21. Yüzyıl Kadın Devrimi yazı dizisi -IV-

0Shares

Değerli Arkadaşlar

PAJK Zeynep Kınacı Akademi devre öğrencilerinin kadın devrimi konusuna ilişkin yürüttüğü tartışmalar ile araştırma amaçlı oluşturulan komisyonun yoğunlaşma ve tartışmalarını kaleme alan 21. Yüzyılda Kadın Devriminin imkan ve olanaklarını inceleyen broşür çalışmasını sunuyor, tüm mücadeleci kadınlara başarılar diliyoruz. PAJK KOORDİNASYONU

“JİN JİYAN AZADİ İLE KADIN DEVRİMİNE DOĞRU”

Küresel Kadın Özgürlük Hareketi Örgütlemesi: Dünya Demokratik Kadın Konfederalizmi

21.yüzyılın kadınların zamanı kılınmasında küresel bir kadın özgürlük hareketini örgütlemek de stratejik bir anlama sahiptir. 2018 yılında Jineoloji Akademisi tarafından geliştirilen öneri doğrultusunda KJK 1. Diplomasi Konferansında, demokratik ilişki ve ittifak çalışmalarını küresel kadın sistem inşası perspektifi ile yürütme yönünde Dünya Kadınlarının Demokratik Konfederalizmini inşa kararı alındı. Aynı yıl içinde Frankfurt’ta düzenlenen 1. Uluslararası Kadın Konferansı’nda bu gündem dünya kadınlarıyla paylaşılıp ortak hedef belirlendi. 2019 yılında Jineoloji Akademisi bünyesinde dünyanın farklı ülkelerinden enternasyonalist kadınların, PAJK ve KJK’den katılım ile konuya dair bir tartışma yapılmış, kadın diplomasi alanında bu yönlü kararlaşmalar ve çalışmalar yürütülmektedir. Bu çerçevede Dünya Kadın Konfederalizmi önermesini formüle eden bir ilk taslak belge çeşitli dillere tercüme edilerek hem hareketimizin çeşitli bileşenleri hem de Ortadoğulu, Avrupalı ve Latin Amerikalı kadınlar ile tartışılarak görüşler alınmış, bu görüşler temelinde yeni bir belge hazırlanmıştır.

Kadın Konfederalizmini geliştirme kapsamında Ortadoğu, Avrupa, Latin Amerika, Afrika ve dünyanın değişik ülkelerine açılım yapma, güçlü bağlar oluşturma hedeflenmektedir. 2021 yılında Lübnan’da düzenlenen 2. Ortadoğu Kadın Konferansı sonucunda oluşturulan Ortadoğu ve Kuzey Afrika Demokratik Kadınlar İttifakı, Ortadoğu Kadın Konfederalizmini inşa hedefiyle geliştirilmektedir. 2022’de Berlin’de düzenlenen 2. Uluslararası Kadın Konferansı ise Dünya Kadın Konfederalizmi inşa sürecini resmen başlatma amacıyla toplanmış, konferansa sunulan belge üzerinde tartışmalar geliştirilmiş, çeşitli bölgelerden kadın hareketlerinin içinde yer aldığı Jin Jiyan Azadî – Kadınlar Geleceği Örüyor Ağı öncü çekirdek oluşumu olarak ilan edilmiş, bu zeminde Kadın Konfederalizminin alt yapısını oluşturma hedeflenmektedir. Bu ağ üzerinden ve Ortadoğu başta olmak üzere dünya kadın hareketleri ile ilişki ve ittifaklar geliştirerek Dünya Kadınlarının Demokratik Konfederalizmini kurmak önemli. Yine 2022’de Tunus’ta toplanan ve ağırlıkta anti-emperyalist çizgide mücadele yürüten kadın örgütlerinin buluştuğu 3. Dünya Kadın Konferansı’nda da Kadın Devrimi ve Kadın Konfederalizmi tartışmaları yürütülmüş, önemli bir bileşen tarafından olumlu karşılanmıştır. Ortadoğu çapında oluşturulan kadın ittifakı bu yılda ise Lübnan’da kadın devrimi gündemiyle ilk konferansını gerçekleştirmiş, kadın devrimi ve konfederalizmi tartışmalarını ve konuyla ilgili somut planlamalarını burada derinleştirmiştir.

