Herkes Sorumluluğunu Yerine Getirmeli

0Shares

Küresel ve bölgesel hegemoncu güçlerin halkımız ve partimizin özgürlük iradesine karşı yaptıkları soykırım ve işgalci saldırıları, en üst seviyede ve bütün yönleriyle devam etmekte. Dünya ve bölgeyi yeniden dizayn etme fikirleri, başta Önderliğimiz, partimiz, kadro ve partimizin sempatizanlarıyla beraber, bölgesel ve küresel barış isteyenleri yok etme, katletme ve tasfiye etme amacıyla yapılmakta.

Özgür Kürde ve statüsüne karşı kırk seneden beri yapılan soykırım saldırıları sistemsel bir şekilde yapılmakta ve küresel işgalci güçlerin ortak saldırılarıyla yapılmakta. Özellikle de bu süreçte bu siyaset yok etme, tasfiye etme ve soykırım saldırısı olarak ortaya çıkmakta. Bu da bize küresel güçlerin en başta halkımızı temsil eden Önder Apo olmak üzere Kürt halkının iradesini tanıması ve Kürt sorununu çözme gibi bir gündemlerinin olmadığını bize göstermektedir. Onların çözüm dedikleri şey de kandırmacadan ibaret başka bir şey değildir. Bugün bu siyaset açık, planlı ve sistemli bir şekilde Kürt halkına karşı yapılmakta. Bu da bize gösteriyor ki Kürt halkı ve küresel barış hedefi en kritik ve tehlikeli bir süreçten geçmekte. Bu süreç nasıl ki her Kürdün varlık ve özgür kimliği için tehlikeli ise, aynı zamanda dünyadaki barışın tesis edilmesi için de aynı kritik bir süreçtir. Bu anlamda halkımızı soykırımdan geçirme ve iradesini kırma üzerine kurulu olan siyaset ve saldırılar, partimiz ve halkımızın direnişiyle boşa çıkarıldı. 15 Şubat uluslar arası komplonun 22. yılında küresel güçlerin ortak konseptiyle Türk devleti ve ihanetçi çizginin Garê’ye karşı başlattığı saldırılar, Kürt halkının iradesini kırma ve yok etme amacı taşıyan saldırıların bir parçasıydı. Özgürlük gerillasının mücadele, savaş ve direnişiyle bu siyaset Garê’de boşa çıkarılarak, halkımız üzerindeki soykırım politika ve siyasetinin parçalanmasına dönüştü.

İşgalci ve faşist Türk devletinin küresel hegemoncu güçlerle birlikte, Garê’de elde edemediği hedefi, Önderliğimiz’e yaptıkları saldırılarla amaçlarına ulaşmak istemekteler. Önderliğimizin sağlığı ve güvenliği konusunda ortaya atılan haberler, partimiz ve halkımızın iradesine karşı yapılan derin ve sonsuz bir savaşın başlangıcı anlamına gelmektedir. Bu haberlerle halkımız üzerinde kontrolsüz bir savaş yürütülmekte. Bu savaş artık sadece askeri olarak yürütülmemekte, hayatın her alanında bu savaş yürütülmekte. Bu yüzden halkımız üzerinde yapılan soykırım siyaset ve politikaları bilmeli. İşgalci Türk devleti ve yandaşlarının Kürt halkı üzerinde yaptıkları saldırılar ve uygulamalar çoğu zaman haddini aşmıştır. Halkımız için zorlu ve ortak bir mücadeleden başka, özgürlüğü getirecek bir yol kalmamıştır. Bugün bu savaş, her Kürdün savaşıdır. Önder Apo’nun hayatı ve sağlığı üzerindeki bu haberlere karşı, kimse ikircikli bir mücadele yürütmemeli. Kürdistan’da artık hiçbir siyaset mücadeleyi görmezden gelip gölgeleyemez. PAJK olarak Önderliğimizden aldığımız büyük kararlılık ve iradeyle beraber, halkımız, yoldaşlarımız ve dostlarımızla beraber özgürlük mücadelesini yürütmekteyiz. Bu savaşta başarı kazanıncaya kadar ve başlıca hedefimiz olan Önderliğimizin fiziki özgürlüğünü yerine getirinceye kadar, savaşı geriletecek hiçbir mazeret olamaz. Herkes kararlı bir şekilde yürümeli ve öyle yaşamalı. Bu bir varlık savaşıdır.

Bu temelde bütün halkımıza çağrıda bulunuyoruz, devrimci halk savaşı ruhuyla Önder Apo’ya sahip çıkarak, bütün güçlerimiz ve yaratıcı metodlarla alanlara inilmeli ve özgür iradesine sahip çıkmalı. Önder Apo’yu seven bütün dostlarına, demokrat, anarşist, feminist, ekolojik kişi ve kesimler ve özellikle de kadın ve gençlere Önder Apo’ya sahip çıkmaları için çağrıda bulunuyoruz. Bu özgürlük savaşında herkes rol ve sorumluluğunu yerine getirmeli.

PAJK Koordinasyonu