Elefteria’nın Haykırışı

0Shares

Şehit Elefteria Fortulaki

Şahadet tarihi: 27 Mart 2006/ Yunanistan’ın  başkenti olan Atina

İnsanları bir araya getiren, birbirine yakınlaştıran çeşitli düşünceler ve duygular vardır. İnsan olmanın da bir ifadesi olan bu gerçeklikte ayrı coğrafyalarda yaşamanın, ayrı kimliklere sahip olmanın, ayrı dilleri konuşmanın, ayrı renklere sahip olmanın çok önemi yoktur. Dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan bir olay belki bizim acılarımıza, özlemlerimize, sevinçlerimize, üzüntülerimize dokunuyor. Ya da bize bir şeyler çağrıştırıyor. Bizi birbirimize daha bir yakın durmaya çekiyor. İşte böyle anlarda insan olma duygusu öne çıkıyor. Ve böyle anlarda aslında insanların birbirine ne kadar yakın olduğunu hissederiz. Konuşmaya, birbirimizi tanımaya hiç gerek kalmadan çağrışımlar bizi aynı amaçlarda, aynı paydalarda buluşturur. Nice böyle anlara, nice duygulara veya olaylara tanık olmuşuzdur. Bu buluşmalar neyi ifade ediyor, nasıl yorumlamamız gerekiyor? Bu buluşmaların bizlere verdiği mesajlar nelerdir? Nasıl algılıyor ve bu ortaklıkların karşısında nasıl duruyoruz? Ve daha soracağımız birçok soru ile belleğimizi her an dinç tutarak günümüze, geleceğimize yürümek nasıl olacaktır?
Özgürlük mücadelemizin tarihine baktığımızda, değişik halklardan insanlar yer almıştır. Rus, İsveçli, Türk, Arap, Azeri, Alman, Çerkez, Süryani, Ermeni ve Yunanlı ve şu anda sıralayamayacağım daha birçok halktan ve etnik yapılardan yoldaşlar yer almıştır. Kürt olmadıkları halde Kürtlerin sorunlarını kendine dert edinen, insanlık adına bir şeyler yapma ihtiyacını duyan bu yoldaşların bir kısmı aynı coğrafyada yaşamının duyumsamaları üzerinden gelmişlerdir. Kimi yoldaşlar kültürlerin ve kimliklerin yok oluşuna tepkileri üzerinden katılmışlardır. Bazı yoldaşlar sosyalizmin inancı ile birliktenliği yakalamışlardır. Her birinde farklı nedenler olsa da sonuçta insan olmanın kavgasına katılmışlardır. Kürt halkının yaşadığı sorunları bir insanlık sorunu olarak ele almışlardır. Hala mücadelenin içinde aktif olarak yer alan yoldaşlar gibi, mücadelenin örnek kişilikleri olarak yaşama veda eden, umutlarını, istemlerini bizlere bırakarak aramızdan ayrılan yoldaşlarımız vardır. Kürt özgürlük mücadelesinin insana hitap eden yanı kadar, sorunun ortaya koyduğu ulusal, bölgesel çözümler gibi evrensel çözümlerinde çekiciliği çok farklı halklardan kişilerin bir araya gelme gerçeğini ifade ediyor. Tüm bu gerçekliklerin birleşmesini sağlayan, bir arada olma kültürünü sağlayan kuşkusuz Önderliğimizin felsefesidir. Farklı bir etnik ya da halktan olmanın önüne dostluğu koyma yaklaşımı, birçok kişi tarafından ilgi uyandırmış, bir çekim merkezinin oluşmasını sağlamıştır. Önderlik felsefesinin özüne Kürt halkının haklarını savunmayı koyduğu kadar başka halkların ve etnik yapıların, yine en başta ezilen cins olan kadınların özgürlük sorunlarına eğilerek eşit ve özgür birliktenliği savunmuştur. Bu felsefeye koşan, benimseyen, kendini içinde bulan bu yoldaşları bugün daha fazla anlamak, hissetmek gerektiğini düşünüyorum.