Tarihsel olarak ve günümüzde de sistem karşıtı mücadelelerde cinsler arası çelişkinin niteliğinden ötürü kadınlar temel dinamik olmuşlardır. Yerel girişimlerden dünya sosyal forumlarına kadar, dünya çapında çeşitli biçimlerde kendini örgütleyen sistem karşıtı grup ve ilişki ağlarının motor gücü kadınlardır. Kadın özgürlük mücadelesi küresel demokrasi hareketinin gelişmesine öncülük etmektedir. Ancak bu genel örgütleme ağlarında ataerkil zihniyeti aşan bir mücadele geliştirmekte, kadınların ortak irade, gündem ve vizyonunu oluşturmakta ve süreklileşen bir örgütlülüğü yaratmakta yetersiz kalınmaktadır. Latin Amerika’da, Avrupa’da, Afrika’da, Asya’nın belli alanlarında, Ortadoğu’da, önemli bir kadın mücadele deneyimi ve yaşayan tarihi değerleri mevcuttur ve toplumsallığın kökleri güçlüdür. Ancak bu kadın ve toplum değerleri dağınık, mücadele gücü parçalı, kadınların özgürlük arayışları kendisiyle ya da kendi yereli ile sınırlı kalmakta ve ortaklaşamamaktadır. Kimi girişim ve adımlar olsa da bu, kalıcı ve süreklileşen bir örgütlenme düzeyinde değildir.

Bu kadar örgütlü ve yaşamın her anını ve dünyanın her mekanını yönetip yönlendiren erkek sistemine karşı, kadınların da demokratik anlamda bir koordinasyon, yönetim sistemi olabilmelidir. Kadın örgütlerinin birbirleri üzerinde hiyerarşik yapılar oluşturmadan, temel bazı ilkelerde ortaklaşarak, deneyim paylaşımını sağlayan, ortak tutum ve eylem açığa çıkaran birliklere ihtiyacı vardır. Bu birliklerin temelini kadın özgürlüğü fikri oluşturmalıdır. Bu bakımdan dünya kadınlarının birliğini tanımlamada konfederalizm kavramı bu hedefi karşılamaya daha uygundur. Kapitalizme, emperyalizm ve faşizme karşı işçilerin, ezilen halkların ve devrimci güçlerin ortaklaşmasını ifade eden “enternasyonalizm” kavramı, kadın birlikteliğini tanımlama anlamında yeterli olmayabilir. Enternasyonalizm kavram olarak esasta, sınıf savaşımı temelinde ulusal sınırların aşılarak halkların devrimci birlikteliğini ifade eder. Kadınların birliği ise, içerik olarak hem bu anlamları kapsayan ve hem de bunları aşan bir karaktere sahiptir. Kadınların ulusal, sınıfsal sorunları vardır, ancak bunun da derininde temel bir cins sorunu, çelişkisi vardır. Konfederalizm bu birliğin ve ortaklaşmanın karakterine uygun bir örgütlenme modelidir. Kapitalizmin temel iktidar ideolojileri olan milliyetçilik, dincilik, bilimcilik ve cinsiyetçiliğe karşı olmak temel ilkelerden biri olmalıdır. Kapitalizmin sermaye ve endüstriyalizme dayalı sisteminden kaynaklı gelişen savaşlar, açlık, yoksulluk, şiddet, göç, eğitim ve sağlık sorunları, ekolojik sorunlar, tecavüz-taciz ve kadın katliamlarına karşı durmak, mücadelenin temel gerekçeleridir. Küresel birlik esasları, bu gerekçelere karşı ortak duruşla belirlenebilir.

