın olmak en büyük günah olmuştur.
Evet, Zilan böylesi bir sistem ve toplumsal gerçeklik içerisinde Doğu Kürdistan’ın Urmiye ilçesinde 1983’ de her şeyden habersiz gülümseyerek gözlerini dünyaya açar.
Zilan yoldaş, büyüdükçe içinde yaşadığı çelişkilerin farkına varmaya başlar, gülümseyişlerinden hiçbir şey kaybetmeden. Böylesine ağır ve çekilmez baskı cenderesine rağmen o, bir bebenin annesinin memelerine sarılması gibi yaşama büyük bir coşku ve aşkla sarılır.
Yurtsever bir ailenin kızıdır. Oldukça kıvrak ve zeki bir yapıya sahiptir. Kabına sığmaz, zapt edilmez, cıva gibi yapısıyla, yaşam dolu coşkusuyla, bilmeye, öğrenmeye olan merakıyla tam da bir özgürlük sevdalısıdır. Dıştan dayatılan geri kalıplara boyun eğmeyen ve bunlara karşı öfke dolu mücadeleci yapısıyla çok küçük yaşlarda dahi asi karakteri gözler önündedir. O bunu, kendi oyunlarında ve arkadaşlık ilişkilerinde geliştirmeye çalışır. O küçük yaşlarda özgürlük hayallerini ancak oyunlarında ve kurduğu arkadaşlıklarda geliştirebiliyordu. Ama böylesine dar ve sınırlı bir alanda olan özgürlük ona, okyanustan bir damla gibi geliyor ve sınırsız özgürlük arayışlarına giriyordu.
İçinde şekillendiği aile, tüm baskı, sindirme ve asimilasyon politikalarına rağmen derin yurtseverlik özlerini koruyor, gelişen özgürlük mücadelesine güçlerince katkı sunmaya çalışıyor. Dar, kapalı ve feodal bir yapıya sahip olsalar da, neolitik özellikler ve Zerdüştlük kültürünün kısmen de olsa izleri onları, diğer ailelerden farklı kılıyor. Babası Şikak aşiretindendir. Hümanist ve duygusaldır. Babası ağa geleneğinden gelir. Zilan yoldaş babasında var olan bu duygusal karakterin zaman zaman ailenin gelişimini zorladığını vurgular. Annesi ise Bradost aşiretindendir. Ailenin tek kızıdır. Zilan yoldaş “Annem otoriter ve zeki bir kadındır. Okula gitmemesine rağmen tahlil etme ve çözümlemede çok güçlüdür. Ailenin ve akrabaların sorunlarına çözüm getirebiliyordu. Babasından özel eğitim gördüğü için erkek karakterli bir kadındı. Bunun için hem ailede hem de komşu ve akrabalar içerisinde farklı bir yeri vardı. Evin maddi ve manevi değerlerinin hakimiyetini kendi etkisi altına almıştır.”
Zilan yoldaşın şekillenmesinde önemli bir rol sahibi olan aile fertlerinden biri de ablası olmaktadır. Zilan yoldaş ablası için “Ablam hiç birimizin cesaret etmediği çıkışları yapıyordu. İlkokulu okumasına rağmen kendisini farklı bir biçimde yetiştirebilmişti. Hemşirelik yapmış, el sanatlarını geliştirmişti. İran kadını üzerinde araştırmaları da vardı. Bu vesile ile kadınları etrafında toplayıp örgütleyebiliyordu.” Zilan yoldaş İran’da kadının özgürce yaşayamadığını, bir arayış istemi olsa da elinden pek bir şey gelmediğini ve İranlı bir genç kız için en azından tahsilin, bilinçlenmenin silah kadar önemli olduğuna yer verir. Dünyada hakim olan mevcut sisteme kadın olarak katlanmak zor olduğu gibi İran’da kadın olarak ve de Kürt kadını olarak yaşamanın daha da zor olduğunun oldukça bilincindedir. Zilan yoldaş ablasıyla yaptığı tartışmalarda kadının içinde bulunduğu gerçeği anlamlandırmaya çalışıyor. Ablasının kadın karşısındaki duyarlılığı Zilan yoldaşta önemli bir oranda gelişim yaratıyor. Ablasıyla yaptığı tartışmalar bu eksende zamanla gelişir. Bunu özgürlük arayışında olan her kadın gibi Zilan yoldaşta artık farkındadır. Ancak bunu o gerçeklik içinde yaşayan bir kadın olarak Zilan kendinde bir bilince dönüştürür. Çünkü an be an, her gün, her saat, her dakika bütün çıplaklığı yaşar bu gerçekliği. Ömrünün sonuna kadar yaşamaya mahkum bırakıldığı boğucu gerçekliği kabul etmez ve arayışları yoğunlaştıkça yoğunlaşır. Zilan bu gerçeğe başkaldırarak, özgürlük dağlarında bunun mücadelesine tüm benliğiyle sarılır.
