Öz Savunama Mekanizması Olarak Duygularını Politikleştirmek

0Shares

Toplumsallığın başlangıcında kadınlar yaşamın başat, belirleyen ve yönlendiren güçlü öğerleriydi. İlk insanlık gruplarının varlık-yokluk mücadelesinde ince zekaları, direngen ve sabırlı şefkatli ruhları ve yürekleri ile her zaman ve koşulda içinde yaşadıkları toplulukların temel yaşam gücüydüler. Bu nedenle kutsandılar. Erkek egemen sistem buna karşı kendini hakim güç kılmak için kadınları tüm yaşam alanlarında silikleştirdi. İdeolojik köleliği geliştirerek maddi emek köleliğini geliştirdi. Bunu da ilk olarak kadın üzerinde yaptılar. Çünkü toplumun kölekeştirilmesi kadın üzerinden hedeflendi. Aklın kadına yabancılaşması ve bunun önemli oranda başarılması bu politikanın sonucudur. Kadının akıllı ve zeki olması “erkek gibi kadın” tanımıyla karşılandı. Bizlerde duygularımız ve zihnimiz üzerinde inşa edilen ideolojik köleliği bir bütünen kırmak için özgürlük politikamızı ve öz savunmamızı zihniyet üzerinde inşa etmeliyiz. Bunu da duygularımızı politikleştirerek başarabiliriz. Çünkü duygularımız kirletilmiştir. Günlük duygularımıza hitap eden ve bizi tatmin eden bir durum olduğunda adeta özgürlüğe ulaştığımızı sanıyoruz.

Özelliklede biz kadınlar olarak politik duygudan o kadar yoksun kalmışız ki en ufak bir mutluluk karşısında özgürleştiğimizin hissine kapılıyoruz. Bu da bizi gerçeklikten kopartıyor. Özgürlüğü sağlama zamana erteleniyor. Zamana yaklaşımımızda sakatlık var. Oysa amaç ve hedef sahibi olup buna ulaşacak süreyi belirlemeyen başarıya ulaşamaz.

En büyük hedefimiz olan özgürlüğü sağlama zamana ertelendikçe hiçbir başarı kalıcı değildir. Bunun için de en büyük kaybedişlerin temeli olan kadın özgürlüğünü ve özümüze dönme savaşını çok büyük vererek gerçekleştirmeliyiz. Postmodernizmin sloganı olan “dünü unut, yarını düşünme, bugünü yaşa” sözlerinin tarihsel gerçekliğinden ve özünden uzak günü birlik yaşa politikasına karşı tarihsel hakikatımızı okuyarak bilerek ve bilinçle yaşayarak mücadele etmeliyiz. İdeolojik bilinç ve tarihsel hafıza öz savunma mekanizmasının en güçlü temelidir. Günümüzde yaşanan kadın soykırımına karşı da ancak bu bilinçle karşı durabiliriz. Günlük olarak kadına uygulanan taciz, tecavüz, şiddet ve saldırı politikası toplumsal özgürlüğün gerçekleşmesini engellemek için yapılıyor.

Egemen sistem kadın köleliği üzerinde inşa ettiği sisteminin kadına özgürlüğüyle yıkılacağını bildiği için kadına aralıksız bir soykırım politikası uygulamaktadır. Metalaştırarak reklam malzemesi haline getirdiği kadını tüm insanı değerlerin dışına atıyor. İnsanı en fazla savunmasız kıldığı alanlardan biri de insanın duygularıdır. Uygulanan tüm politikaları boşa çıkartmak için duygularımızı politikleştirerek başlamalıyız. Duygularımızı politileştirmek demek bilinçlenerek her an yaşamın her alanında kendini var kılmak. Bizi vuranı vurabilecek öz savunma mekanizmalarımızı geliştirebilmek demektir.

Amara Roj

Attachment