73’üncü Ferman Önder APO’nun Felsefesi İle Yenildi

0Shares

Ezidi toplumumuz üzerindeki fermanı 7’inci yıl dönümünde büyük bir nefret ve öfkeyle kınıyoruz.  73’üncü fermanda  katledilen kadınları, insanları saygı ve minnetle anıyoruz. Önder Apo’nun Êzidî kadınlarımızın ve toplumumuzun korunması ve kurtuluşu adına emek, irade, fedakarlık ve fedai ruhla şehit düşen hakikat savaşçılarını saygı ve sevgiyle yad ediyoruz. Kayıp Êzidî kadınların özgürleştirilmesi için Êzidî kadınlara ve halkımıza verdiğimiz intikam sözünü yineliyoruz. Şehitlerin inşa ettiği bu büyük hakikat karşısında, özgürlük mücadelesini sürdürme konusundaki sözlerimizi ve kararlılığımızı yineliyoruz.

Kürdistan halkının ve Ortadoğu’nun tüm toplumlarının tarihinde, inancıyla, yaşamıyla, tarihiyle, kültürüyle ve varlığıyla Êzidî toplumumuz, insanlığın en eski hatırasına sahip olup, bugüne kadar yaşamıştır. Bu özelliği ve inancı nedeniyle egemenler ve özellikle Türk devleti tarafından her zaman en tehlikeli toplum olarak görülmüştür. Êzidî toplumumuz hakkında çıkarılan 73 fermanın çoğunda Türk devletinin eli vardır. 2014 yılında Êzidî toplumumuza karşı çıkarılan ferman, Kürdistan’ın kadim toplumu ve kadın hakikatine dayanan varlığını, hafızasını ve kültürünü yok etmeyi amaçlıyordu. Êzidî toplumumuz şahsında bu ferman, Ortadoğu toplumlarında halen uygulanmakta olan tüm toplumsal değerlere ve yerli inançlara yönelikti. Bu anlamda Êzidî toplumuna yönelik saldırı, Ortadoğu halkının geçmişine ve coğrafyasına ait tüm değerlere ve kazanımlara yönelik bir saldırıdır. Önder Apo, fermandan kısa bir süre önce, Êzidî toplumu ve değerlerinin korunması için ciddi uyarılarda bulunmuştu. Bunun için Êzidî toplumunun varlığını ve kültürünü koruma görev ve sorumluluğu hareketimizin ve partimizin omuzlarına düşmüştür.  KDP’nin tüm engellemelerine ve hain tutumuna rağmen, şehit Nujîn Siirt, Dilşêr Herekol ve Egîd Civyan komutasındaki Önder Apo’nun savaşçıları, fermanın yerine getirilmesini engellemek için emsalsiz bir çaba ve fedakarlık göstererek Êzidî toplumumuza ulaşmışlardır.

Êzidî toplumumuz da insanlık değerlerinin korunması için en yüksek bedeli ödemiştir. 21. yüzyılın cani ve faşist yöneticilerine karşı Êzidî kadınlarımız ve Êzidî toplumu, insanlık adına benzeri görülmemiş bir direniş geliştirmiştir. Apoculuğun dirençli felsefesi, ideolojisi ve kültürü, Êzidî toplumumuzun gerçeğiyle birleşti ve Şengal özgürleşti. 73. Ferman yedi yılını geride bıraktı, ancak Êzidî kadınlarımız ve toplumumuz üzerindeki planlar ve tehlikeler güncellenerek devam ediyor. Türk devleti her gün Şengal’e yönelik ciddi tehditler savurmakta ve toprakları işgal etmek ve yeni bir soykırım geliştirmek için ciddi çaba sarf etmektedir. Türk devleti nasıl ki Rojava’ya yönelik saldırılarda DAİŞ çetelerine sahip çıktıysa, aynı soykırım zihniyetiyle Şengal’e saldırmak istiyor. DAİŞ’in önüne koyduğu planı şimdi doğrudan kendisi uyguluyor. 9 Ekim 2020’de Bağdat, Hewlêr ve Türk devleti arasında varılan anlaşma, Êzidî toplumumuza karşı soykırımın yeni yüzüdür. Bu planın gerçekliği ve verilen destek, Şengal halkımız tarafından iyi görülmeli ve buna karşı birleşik bir tavır sergilemelidir. Konya’daki ırkçı saldırı, KDP’nin gerilla alanlarını kuşatması, Efrîn’de şehit mezarlarının açılması ve Türk devletinin ve müttefiklerinin bu eylemlerine karşı dünyanın hareketsizliği, kadınlara ve halklara yönelik cani ve faşist zihniyetin devamıdır.