Zilan yoldaş “Okul sürecimi tahlil etmek ve göz önünden geçirmeyi önemli buluyorum. Çünkü okul sistemi çocukluk ve gençlik üzerinde çok büyük bir etki yaratıyor. Bu eğitim sistemlerinde insanları iradesizleştiren ve dine bağımlılık yaratan özel savaşla asimilasyona uğrayan insanlar yaratıyor.” Sistem düşünüp sorgulayabilecek beyne, duyumsayabilecek yüreğe, yine haykırabilecek dile pranga misali dolamıştır kara örtüleri. Yaşamın her ayrıntısında, kara çarşaf zihniyetinin belirlediği sınırları vardır kadının. Bu sınırlar belirlemiştir; kadının nasıl yaşayacağını, nasıl düşüneceğini, nasıl soluyacağını, nasıl oturup, nasıl kalkacağını, nasıl yiyip nasıl içeceğini, nasıl giyineceğini. “Neden böyle yaşıyorum” sorusu yasaklanmıştır kendisine yüz yıllardır. Sormaya kalktığında bu soruyu, şeriat geleneklerinin keskin kılıcının narin boynunu keseceğinin oldukça bilincindedir İran’da yaşayan kadın. Geçmişte kabullenmiş gibi inanmış gibi görünürdü hep, ama içten içe de büyük isyanlarla kaynardı beyni ve yüreği kadının. İşte bu anlamda Zilan yoldaş bu isyanın somut ifadesi olmuştur. Zilan yoldaş APO’cu felsefe ve kadın özgürlük ideolojisi ile tanışma ve cesaretlenme sürecini yaşayarak bunu direnişini daha da taçlandırmıştır.
Uyuşturulmuş bir toplumda soru sormaksızın yaşamaya mahkum olmuş bir insan tiplemesidir yaratılmak istenen bu sistemde. Özgürlüğün ilk adımı olan bilmeyi yasaklamıştır bu sistem. Ve Zilan bunun farkındadır. Başkan Apo’nun belirttiği gibi “Bilmek sorumluluk getirir” sözünü pratikleştirmeyi bilen yoldaş olur. Bildiğini saklamak ve uygulamamak, insanın en büyük ihanetidir kendi kendisine. Zilan bildikçe içi içine sığmaz bir yoldaş olur. Bildiğinin, bilincine vardığı gerçeğin hakkını vererek yaşamak isteyen bir yürüyüşün sahibi olma çabası içerisine girer.