Şimdiye kadar hareketimizin dahil olduğu ya da olmadığı birçok deneyim yaşanmıştır. Birlikte tartışmak, ortak politikalar geliştirmek açısından kimi toplantılar yapılmış, platformlar, inisiyatifler kurulmuş, bazı birliktelikler geliştirilmiştir. Bu, önemli bir tecrübedir. Ancak kısa vadeli, dönemsel bir araya gelişler, kalıcı örgütlenmeyi oluşturmayan ortaklaşmalar, ihtiyaca cevap vermemektedir. Hatta BM, AB gibi kurumlar bu küresel dayanışmaların öncülüğüne soyunarak kadın mücadelesinin liberalize edilmesinde kullanmak istemişlerdir. Kadın mücadelesinin yükselişe geçtiği dönemlerle paralel biçimde BM çatısı altında Mexico City, Kopenhag ve Nairobi’de uluslararası üç konferans düzenlenerek 1975-1985 arasındaki dönem “Kadın On Yılı” olarak kabul edilerek bugün feminizmin neoliberal politikalarla bütünleşmesi eleştirilerine yol açan sivil toplum kuruluşlarının zemini oluşturulmuştur.

Bu nedenle bugüne kadar atılan adımların artık mutlaka yeni bir aşamaya taşırılması gerekmektedir. Her yerelin tecrübesi, yaşanmışlıkları, bunların olumlu ve olumsuz yanlarının analize tabi tutularak yeni sonuçlara ulaşılması önem arz etmektedir. Bu küresel ya da evrensel örgütlenme ve mücadele perspektifi Demokratik Modernite, Kadın Devrimi perspektifinde oluşturulmalıdır. Kırk yıllık Kürdistan devrimi deneyimi ve 2012’den beri gelişen Rojava devrim deneyimi, bu perspektifin başarısını ortaya koymuştur. Konfederal örgütlenme biçiminin kendisi, tüm kadınların kendilerini farklılıkları ile eşit ve özgür bir biçimde ifade etmeleri, demokratik katılımın sağlanması açısından önemlidir. Yereldeki mücadele ile küresel çaptaki mücadele arasındaki ilişkinin nasıl kurulacağı ve bunun nasıl bir ideolojik, politik, sosyal, kültürel, toplumsal, öz savunma gücüne dönüştürüleceği soruları üzerinden örgütsel ve politik cevapları oluşturmak gerekmektedir.

Konfederalizm, yereldeki demokratik örgütlenmeler arasındaki demokratik bağı ifade eder. Dolayısıyla Dünya Kadın Konfederalizmi dediğimizde, yerellerde mutlaka örgütlülüklerin olması, geliştirilmesi gerekmektedir. Yerelde örgütlülükler olmadan üstte altı boş olan bazı birliktelikler geliştirilemez. Yerellerde yaygın komün benzeri örgütlenmeler geliştirip genel anlamda konfederal bağı oluşturmak gerekir. Hemen geliştirilen ilişkilere, örgütlülüklere ilk elden konfederal örgütlenme denilmeyebilir, ancak yaygın bir biçimde örgütlenme ağlarının oluşturulması, giderek bu ağların anlamlı bir konfederal ilişkilenme tarzına doğru akıtılması önemlidir. Yine yerelcilik tuzağına düşmeden yerellik anlayışını geliştirmek de çok önemlidir. Her farklı kadın kimliği, kendi toplumsal hakikati içerisinde, sosyolojik gerçekliğini tanıyıp çözerek evrensel birliğe dahil olursa, bu çok anlamlı ve zengin bir kadın birlikteliğine, toplumsal birlikteliğe yol açar. Toplumuyla birlikte özgürleşme ilkesine denk düşecek biçimde kıta kıta, kıta içinde bölge bölge kadın konfederal örgütlülükleri geliştirilmelidir. Bu örgütlülük bir ağ gibi, birbirini tamamlayan, akışkan, süreklileşen bir ilişki ağı biçiminde olmalıdır. Afrikalı, Asyalı, Avrupalı, Amerikalı, Latin Amerikalı, Avustralyalı kadınların adım adım gelişen konfederal örgütlenmesinin toplamı giderek Dünya Kadın Konfederalizmini oluşturur.