Ataerkil ırkçı ve cinsiyetçi zihniyeti ile kadınlara ve halklara yönelik soykırım riski, tehlikeli boyutta devam etmektedir. Bu zihniyetin DAİŞ ile başlamadığını ve onunla bitmediğini belirtmek gerekir. Ayrıca bu zihniyet bugün topluma karşı tehlikeli hale geldi. Karşı durulmazsa bizi daha büyük tehlikelerle yüzyüze bırakacaktır. Başta Êzidî kadınlarımız ve toplumumuz olmak üzere tüm halkımız bu tehlikenin farkında olmalı, birlik olmalı ve her yerde öz savunmasını oluşturmalı. Êzidî kadınlarımızın ve toplumumuzun duruşu, bugün varlığımızı ve kazanımlarımızı korumak için inşa edilmiş en görkemli ve dirençli duruşu temsil etmektedir. Şengal’de toplumun korunması, yaşamın inşası ve özerk statüsünün güvenceye alınması, bur duruşta ısrarla sağlanabilir. Êzidî toplumumuz fermandan sonra tüm gücüyle kendisini geliştirmek, bilinçlenmek, örgütlenmek için büyük çaba sarf ederek fermanın acısı ve psikolojisini yenmeye çalıştı. Fermana karşı, devrim niteliğinde adımlarla özgür bir yaşamı savunmanın ve sağlamanın yolları zihniyet, kişilik, yaşam ve öz-örgütlenme alanında geliştirildi. Êzidî kadınlarının bu duruşu, kararlılığı ve inancı, bugün kendi toplumsal devrimini yaratıyor, büyütüyor ve koruyor. Başta Êzidî kadınlarımız olmak üzere toplumunuz bugün demokratik ve güvenli bir yaşamı özerklikte buluyor. Başta Irak ve bölge hükümeti olmak üzere tüm güçler Êzidî toplumunun talebini en meşru hak olarak görmeli ve tanımalıdır.

Êzidî toplumumuza ve kadınlarımıza yönelik katliamın yedinci yıldönümü dolayısıyla, Kürdistan’ın dört parçasında tüm kadınları ve halkı Kürdistan’da bugün var olan tüm tehditlere karşı ortak ve birlik içerisinde tutum alarak, özgürlük mücadelesinin değerleri ve kazanımlarını korumaya çağırıyoruz. KDP tarafından kamplarda esir alınan tüm Êzidî kadınları ve toplumumuzu, kendi topraklarına geri dönmeye çağırıyoruz. Yine bölgede barış ve istikrar için mücadele eden ve direnen tüm kadınlar ve halkları, halklar adına başka halklara karşı ferman çıkarılmasına izin vermemek için daha radikal ve sert tutum almaya çağırıyoruz.

Bu temelde, bir kez daha Êzidî toplumumuza ve kadınlarımıza yönelik geliştirilen 73’üncü fermanı, intikamcı bir öfkeyle kınıyoruz. Şehitlere, Êzidî kadınlarına ve tüm halkımıza verdiğimi sözü tekrarlıyoruz.

PAJK Koordinasyonu

Attachment