“Özgürlük bedelsiz olmaz” bilincinin verdiği büyük bir cesaretle bir bir adımlar yaşamı. İşte Zilan özgürlüğe cesaretlenen görkemli kadınların öncülüğüne soyunur. Sistemin okul sıralarında verdikleriyle değil, özgür bir yaşam için karar kılmayı, karar sahibi olmayı bilen olur Zilan…
“İlkokulu başarı ile bitirdim. Birinci olmak için çok çaba veriyordum. Bu başarım öğretmenlerimin bana bir Kürt kızı olarak yaklaşımlarını belirliyordu. Okulda arkadaşlarım ders yüzünden dayak yedikleri zaman çok zoruma gidiyordu. Onların başarmaları içinde çok çaba harcıyordum. Hiçbir zaman kendimi onlardan ayrı görmedim. Bunu ne maddi anlamda nede okuldaki başarımla yapmıyordum. Bütün çocuklar ile ilişki kurmaya çalışıyordum. Bu nedenle öğretmenlerim beni örnek olarak gösteriyorlardı. Bu süreçte devrimcilik ve yurt severlik duygularım gelişiyordu.” Ailede var olan bu olumlu özellikler ve mücadele ile olan ilişkileri, Zilan arkadaşın özgürlük istem ve taleplerine olumlu katkılar anlamına geliyordu. Mevcut zeminde özgürlük hayal ve özlemlerini gerçekleştirme imkanı bulamayacağının farkındaydı. Bunun da ötesinde sorunun bireysel olmadığını, toplumsal ve sistemsel olduğunu fark eder. Çözümün ise güçlü özgürlük ideolojisiyle, güçlü bir toplumsal örgütlenmeden geçtiğini kavrar. Toprağına ve halkına karşı duyduğu derin bağlılık ve sevgi, kadın özgürlüğüne olan tutkusu onu özgürlük mekanları olan dağlara yöneltmiş, özgürlük savaşçılarının saflarında yer alma yönünde kararlaştırır. Köleleştiren mevcut sistemden kopma istemi her an onu kamçılıyor ve özgürlük havasını solumak istiyordu.
1997 yılında Xakurke’den partiye katılmak ister. Bu onun ilk ciddi eylem yılı olarak tarihine geçmekteydi. Fakat dağlara çıktığı zaman yaşının küçük olması ve ailesinin devletin yoğun baskılarına maruz kalması nedeniyle geri eve gönderilmesi özgürlük eylemini kesintiye uğratır. Özgürlük mekanlarından ve mücadele etme imkanlarından uzak düşürülür. Ancak evde kaldığı müddetçe özgürlük ateşi her an yüreğini yakmaya devam eder. Fikir olarak büyümüş olsa bile, yaş olarak bir an evvel büyümek için adeta halatlara asılmış çeker olur zamanı. 1999 yılında uluslar arası komployla Özgürlük Önderinin esaret altına alınmasıyla artık daha fazla evde kalamayacağına karar verir. Zilan yoldaş katılım sürecine raporunda şu cümlelerle yer verir: “Bu süreçte ya katılacaktım ya da kendimi öldürecektim. Kendimi bu sistemden kurtarma arayışına girdim. Komplo ile beraber Kürtler ve sistem için bir tarih açıldı. Grup grup gençler katıldı. Bu benim için bir fırsat oldu ve tekrar katıldım. Artık yaşam istemim ve umudum kalmamıştı. Yaşayacaksam Önderlik için yaşayacağım. Öleceksem de Önderlik için ve özgürlük uğruna yol alacaktım. Tekrardan partiye katıldığımda özgürlüğüme kavuşmuştum. Bundan sonrada yaşam gerekçem Önderlik için olacaktı.” Çünkü bundan sonra evde kalmak onun için ihanetle eş anlama gelecekti. Hiçbir engel ve gerekçe artık onu sevdasından alıkoyamayacaktı. Coşkun bir nehir gibi akarak var olan bentleri bir bir aşacaktı. Bunda kararlıydı. Bu kararlılığını 1999 yılında evden, aileden ve sistemden koparak somutlaştırır ve özlemini derinden çektiği dağlara Şehidan üzerinden çıkış yapar.