Dünya Kadın Konfederal örgütlenme anlayışında milliyetçiliğe, sınıfsal, hiyerarşik yaklaşımlara yer olmamalıdır. Çağımızın temel hastalıkları olan bu özellikler kadınlar üzerinde de oldukça etkilidir, parçalanma zaten bundan kaynaklı gelişmektedir. Aslında kadın hareketlerinin sistem içileşmesinin önemli bir nedeni de, mücadelede zamanla yalnızlaşmaları, erkek egemenliğinin sistemli saldırılarının bu hareketleri zayıflatıp güçten düşürmeleridir. Bu nedenle kadınları zayıf düşürecek bu etkiden çıkarmak, kadınların eğitimini öncelemek, anlayış kazandırmak ve örgüt bünyesini etkilemesine izin vermemek gerekir. Birbirini tanıma, birbirinden haberdar olma, birbirinden sorumlu görme ve birbirine karşı duyarlı olma, konfederal örgütlenme anlayışının temel özelliklerindendir. Dünyanın neresinde hangi kadına saldırılmışsa, ona destek olmak, mücadele seferberliği geliştirmek, kadın mücadelelerine güç verir. Kadın emeğinin ortaklaşması, ancak bu duyarlılık ve sorumlulukla gelişebilir. Yerel evrenselleşebildiğinde, evrensel yerelleşebildiğinde, özgür ve akışkan bir ilişki, yine sonuç alıcı politik eylemsellik gelişebilir. İşte bu nedenle ataerkilliğe ait parçalayıcı tüm geri alışkanlıkların aşılması önemlidir.

Eğitim anlayışında özgür kadın akademilerinin oluşumu, kadın rönesansına öncülük edecek zihniyet çalışmalarını geliştirebilmeliyiz. Eylem anlayışında; uzun süreli politik hedefleri kapsayan, aşamalı eylem planlamaları olacağı gibi, acil ihtiyaçlar temelinde hızla ve etkili örgütlenebilen eylem yaklaşımları olabilmelidir. En radikal eylemlerden en esnek eylem biçimlerine kadar, ilkelerimize hizmet edecek tarzda her türlü eylemselliğe açık olunmalıdır.

Bu anlayış doğrultusunda medya enformasyon sisteminin oluşturulması, karşılıklı iletişim, sanal medya vb. iletişim araçlarının iyi değerlendirilmesi, ajitasyon-propagandayı güçlendirmeyi, hızla örgütlenmeyi ve eylemselleşmeyi getirir.

Diğer bir yön de kadının toplumsal sözleşmesinin Dünya Kadın Konfederalizmini geliştirmede oynayacağı roldür. Kadına yönelik şiddetin önlenmesini hedefleyen CEDAW, İstanbul Sözleşmesi, Pekin Deklarasyonu gibi sözleşmeler de böylesi hedeflerle oluşturulmuştur. Ancak devletleri esas alan bu sözleşmeler ciddi yetersizlikler barındırdığı gibi bağlayıcılıkları sınırlıdır ve kadın kırımını durduracak karakterde değildir. CEDAW’ın birçok maddesine şerh konulabilmekte, devletlerin uyguladığı şiddetin sorgulanmasını sağlayacak başvuruların önüne engeller konulmakta, iktidarlar keyfi biçimde imza atmış oldukları bu sözleşmeleri uygulamama hakkını kendinde görebilmektedirler. AKP iktidarının Türkiye’nin imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi’ni geçersiz sayması buna örnektir. Kadının toplumsal sözleşmesi ile kadın devrimi birbirine bağlıdır, kadın devrimi sonuç aldıkça kadının toplumsal sözleşmesi yaşamsallaşma imkanı yakalar. Bununla bağlantılı biçimde Dünya Kadın Konfederalizmiyle kadının toplumsal sözleşmesi çalışmaları birçok noktada ortaklaşmayı sağlayacak karakterdedir. Farklı kadın kimlikleri ya da hareketleriyle Kadın Konfederalizmine ilişkin tartışmalar yürütülürken, kadının toplumsal sözleşmesi üzerinden yaklaşım geliştirmek, buradan doğru da açılım sağlayabilmek önemlidir.