Farklı halklardan yaşayan ve özellikle bugün aramızda olmayan bu yoldaşlardan kadın olanlarını düşündüğümde Önderlik felsefesinde daha bir derinleşme ihtiyacını duyuyorum. Yeni bir yılda yeni gelişmelere gebe bu günlerde geride bıraktığımız mücadele yılına ismini yazdıran Eleftelya arkadaşı anmamak, ondan söz etmeden geçmek mümkün olamayacak. Yunanlı gencecik ve iki çocuk annesi bir kadın. Eşinin Kürt olmasından dolayı belki Kürtleri daha yakından tanıma fırsatını yakalıyor. Acılarımızı, umutlarımızı, istemlerimizi paylaşıyor. Başka bir halktan olmanın farkındalığına rağmen kendisini bir Kürt kadar kavganın içine akıtıyor. Yunanlı bir kadın olarak, Kürt kadın olmanın duyarlılığını yaşıyor. Önderliğimizin etrafında gelişen tehlikelere karşı vicdanı ve ahlaki sorumluluk gösteriyor. Adeta ne yapabilirim, özgürlük Önderinin etrafındaki tehlikelere karşı sesimi nasıl duyurabilirim? Arayışlarına, kavgalarına anlam yüklemek istiyor. Duyarsız, insanı sorumluluklarını bir yana iten sıradan insanlar halkasından sıyrılmak çabasındadır. Eyleminde bizlere bıraktığı kısa öz mektubunda “ben Yunan dilini çok seviyorum, ama Kürt dilini de kendi anadilim gibi seviyorum. Kürt halkı halkların kardeşliği için mücadele ediyor.” diyerek eyleminin amacını özetliyor. Birçok arkadaş gibi ilk duyduğumda Eleftelya arkadaşın eylemi derin bir acı üzüntü kadar, başka halktan bir kadının nereleri düşündüğü, hissettikleri üzerinden yoğunlaşmaya çalıştım. Viyan yoldaşın eyleminin acısını hala yüreğimizde taşırken Eleftelya arkadaşın kendisini Önderliğimiz için yakması Önderlik ve kadın, Önderlik ve Ortadoğu, Önderlik ve özgürlük gibi birçok olgularda bir daha kendimize yönelmeye götürdü bizleri. Komplonun yıl dönümünü yaşadığımız bugünlerde Önderliğimizin esaretine alıştırılmaya çalıştırılarak, mücadelemizin aktifliğinin azaltılması yönündeki politikalara karşı bizleri uyarıyorlardı. Yeniden sarsılıyorduk. Yeniden mücadele içindeki duruşlarımızı gözden geçirme ihtiyacı duyduk. Önderliğin düşüncelerini, felsefesini yaşama geçirmek, yaşama dair kılmak, zihniyetlerimizde yeniliklere, başarılara doğru yol almanın iddiasını oluşturmak öncelikle yaşamda mücadeleci olmaktan geçer.

Yaşarken yaşatabilmeyi başarmak, temel ilkedir. Fakat öyle zamanlarda vardır ki söz söylemeye gerek kalmaz. Sözden daha etkili çıkışlar gerektirir. Bazen güzel bir davranış, içten bir selam, etkili bir yazı, bir türkü, ya da bir şiir veya ölüm sessizliğine gitmek. Yerinde ve zamanında yapılacak tüm bu gerçeklikler hepimizde önemli çağrışımlara yol açar. Viyan ve Eleftelya yüreğimizde derin acılarla birlikte bizi bizle karşı karşıya getirdi. Belki de uyurgezer hallerimize dikkat çekmek istediler. Kendimizi hele de kadınlar olarak cinsimizi tanımamızı sağlayan, Önderlik felsefesinin özgürlük deryalarına dalıp gitmeyi sağlattırmaktı çabaları. Komplo gerçekleştiğinde Önderliğimiz “yetersiz yoldaşlık” tanımlaması yapmıştı. Yetersiz yoldaşlık tanımlamasının kapmasında olanlar, Önderliğimizin büyük emek ve çabalarla geliştirdiği kadın özgürlük hareketinin militanları olmaktayız. Bu gerçekliği tersine çevirmekten ise hep zayıf kaldık. Binlerce kadın militan kadrosu, her an hazır bekleyen kadın yurtsever kitlemiz var kuşkusuz. Bunlar yerinde ve zamanında Önderlik felsefesini yaşama geçirmede en aktif bir biçimde harekete geçmediğinde zayıflıkların giderildiğinden söz etmek olamaz. Komploda fedakarca direniş gösteren, tepkilerini değişik biçimlerde ortaya koyan kadınlarımızı bilinçlendirmek, binlere varan örgütlülüklere ulaştırmak bir nebzede olsa yetersizliklerimizin giderilmesini geliştirebilir. Eleftelya belkide bunu en derin hisseden oldu. Bir Kürt kadınından daha fazla Önderlik felsefesinin deryasına daldı. Bu felsefe deryasının mutlaka yaşama gerektiğine inandı. Kendisine göre bunu duyurabilmenin kapısını açmak istedi. İmralı beton yığınında özgürlük düşüncesi hapsedilemezdi. Özgürlük felsefesinin mahkumiyeti, hele de üzerinde sürekli tutulan kılıçlar kabul edilmemeliydi. Her an kendi halkı üzerinde tecrit politikalarıyla terbiye politikası yürütülmemeliydi. Bunu bir Kürdün değil bir Yunan kadınında kabul etmediği bilinmeliydi. Özgürlük düşüncelerinin sınırları, coğrafyaları aşarak insanların düşüncelerine, yüreklerine hitap ettiği görülmeliydi. Eleftelya arkadaş bunu temsil eden bir dost, bir yoldaş, bir insan sevdalısı olmaktadır.