Gerilla saflarına katıldığı ilk süreçlerde bile hiç yabancılık çekmez. Yaşam dolu coşkusuyla, azim dolu duruşuyla, durup dinlenmeden sergilediği çabasıyla çevrenin dikkatlerini hep üzerine çeker. Kendi bireysel gelişim ve eğitimine önem verdiği kadar, yanında bulunan kadın arkadaşlarının da eğitimine önem vermekte ve genel çalışmaların arasında her fırsat bulduğunda onlarla ilgilenmeye çalışmaktadır. O, özgürleşmenin gelişkin beyin ve yüreklerden geçtiğinin farkındadır. Apocu çağdaş felsefe ve ideolojiye bunca önem vermesinin nedeni de budur. Sürekli okuyor, araştırma ve incelemeler yaparak çağın bilgeliği sınırlarına ulaşmak için özenle büyük bir çaba içerisinde olur. Özgürlük kavramı üzerine hem kendi içinde, hem de fırsatını buldukça arkadaş çevresiyle tartışıyor ve bunları pratikleştirmenin yollarını arar. Özgürlük hayallerinin tacı, her zaman özgür, iradeli, güzel ve estetik kadına ulaşmak olmuştu onun için! Çünkü içinden geldiği Doğu Kürdistan kadınının çektiği acıların sızısını çok derinden hissediyor ve bu da onu özgürleşme için güçlü arayışlara yöneltir.
Gerillada Şehidan, Zagros, Gare ve Kandil alanlarında önce askeri güçlerde daha sonrada fedai güçlerinde yer alır. Bir süre bu alanlarda kaldıktan sonra kendisini Kadın Özgürlük İdeolojisiyle güçlendirmek ve çözümü kendisinde gerçekleştirmek ister. Bundan dolayı 2003 yılında PAJK eğitimi almak için başvurusunu gerçekleştirir. Özgür yaşam felsefesinin büyük iddia ve kararlılığıyla kendini aday gösterir. Katılımını Zeynep Kınacı’larla, Sema’larla, Nucan’larla ve daha nice şehit yoldaşlarıyla kesiştirmek ve ardılı olduğu yoldaşlarının özgürlük mücadelesine sahip çıkma kararlılığını ortaya koyar. Yolu özgürlük aşkından geçen her kadının bir gün bu kesişen noktada mutlaka buluşacağını bilircesine…
PAJK eğitim şubesinde bir devrelik eğitime katılır. Özgürlük arayışlarını ve çabalarını giderek derinleştirmeye ve somut projelere dönüştürmeye büyük çaba ve özen gösterir. Dönem dönem basın ve halk örgütlenmesi çalışmalarına katılır. Bu çalışmalar içerisinde ek olarak kadına yönelik derinleşmelerini somut projelere dönüştürmeye dönük bir uğraş içinde olur. Doğu Kürdistan kadın tarihini tüm yönleriyle araştırıp kaleme alan bir broşür çalışması yürütür. Yine Önderliğin kadın eksenli yeni paradigması temelinde ‘‘Pepule’’ adında bir projeleştirme çalışmasına büyük bir aşkla yönelir.
Pepule, Soranca da kelebek anlamına gelir. Kelebek, Zilan yoldaş için özgürlüğün ifadesidir. Pepule çalışmasına aşk düzeyinde sarılmış ve daha önce aldığı ‘‘Che Guevara’’ soyadından vazgeçip, son yıllarda “Pepule” soyadını alır. Pepule için Zilan arkadaşın şu sözleri, onun için pepulenin anlamını da ifade eder. ‘‘Pepule eşqa azadiye yi. Agir, xweşikbuna weyi. Firina we gerine mine. Şewitandına we ji azadiya mine.’’ Yani kelebek özgürlük aşkıdır, ateşte yanması da benim özgürlüğümdür demektedir. Yine kelebek kimseye ait değil, sınırsızca uçmak demektedir. O, sınırsızlığı ve özgür iradeyi, güzellikle dansa tutuşmayı sevmişti. Böylesi bir sevgi tercihi ile Zilan Pepule yoldaş PAJK yeniden yapılanma aday üyelik başvurusunu yapar. Raporunda ““Önderlik gerçeğiyle tanıştıkça, kişilik, sınıfsal ve cins mücadelesinin bilincine varıyor, özgürlüğün ve kurtuluşun sadece tek yoldan ve tek mücadeleden geçmediğini gördüm. Birçok alanda ve hiçbirisini geri plana itmeden paralel olarak yürütülmesi gerektiğini anladım. Bu ise derin bir ideoloji birikime ve özgürlük çizgisinde ısrar etmeyi gerekli kılıyor. Her şeyden önce yapılması gereken zihniyet, vicdan devrimini gerçekleştirmek ve böylece Demokratik Ekolojik Bir Topluma ulaşmak için, kişiliğimizden tutalım kullanacağımız yol ve yöntemlere kadar kendimizi yeniden yapılandırmalıyız.” sözlerine dikkat çeker.