Kürdistan’da gelişen kadın özgürlük mücadelesi her anında aslında hep evrensel bir karakter taşımıştır. Zamansal ve mekânsal olarak Kürdistan kadın mücadelesi, yerelden evrenselliği geliştiren bir özelliğe sahip olmuştur. Rêber Apo’nun kadın için geliştirdiği tüm projeler, Kadın Ordulaşması, Kadın Kurtuluş İdeolojisi, Kopuş Teorisi, Erkeği Dönüştürme, Kadın Partileşmesi, Toplumsal Sözleşme, Eş Başkanlık Sistemi, Kadın Vakfı, Jineoloji ve Özgür Eş Yaşam gibi tüm projeler, sadece Kürt kadınları için değildi, tüm dünya kadınları içindi. Bu açıdan hareket olarak dayanışma ve destek temelindeki ilişkileri giderek küresel çapta kadın sisteminin örülmesine dönüştürmede önemli fırsatlar yakalamış durumdayız. Avrupa merkezci, oryantalist yaklaşımlar ve devletlerin engelleyici tutumlarını aşacak yaratıcı yol ve yöntemlerle Dünya Kadın Konfederalizmi çalışmasını geliştirmek kadın devriminin küreselleşmesini sağlayacaktır.

Kadın Devriminde PAJK Öncülüğü Ve Kadrosal Görevler

Kadının kaybediş hikayesi erkeğin, doğanın ve giderek yaşamın kaybedilişi hikayesine dönüşürken kadın devrimi artık kadınların kurtuluşunun ötesinde anlamlar kazanmış durumda. Kadın devrimi ulusal, sınıfsal, sanatsal devrimlerin, sosyalizm iddiasının temelini oluşturan karakterdedir. Kadın özgürlüğünün toplumsal özgürlüğü belirleyici niteliği bunun temsilini yapan parti ve kadrolara ağır sorumluluklar yükler. Bu açıdan PAJK öncülüğü ve kadrosal sorumluluklarımız, cevap olmamız gereken sorunlar daha geniş bir kapsam kazanmıştır. Önderliğimizin kadın devriminde ideolojik mücadele ve ideolojik yetkinleşmeye vurgu yapmasının bir nedeni de budur. Kadın devrimi kapsamında yerine getirilecek çalışmalar, kurumlaşmalar PAJK çizgisinin temsil edilmediği, militan kadro yapısının görevlerini yerine getiremediği zeminde gerçekleşme olanağı bulamaz. Bu çizgi temsilini nasıl yapacağımızı ve kadrosal öncülük görevlerimizi belirlemek bu açıdan önemlidir.

Kadrosal öncülüğün tanımına uygun biçimde özgürleşmeyi başlangıçta kendisinde temsil eden çekirdek yapı bunu çok zengin yol, yöntem, araçlar ve örgütlenmelerle toplumsal yapıya taşırmakla sorumludur. Yaşamda ve mücadelede sistem dışı kalabilmek, radikal ve militanca tutum sahibi olabilmek kadrolardan beklenen özelliklerdir. Rêber Apo “etik ilke ile çok derinliğe işlemiş köle ahlakının ve çağdaş kapitalizmin baştan çıkarıcılığının aşılması” gereğine dikkat çeker. Çünkü kadrosal öncülükte geleneksel kadınlık ve kapitalizmin metaların kraliçesi olarak inşa ettiği çağdaş kölelik özellikleri ayağımıza dolanan engelleyici bağlardır. Önderliğimizin ısrarla üzerinde durduğu etik-estetik konusundaki tartışmaların özünde özgürlük değerlerini temsil edebilme kapasitemiz çözümlenmektedir.