Birbirine çok uzak halklar değiliz. Anadolu’nun birçok yerinde Yunan halkının tarihi izlerini görmek mümkündür. Birbirinden etkilenmiş, birbirini etkileyen halklarız. Özgürlük mücadelemize hep yakınlık hissetmiş bir halktır Yunanlılar. Yunan devleti Komploda payı olması itibariyle yüreklerimizde öfke ve izi silinmeyecek yaralar açmış olsa da, halkları suçlamak, suçlu görmek olamaz. Komplonun yıl dönümünde Yunan devletine karşıda bir duruştu aynı zamanda Eleftelya arkadaşın eylemi. Komplonun ilk yılında nasıl ki Yunan halkı da Kürt halkı ile acıyı paylaştı, öfkesini ortaya koydu, Eleftelya yoldaş üzerinden yıllar geçen komplonun unutulmadığını, unutulmayacağını Yunan halkına ve kamuoyuna yeniden hatırlattı. Dostlukların, kardeşliklerin, paylaşımların hiçbir zalim devletin ortadan kaldırılamayacağını yeniden gösterdi. Halklar arasına kara çalılar konulamaz, koyamazsınız diye bir haykırıştı.

Kendisinin de mektubunda belirttiği gibi “biliyorum bu eylemim iyi bir eylem tarzı değil.” Yaşayarak yaşatma felsefesini benimseyen, kabul eden bir hareketiz. Hiçbir koşulumuz kalmadığında canımızı feda edebilecek düşünce ve duygulara da sahibiz. Eylem biçimini onaylamadığımız gibi, yaşamını feda etme iradesini ve gücünü ortaya koyma cesaretini göstermesi bizlere bu eyleminde doğru anlaşılmasını, algılanması gerektiğini ortaya koyuyor. Bir can kolay verilmez. Bir cana kolay kıyılmaz. Hele bu canı feda etmeyi insanın kendisi karar veriyorsa. İşte tam burada bu karara saygılı olmak, bu kararın derinliğini anlama çabası içinde olmak gerekiyor. Eleftelya PKK’nin militanı olma istemini bu kararı ile yerine getiriyor. Bilinci ve yaşanılanların farkında olmayan bir kadın değildi. Aksine her şeyi sorgulayabilen, anlamaya çalışan ve bunlara cevap olabilme çabası içine giren bir kadın yoldaştı.
Viyan yoldaşın ardında kadın olarak, özgürlük kavgamızın haykırışlarını sessiz bırakmayarak, başka bir halktan dayanışmasını ortaya koyuyor. Kadın hareketinin militanları olarak bu haykırışlara da, bu dayanışma duyarlılığına da yanıt olmak bizim için önemlidir. Acıların, üzüntülerin, ölümlerin son bulması için barışa inanarak yaşama bağlanmak gerekiyor. Önümüzde daha çok uzun mücadele yılları var. Kadın bilincini, örgütlülüğünü geliştirmek, kadın özgürlük sorunlarında kadın duyarlılığıyla buluşmak amacımız olmalıdır. Viyan ve Eleftelya arkadaşları, kadınlarla bulaşma adına saygıyla anıyor, yalnız olmadıklarını belirtiyorum.

 

Attachment