Zilan yoldaş aynı zamanda Doğu Kürdistan’da ilk kadın katılımları arasında yer alan kadın yoldaşlardandır. Bu anlamda böyle bir özgünlüğü vardır. Kendisi de böyle bir özgünlüğün farkında olup, bu temelde sorumlu yaklaşım sergiler. Kendi katılımının anlamını zenginleştirir. Doğu Kürdistan’daki kadın devrimi açısından katılımına çok güçlü bir misyon biçer. Halk mücadelesinin militanlığında sonuna kadar iddia sahibi olan ve ona göre hareket etmeye çalışan yoldaştı Zilan.
Zilan yoldaş, kadın özgürlük ideolojisi ve yaşam felsefesinin bilincinde olmanın tadını da, zorluğunu da yaşama çabasıyla pratiğe yönelir. Kadınların özgürlük etrafındaki birliğini sağlama azmiyle, beş bin yıldır paramparça edilmiş kadın gerçekliğini bütünleştirmek, birleştirmek ve bir adım daha özgürlüğe yakınlaştırmak için İran parça örgütlemesinde yer almak için öneride bulunur. Her gün katledilen kadınların, canına kıyan kadınların, intihara sürüklenen kadınların sorunlarına, dertlerine çözüm bulmak için yoğun bir pratik çalışmaya yönelmek gerektiğini vurgular. Bu vahşete maruz kalan kadınları kurtarmak, bir nebzede olsa destek olabilmek istediğini her defasında dile getirerek büyük bir sorumlulukla çalışmalara katılır. Böylesi bir sorumluluk bilinciyle Zilan yoldaş Doğu Kürdistan’ın Asos bölgesinde bulunan Merivan mıntıkası kırsalında silahlı propaganda çalışmalarına katılır. Genel çalışmaların yanı sıra özelde kadına ulaşmak, özgürlük bilincini geliştirmek için yoğun bir çaba içerinde olur. Doğu Kürdistan kadınının özgürleştirilmesi onun için kutsal bir görev olur. Çalışma alanına giderken sarf ettiği şu sözler bunun en güzel ifadesidir. ‘‘O kadınları özgürleştirmek benim temel bir görevimdir. Bunu yapamazsam volkan gibi patlarım.’’
Son olarak 30 Haziran günü bir grup, YJRK’li arkadaşların öncülüğünde başlatılan, Zeynep Kınacı- Zilan yoldaşın eyleminin yıl dönümü vesilesiyle anma etkinlikleri için köye kadınlara Kuzey Kürdistan’da 30 Haziran 1996’da ilk fedai eylemiyle Tanrıçalaşan Zilan Yoldaşı anma toplantısını yapmak için gider. 29 Haziran akşamıdır. Yani Tanrıça Zilan’ın görkemli eylemini gerçekleştirme hazırlığında ve heyecanında olduğu 12 yıl öncekiyle aynı akşam. 30 Haziran sabahında yani özgürlük piminin çekildiği sabahı, Tanrıça Zilan’ın Tanrıçalık ruhunu anlatma heyecanı içerisinde olur kadınlara…
Beş bin yıldır kadının özgürlük yoluna pusu kuranlar, kurmuşlardı yine büyük bir acımasızlıkla ölüm tuzağını. Bu onun yapmış olduğu son kutsal görevi olacaktı. Toplantı öncesinde yerel ihanetçi grup tarafından İran istihbarat güçlerine ihbar yapılmış ve köyün etrafına haince pusular atılmıştır. Toplantıyı yapan grubun güvenliği için bir grup askeri güç takviye edilmiş ancak, toplantının bitimi ardından köyden çıkarken YJRK’li askeri güçleri, İran askeri güçleriyle çatışmaya girer.