Kadın özgürlük çizgisinin temsil edilmesinin eksenine cins mücadelesi oturur. Cins mücadelesi xwebûn olabilmede kendimizle, kadın komünalitesini ve yoldaşlığını geliştirmede kadın yoldaşlarımızla, egemenliği aştırma ve dönüştürme temelinde erkeğe karşı yürüttüğümüz ideolojik mücadeledir. Kadın devrimi görevlerini yerine getirmede bu yönlü eksik ve yetmezliklerimiz ciddi engeller oluşturmaktadır. Kendimize ve ilişkilerimize özgürlük ilkelerini dayatmamak cins mücadelesinin durması, donması ve zayıflaması olarak dile gelen duruma yol açmaktadır. Çalışmalarımızın ulaştığı kapsamla bağlantılı, eskiden daha dar bir alanda sorunlara neden olan bu durum artık etki ettiğimiz geniş toplumsal zemin ve çalışmalarla bağlantılı daha ciddi sorunlara yol açmakta, daha fazla kişiyi etkilemektedir. Bu açıdan öncülük rolümüzü yerine getirmede cins mücadelesinin daha da güçlenmesi gereken bir dönemde olduğumuzu bilmek durumundayız.

Önderliğimiz kadın partileşmesini kadın özgürlük akademisi olarak tanımlamış, özgürlük değerlerini donanmış, Tanrıça, Melek ve Afrodit karakterlerini açığa çıkarmış kadrolarla niteliksel gelişmeyi yaratmak istemiştir. Tanrıça kimliğinde üst düzeyde yaratıcılık, özgürlük ölçülerinin somutlaştığı kişilik, yaşam ve mücadele gerçeği açığa çıkarılması hedeflenmiştir. Melek ya da daha sonraki tanımla “talib” kategorisi topluma özgürlük bilinci ve ahlakını taşıyacak eğitici güç olmayı tanımlar. Afrodit karakteri iktidar ilişkilerinin çirkinleştirdiği ortamda dahi güzellikleri temsil edecek etik-estetik yaklaşımı geliştirme gücünü ifade eder. PAJK zemininde ifadesini bulması gereken bu özellikler binlerce yıldır kölelik temelinde inşa edilmiş kadın kimliklerinin yıkımı ve özgürlük ekseninde şekillenen yeni kadın kimliklerinin oluşturulmasını sağlar. Bu açıdan PAJK kimliği ve çizgisinde niteliksel gelişime dayalı örgütlenmenin esas olması ve geliştirilmesi gerekir.

Önderliğimizin de ifade ettiği gibi hareketimizin her dönem temel sorunu kadronun niceliksel eksikliğinden ziyade niteliksel yetersizliklerdir. Nitelik, doğuştan sahip olduğumuz ya da geldiğimiz toplumsal zeminin bize kazandırdığı avantajlara dayalı gelişmez. Bunların da etkisi olmakla birlikte niteliksel gelişmeyi belirleyen partileşme düzeyimizdir. Parti bu bakımdan her kadroda niteliksel gelişme yaratacak imkanları sunmaktadır. Örgütsel deneyim, irade geliştirme, ideolojik netlik, komutanlaşma, kurumsallaşma ve toplumsallaşma itibari ile kazandığımız kapsam bunun için muazzam bir zemindir. Bu zeminlerde kadın kurtuluş ideolojisi ilkelerini temsil düzeyimiz, cins mücadelesindeki keskinliğimiz, demokratik toplumun dokuz boyutunu inşa etmeye yetecek yaratıcı düşünce gücüne ulaşarak niteliksel sıçramalar geliştirebiliriz.

Kadın devriminin sorumlulukları hepimizi böylesi bir gelişme düzeyini yakalamaya mecbur kılmaktadır. Sürekli kendimizi eğiterek ideolojik olarak derinleşmeli, jineoloji temelinde sosyolojik bakabilmeyi başarmalıyız. Neoliberalizmin kadın özgürlüğüne yönelen teorilerine karşı kuramsal mücadele bunu gerekli kılar. Çağın bilgi-bilim düzeyinin yarattığı kafa karışıklığında kadın hakikatini aydınlatabilecek argümanlarının oluşturulması ihtiyaçtır. Çok geniş çevreler, gruplar, farklı ideolojik yaklaşıma sahip kesimlerle kurulan ilişki ve ittifaklar ideolojik derinlik olmadan yürütülemez. Binlerce yıllık tarihsel-toplumsal dayanakları olan toplumsal sorunları çözebilmek dinden felsefeye, tarihten psikolojiye, sanattan hukuka kadar birçok konuda derinleşmeyi gerekli kılmaktadır.

