Jin Jiyan Azadi Sözü Kadın Devriminin Kök Hücresidir

0Shares

Kürt kadın özgürlük hareketinin özgürlük ideolojisinin yarattığı devrimsel yürüyüş dünya kadın hareketlerine ışık olmaktadır. Özellikle Jin Jiyan Azadi tılsımlı sözünün dünya genelinde dalga dalga yayılarak kadın direnişlerini örgütlemesi buna örnektir.

Önderlik 21. Yy kadın devriminin gerçekleşeceği yüzyıl olacağını belirtirken bu gerçekliği görerek ve bilerek söylemiştir. Bu açıdan özgürlük ve yaşam meşalesini eline alarak dünyadaki her kadına ulaştırmaya çalışan Kürt kadınının ideolojik dayanakları çok güçlü. Özellikle Rojava‘da gerçekleşen kadın devrimi bu dayanaklar üzerinden gerçekleşerek enternasyonal birey ve hareketler tarafından sahiplenildi. Enternasyonal kadınlar devrimin örülme ve gerçekleşme süreci içerisinde yer aldılar. Ve devrim kazanımlarını koruma ve kadın sistemini inşa etme aşamasında yer almaya devam ediyorlar. Jin Jiyan Azadi sözü ve eylemiyle kadın devrimi daha da güçlenmektedir.

Çünkü Jin Jiyan Azadi arasında diyalektiksel bir bağ vardır. Kökleri çok derinlere dayanır. Bunu insanın toplumsallaşma sürecinin başlangıcı olan doğal toplum sürecine kadar dayandırabiliriz. Hep birlikte olduklarında her zaman tılsımlı bir güç oldular. Her şeye güçlü bir anlam katarak tüm canlılar için vazgeçilmezdir. Kadın devriminin anlam kazanması ve güçlü olmasında da temel rol oynamaktadır. Hatta kadın devriminin kök hücresidir. Esas olarak 21. yy’ın kadın yüzyılı olmasında tanrıça kültür değerlerinin hayat bulmasını sağlayan büyülü güçtür.
Etimolojik olarak bakıldığında Kürtçe’de Jin ile Jiyan sözcüklerinin aynı kökte geldiği görülecektir. Önderlik, büyüleyici yaşamın Kürdistan’da doğduğunu, burada Jin û Jiyan (kadın ve yaşam) olarak gerçekleştiğini belirtir. Bu açıdan kadın eksenli yaşam özgürlüklerle dolu bir yaşam ve her anı yeni oluş ve oluşumlara gebedir.

Özellikle birinci kadın devrimi olarak tanımladığımız neolitik devrim, bu üçlünün (Jin Jiyan Azadi) tılsımlı etkisiyle gerçekleşir. Kadın eksenli dönemin insanlığın gelişiminde zihniyet ve sistem oluşumunda bu üçlü önemli rol oynamıştır. Kendi aralarındaki diyalektiksel bağın ahenkli gelişimi ve birbirini tamamlaması devrimsel anlam kazanmasını sağladı. Bütünlüklü bir bakış açısıyla eşitliği, adaleti içerisinde barındıran sistem yapıları aşırı kar mantığından çok ihtiyaca göre üretimi esas alır. Herkesin üretimin içerisinde olduğu, yeteneğini açığa çıkarabildiği, büyük icatların olduğu bu dönemde bireyci yaklaşımdan çok toplumsallık ön planda. İcatlar topluma mal ediliyor. Ne birey topluma ne toplum bireye kurban ediliyor.

Aynı mekanlarda ( Kürdistan’da ) ne zaman ki beş bin yıllık ataerkil zihniyet tarafından bu üçlü arasındaki diyalektiksel bağ kopartıldı her şeyde anlam yitimi başladı. Özellikle özgürlüğü elinden alınarak köleleştirilen kadın yaşamdan da kopartılmış oldu. Önderlik; bin yıllar içinde yaşam bu sefer hiyerarşi ve devlet iktidarlarında ‘Jin û Jiyan’ somutunda aynı mekânlarda kaybedildiğini belirtir. Bu açıdan Mezopotamya topraklarında özgürlüğün sesi yerine köleliğin sesi yükselmeye başlar. Kölelik demek yaşamın tükenişi demektir. Yaşam eril zihniyetin kadın etrafında ördüğü ağlarla, bağlarla yok edilmeye çalışılır. Önderlik; kadında yaşamın tüketilişi toplumsal tüketilişin de temel göstergesi olduğunu, ‘Jin ve Jiyan’ın kadın ve yaşam olmaktan çıktığı koşulların toplumun çöküş ve çözülüşünü yansıttığını belirtir. İktidarcı devletçi eril zihniyet sistem ağlarını kadın etrafında örerek Jin ile Jiyan arasına nifak tohumları ekerek sanki kadın ile yaşam birbirine zıt kelimelermiş gibi bir algı gelişir. Bu zihniyet oluşturduğu algı ile Jin Jiyan Azadi üçlüsü arasına büyük uçurumlar oluşturdu. Adeta bu üçlünün hiçbir dönem diyalektiksel bir bağ içerisinde olmadığı düşüncesi zihinlere kazındı. Yaşamın kadın etrafında değil erkek etrafında geliştiği (zihniyet olarak da biyolojik olarak da). Hakikatin tam da ters yüz edildiği ve her şeyin anlamsızlaştırıldığı nokta. Esas çözülmesi gereken düğüm burası.

Unutmamak gerekir ki Rojava’da DAİŞ’in temsil ettiği iktidarcı, devletçi, hegemon ataerkil zihniyete karşı yürütülen savaşın kazanımı sonucu gerçekleşen Rojava devrimi kadın devrimidir. Neden kadın devrimi? Hem kadın öncülüğünde gerçekleşti hem de kadın komünal değerleri yaşam bulmaya başladı. Devrimin kazanıldığı her mekanda Jin Jiyan Azadi sloganından güç alınarak örgütlenme ağları örülmeye ve yeni sistem inşa edilmeye başlandı. Özgürlük mücadelesi yürüten kadın, özgün özerk örgütlenmesiyle kadının kendi düşüncesini, eylemini ve yaşamını geliştireceği alanlar oluşturdu. Devrimin gerçekleştiği her alanda söz ve karar sahibi oldu. Her oluşumda ve kurumda eş başkanlık sistemi ile eşit temsiliyet sağlandı. Özcesi kadın devrimi kuram, kurum ve eylem olarak köklü çıkışlar gerçekleştirdi.

Sonuç yerine, tarihin başlangıcında gelişen doğayla uyumlu, her şeyi kendisi gibi canlı gören, eşitlikçi, adaletli, üretken, komünal ve toplumsallığı esas alan tanrıça kültürü günümüzde sorunların kaynağı durumuna getirilmiştir. Önderlik; kadın ve yaşam, maalesef yüzyılların istila ve işgalleriyle birlikte toplumsal düşüş, kadını yaşamın unutulduğu noktaya, yaşamı da cehenneme çevirdiği yorumunu yapar. Çözüm olarak da eğer yaşam olacaksa kadınla olur ve kadının da özgürlüksel çıkışıyla ancak bu gerçekleştirilebilir. Aksi halde yaşam olmaz, aksi halde insan olunamayacağını belirtir. Jin Jiyan Azadi bu çıkışı sağlayan ve sağlamaya devam edecek güçtür. Kadın devrim kazanımlarını koruyarak ve yayarak tüm kadınlara ve tüm toplumlara yaymak olmazsa olmazımızdır.
Ronahi Malatya

Attachment