Zeynep Kınacı- Zilan yoldaşın fedai eylemini anma etkinlikleri İran devlet güçlerinin saldırısıyla, çatışma alanına dönüşür. Bu çatışmada Zilan yoldaşla birlikte birkaç arkadaş yaralanır. Yaralı arkadaşlar bir yere saklanır. Zilan arkadaş, saklandığı yerde şehit düşer. 2 gün sonra, İran Devlet güçleri, Zilan yoldaşın cenazesini arabanın arkasına bağlayıp, halkın içinde dolaştırılır.
Bu olaya halk büyük bir tepki gösterir. Bu vahşet saldırının insanlıkla alakası olmadığı gibi insanlık dışı bir yaklaşımdır.
Zilan yoldaşa kurulan ölüm tuzağı, mücadelenin azmini yıldırmadı. Daha fazla kadınlara Zilanca yaşama aşkını doğurdu. Yüzlerce, binlerce kadın artık Zilan arkadaşın şahadeti sonrasında özgürlük aşkıyla bilinciyle yoğruluyor artık. Zilan’ın gününde ikinci bir Zilan’ın toprak ananın kucağına bırakmıştı Zilan kendini. Zilan’da saklı olan özgürlük ruhuna olan tutkunsuydu, Zilan’ı böyle bir günde onunla buluşturan.
Çünkü o ruhunu, özgürlüğe olan bilinçli tutkusunu, eylemciliğini, fedailik ve direnişçiliğini Zilan gerçeğinden almıştı. Zilan kodunu almakla, Zilan kişiliğini almayı amaç edinmişti. Zilanca yaşamaya aşkla sarılışını, coşkuyla çalışmalara girişini, özgür ve iradeli kadın duruşunu hep örnek alarak bunu kendisinde yaşamsallaştırarak Doğu Kürdistanlı kadınlara öncülüğe soyunmuştu.
Özgürlük kelebeği Zilan Pepule yoldaş aynı zamanda PAJK yeniden yapılanmanın ilk şehididir. Zilan’ı anma toplantısı için seçtiği 29 tarihide rast gele seçilmiş bir gün değildi. 29 Haziran’da Özgürlük Önderliğine idam kararının alındığı biliniyor. Bunun intikamını alabilmek için kendisini keskin bıçak gibi bilemişti düşman, gerici güçler. Böylesi bir insanlık suçuna karşılık olarak o, Zilan’ın intikamcılık ve fedailik ruhunu, yeni mücadele tarzını Doğu Kürdistan’da en çok öldürülüp bitirilmek istenen kadın ruhuna ve tüm düşünce ve duygusuna taşıyarak karşılık vermek istedi. Zilan yoldaş, Doğu Kürdistan’ın Zilan’ı oldu, tarihe damgasını vurdu. Böylesine kahramanca ilk olma unvanını alarak Doğu Kürdistan tarihinde insanlık 30 Haziran 2006’da bir ilke daha tanıklık ediyordu.
Bu anlamda, Zilan arkadaşın şahadeti Doğu Kürdistan’daki Kadın Devrimi açısından büyük bir açılım yarattı. Kürt özgürlük mücadelesinde her militan, büyük kahramanlıklar sergileyerek şehit düşen yoldaşlarından aldığı ismin anlamına göre yaşamak ister. Zilan da kendisine Zilan ismini alarak, mücadele içerisindeki yaşam ve özgürlük tercihini yaptı. Adının anlamına göre yaşamak, eyleme geçmek ve militanca bir duruşa sahip olmak için kendisine kadın devrimi içerisinde misyon ve rol biçti.
Özgürlük kelebeği Zilan, yüreğinde yanan özgürlük ateşiyle ışıl ışıl parıldayan yıldız gözleriyle hep yüreğimizde olacak ve bizlere yol gösterecektir.
Arya Andok

Attachment