Dünya siyasetine yön veren bir hareketin kadroları olarak güncel politik gelişmeleri doğru tahlil etmek, öngörülerde bulunmak, strateji ve taktikler geliştirmek için politik yetkinleşme zorunludur. Bu yetkinleşme insanları ikna edebilecek dil ve üsluba kavuşturulmalıdır.

21.yüzyılın savaş yöntemleri ve teknolojilerini aşacak askeri stratejileri geliştirebilmek, kadın savunma gücünü yenilmez kılabilecek komutanlaşmada derinleşme ile gerçekleşebilir.

Tecrübeyi bilince çıkararak, dogmatizm ve liberalizmden sıyrılarak kendimizi yenilemek, partiye katılımları arttırmak ve yenilenen güce deneyimimizi aktarmak PAJK kadrolarının kadın devrimi görevleridir.

Birçok devrimde partiler ve kadrolar yeni toplumsal gelişmeyi mayalamaktan ziyade kendilerini onun yerine koydular. Bu da partileri iktidarın biriktiği bürokratik mekanizmalara, kadroları da iktidarlaşma ile yozlaşmaya götürdü. Devrimlerin yenilgisinde ve çağımızda sistem karşıtı mücadelede parti ve kadrolara güvensiz yaklaşılmasında bu pratiklerin etkisi oldu. Bu yönlü riskleri bertaraf edebilmek önemlidir. Çünkü kadın cephesinde oluşan kazanımlara dönük yaklaşımlar ve kadrosal sorunlarımız bu yönlü sorunların ipuçlarını barındırmaktadır. İktidarcı yaklaşımlara karşı erkenden tutum geliştirmek, kendisini sistemin yerine koyan yanlış temeldeki öncülüğü düzeltmek gerekmektedir.

KJK çatısında form kazanan kadının konfederal sisteminin, kadın öz savunma gücünün ve zihniyet çalışmalarının esas yürütücü öznelerinin PAJK kadroları olduğu düşünüldüğünde bu alanlardaki her sorun ve yetersizlikte kadrolar olarak sorumluluğumuzun bilincinde olmalıyız.

Özünde kadın partisi olarak şekillenen PKK’nin sistemin kurmay partisi rolünü oynamasında, KCK sisteminin demokratik modernite paradigmasına dayalı demokratik ulus sistemi haline gelmesinde, HPG’nin meşru savunma çizgisinde eylemlerindeki başarısında PAJK kadrolarının öncü rolü vardır. Kadın özgürlüğü ile toplumsal özgürlük, kadın devrimi ile demokratik sosyalist devrim arasındaki bağ ekseninde görev ve sorumluluklarımızın bilincinde olmalıyız.

Örgütlü bulunduğumuz alanlarda kadın devrimini derinleştirmek, savunmak ve başta Ortadoğu ve tüm dünyaya yaymak, demokratik ulusun inşa çalışmalarına öncülük etmek, halkların demokratik konfederal ilişki ve ittifaklarını örmek, soykırım, kadın kırımı ve toplum kırıma karşı yenilmez bir öz savunma hattı geliştirmek PAJK öncülüğünde gelişecek çalışmalardır.

Büyük bedeller ödeyerek, kahramanlıklar sergileyerek ortaya çıkardığımız birikimi, tüm dünyada yükselişe geçen kadın direnişi ile bütünleştirerek, kadın devrimine dönüştürebiliriz. Kadın kimliğinin ölüm ve kölelikle özdeşleştirildiği bir çağda ve coğrafyada Jin Jiyan Azadî sloganı etrafında kadın, yaşam ve özgürlüğü buluşturmayı hedefleyen bir devrimi örüyoruz. Katledilen her kadının son çığlıkları, evlatlarını yitiren anaların ağıtları, son mermisine kadar direnen, bombasını kendinde patlatan savaşçıların zılgıtları, işkence altında türkü söyleyen tutsakların ezgileri, yediden yetmişe erkek egemenliğine karşı sokaklara dökülen kadınların sloganları bizi bu devriminin görev ve sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyor!

Attachment